ÇALIŞAN, ALLAH’IN SEVGİLİSİDİR
27 Ekim 2026, Salı 11:28
Dervişin biri kırda gezerken ayaksız bir tilki görür. Hayrete düşer, bu hayvan bu haliyle ne yer ne içer, nasıl yaşar diye düşünerek Allahü Teala’nın lütfuna hayran kalır. Derken bir aslan çıkagelir. Aslanın ağzında bir çakal vardır. Aslan karnını doyurduktan sonra, çakalın yarısını bırakıp gider. Tilki de sürüne sürüne artığın yanına gelip afiyetle karnını doyurur.
Tilkinin rızkının ayağına geldiğini gören derviş, kendi kendine: “Bu tilkinin rızkını ayağına gönderen Allahü Teala, benimkini neden göndermesin.” diye düşünür ve artık çalışmasının gerek olmadığına karar verir. Nasıl olsa Allah, sonsuz hazinesinden rızkımı verir, çalışmama gerek yok diyerek beklemeye başlar. Fakat günlerce beklediği halde, gelen giden olmaz. Günlerce aç kalan derviş, bir deri bir kemik kalır. Bir gün bitkin bir halde otururken gaipten bir ses duyar. Ses: “Ey tembel adam! Kendini ayaksız, sakat, zavallı bir tilkiyle eş tutmaya utanmıyor musun? Başkasının artığına göz dikmeyi bırak da aslan gibi çalışıp zayıf ve kimsesizlere de bir hayrın dokunsun. Sana yakışan başkalarının artığını yemek değil, çalışıp ihtiyacından fazlasını kimsesiz ve muhtaçlara vermektir. Gücüyle aslan gibi olan kimse, başkasının artığına tamah etmemeli. Haydi kalk! Kolları sıva, çalış da helal lokma kazan. Hem kendin ye hem de muhtaçlara yedir.”
İki günü eşit olan zarar etmiştir. Dün geçti. Dünyanın bütün hazinelerini versek, geçen bir saniyeyi geri getiremeyiz. Biz önümüze bakarız. Bugün, bundan sonraki hayatımızın ilk günüdür. Yarın yaparım diyen pişman olmuştur. Her sabah yeniden bismillah diyoruz. Her gün yeniden doğarız. Kesin olan bir şey var: Hayatımız, bugün yapacağımız çalışmaya bağlı. Şimdi karar verme zamanıdır. Aslan mı olacağız, yoksa ayaksız tilki mi?
Bizim kimseden bir eksiğimiz yoktur. Başkalarından tek farkımız, çalışma süremizdir. Zeka, çalışmakla gelişir. En çok çalışan, en zeki olacaktır. Dahiler, herkesten çok çalışan kişilerdir. Prof. Dr. Fuat Sezgin, günde on yedi saat çalıştığını, bu kadar çalışan herkesin kendisi gibi başarılı olabileceğini yazmaktadır. Bir hedefi olan, planlı ve sürekli çalışan bir kişinin başarısız olma ihtimali olabilir mi? Mermeri delen suyun gücü değil, damlanın sürekliliğidir. Tarlayı ekmek çok zahmetlidir, fakat hasat zamanı yaşayacağımız mutluluk ve huzur bu zahmete değer.
Hepimizin gayesi mutlu bir hayat sürmektir. Başarı, mutluluğu; mutluluk da başarıyı getirir. Başarılı ve mutlu olmanın da iki yolu vardır: “İşini seveceksin, aileni seveceksin.” İnsan vaktinin hemen hepsini işinde ve evinde geçirmektedir. İşinde ve evinde mutlu olamayan ne kadar talihsizdir. Sevgi ve kardeşlik varsa, başarı ve mutluluk kaçınılmazdır. Einstein oğluna yazdığı mektupta: “Oğlum, keyif alarak bir şey yapıyor ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsan, bu öğrenmenin en iyi yoludur.” der. İşimizi seviyorsak başarı kaçınılmazdır. Ya sevdiğimiz işi yapacağız ya da yaptığımız işi seveceğiz. Bu aynı zamanda mutluluğun da formülüdür.
Genç adam! Sana el açmak, elden medet ummak yaraşmaz. “Sen yıldızlara tırmanan bir merdivensin, çer çöple ne işin olabilir. Bil ki, geçmişe bakıp pişmanlık duyan, ah eden ahmaktır. ‘Onların başları, taş gibi bir kemikten ibarettir.’ Onlara özenme. Cemil Meriç’in tabiriyle: “O bir parya veledi, bırak itlerle kemik yalasın.”
“Sen Oğuz Ata’nın has milletisen
Sen son peygamberin has ümmetisen
O seni boğmadan boğ illeti sen”
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.