BABALARIN SOKAKLA İMTİHANI
25 Ekim 2026, Pazar 13:07
Bir baba vardı… Hayattaki en büyük gayesi, evladını “iyi insan” olarak yetiştirmekti. Ona göre başarı; sadece diploma değil, güzel ahlaktı. Küçücük yaşlardan itibaren oğluna doğruyu, dürüstlüğü, saygıyı anlatmıştı. Sofrada “besmele”yi öğretmiş, büyüğün yanında nasıl oturulacağını göstermiş, kimsenin kalbini kırmamayı tembihlemişti.
Oğlu onun gözünde pırıl pırıl bir aynaydı… Temiz, saf ve umut dolu. Her akşam dua ederken, “Allah’ım, evladımı yolundan ayırma” diye içten içe yalvarırdı. Çünkü biliyordu; çocuk sadece evde değil, dışarıda da büyüyordu.
Sonra bir gün… Oğul sokağı tanıdı.
Önce küçük değişimler oldu. Kelimeler değişti. Daha önce ağzına yakışmayan sözler, diline dolanmaya başladı. Baba ilk duyduğunda şaşırdı, “Bir kerelik olmuştur” dedi. Ama o kelimeler tekrarlandı… Hem de giderek artarak.
Bir zamanlar “babacığım” diye seslenen o yumuşak ses, yerini sert, umursamaz bir tona bıraktı. Gözlerindeki o masum bakış, yerini meydan okuyan bir bakışa terk etti. Baba her fark ettiğinde, içinde bir şeyler kırıldı. Ama yine de kızmak yerine anlamaya çalıştı. “Evladım,” dedi, “Bu sözler sana yakışmıyor…”
Oğul ise başını çevirip sustu…
Belki arkadaşlarının yanında öğrendi, belki sosyal medyada gördü, belki de “büyümek” sandı bunu… Ama fark etmediği bir şey vardı: Büyümek, kabalaşmak değildi.
Baba, akşamları daha uzun oturmaya başladı. Eskiden neşeyle dolan o ev, şimdi sessizlikle doluydu. Duvarlar bile değişimi hissediyordu sanki. Oğlunun odasından gelen kahkahalar bile yabancıydı artık; içinde saygı yoktu, incelik yoktu.
Bir gün baba, oğlunun arkasından bakarken içinden şunları geçirdi:
“Ben sana temiz bir kalp vermeye çalıştım… Ama dünya sana başka bir dil öğretmiş.”
İşte en çok bu canını acıttı. Çünkü bir baba için evladının düşmesi, kendi kalbinin düşmesi gibiydi. Onu azarlamak istemedi, kırmak istemedi… Ama kaybetmekten korktu.
O gece yine dua etti. Belki eskisinden daha sessiz, ama daha derin bir sızıyla:
“Allah’ım… Ona öğretemediklerimi Sen öğret. Kalbini koru… Onu bana değil, Sana yakın eyle.”
Çünkü bazı değişimler sözle düzelmezdi… Sevgiyle, sabırla ve dua ile onarılırdı.
Ve belki de her şeye rağmen umut vardı.
Çünkü bir çocuk ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın, içinde bir yerlerde babasının öğrettiği o güzel ahlakın izi mutlaka kalırdı…
Yeter ki o iz tamamen silinmesin.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.