DENETİM EKSİK Mİ?
22 Ekim 2026, Perşembe 16:55
Genel denetim ve yargısal kurumlar:
Sayıştay
Devlet Denetleme Kurumu
Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık)
Düzenleyici ve denetleyici üst kurumlar:
BDDK(Bankacılık Denetleme)
SPK(sermaye piyasası denetleme)
RTÜK(Radyo Televizyon Üst Kurumu)
EPDK(Enerji Piyasası Denetleme Kurumu)
KİK(Kamu İhale Kurumu)
Rekabet Kurumu(Rekabetin Engellenmesi ve bozulmasını denetler)
BTK(Bilgi Teknolojileri Kurumu)
KGK(Kamu Gözetimi, Muhasebe ve denetim standartları kurumu)
KVKK(Kişisel Verileri Koruma Kurumu)
NDK(Nükleer Düzenleme Kurumu)
SEDDK(Sigortacılık ve <özel emeklilik düzenleme ve denetleme kurumu)
Ayrıca:
Bakanlıkların ve büyük kamu kurumlarının, belli büyüklükteki belediyelerin kendi TEFTİŞ KURULU var.
Şimdi yukarıda yazdığım onca kuruma rağmen zaman zaman toplumda infial meydana getiren suiistimaller neden oluyor?
Son yıllarda yargıya düşmüş olan belediyelerdeki suiistimaller, ihaleye fesat karıştırmalar, irtikap ve ayyuka çıkan rüşvet iddiaları bütün bu kurumlara rağmen nasıl olabiliyor?
En son ortaya çıkan ve ülkenin mevcut birikiminin ekseriyetinin yurt dışına kaçırılmasıyla son bulan Fon Skandalı onca denetim kurumuna rağmen neden oluyor?
O zaman iki soru akla geliyor?
Ya bu denetim kurumları işlerini yapmıyor.
Ya da bu kurumların denetim örgüsünde bir sıkıntı var!
Bana göre devasa binalarda yüzlerce personel çalıştıran bilgi akışının olduğu denetim mekanizmalarındaki ana sıkıntı mekanizmanın işleyişinde.
Hele hele haksız kazanç ediniminde kazanılan malların veya servetin mali denetimden kaçırılması mümkün değilken hala bunların olmasının ana sebebi incelemelerin genelde usulden olması sebebiyledir.
Yıllar önce Şişhanede çalışırken Karaköy esnafıyla gün içinde devamlı beraberdik.
Malumunuz Perşembe Pazarı diye bilinen Karaköy esnafı o zamanlarda Türkiye’nin ticari merkezi konumundaydı.
İrili ufaklı firmaların satın alma müdür ya da elemanları ihtiyaç temini için oraya gelir bir firmadan ürünlerini alırdı.
Ama alım genelde şöyle olurdu.
Samimi olduğu bir firmadan teklif alır. Diyelim İş güvenliği ayakkabısı alacak. O firma bir teklif verir. Tanesi 1000 TL.
Sonra iki teklif yazısı daha yazar. Biri 1100 diğeri 1150. Kendisinde duran başka firmanın kaşesini de basar satın almacıya verir. Başkasının kaşesi onda ne geziyor derseniz, onunki de komşu esnaftadır. Fabrika müdürü ya da patron “usulüne “ göre alınmış teklifi dosyaya koyar.
Ya da Kamu İhale Kurumunu arkadan dolanarak büyük ihaleleri bölerek davet usulü ihaleye dönüştürülür.
Veya öyle bir şartname yazılır ki, sadece o şartnamede o ihaleyi alacak firmanın ismi yazılmamıştır.
Gelelim eşi dostu kamu kurumlarına, belediyelere yerleştirmeye.
Devletin İstisnai Eleman alım kotası var.
Bu eşi dostu alma istisnası gibi kullanılır.
Halbuki KPSS yoluyla temin edemeyeceğiniz mesela Kepçe Operatörü gibi özellikli bir eleman alımı içindir.
Valiliklerin, 100 binden büyük belediyelerin, bakanlıkların ve bazı kamu kurumlarının bu şekil memur alımı imkanı maalesef ilgili birimlerin yetkilileri tarafından eş dost kayırma şekline dönüşüyor.
Genelde kendi akrabasını kendi kurumunda değil benzer başka bir kurumda, o kurumun akrabasını da kendinde istihdam ederek “memur” statüsü kazandırılıyor.
Tabi bu da eş dost kayırılıyor muhabbetini körükleyen bir durumun oluşmasına sebebiyet veriyor.
Her belediyenin zabıtası var ki bu evlere şenlik.
Zabıta olan dostlar kusura bakmasın ama yapabildikleri en etkili iş sabah akşam başkanın teşrifi sırasında arabasının yolunu açmaktan öteye değil.
Ya da gariban seyyar satıcı kovalamaktan öteye gidemez.
X şehrinde kaldırımı işgal etmiş kalantor bir mağazaya ceza yazacak olsa kuruma makbuzu teslim etmeden daha başkan ya da yardımcısından fırça yiyeceği kesin. Ya bir Meclis üyesinin ya da bir partinin yönetiminde birinindir.
Ya da etkili bir partiliyi tanıyordur mağaza sahibi.
Velhasıl bütün bu yazdıklarımızı özetlersek;
1-Devletin denetleme organlarının daha etkili şekilde denetleme yapmasını sağlamak gerekiyor.
2- En çok istismara açık olan bilhassa belediyelerin hem izin veren hem denetleyen kurum olmaktan çıkarılması gerekir. (İmar ve ruhsatı veren belediye denetleyici olursa istismara açık olur)
3-İstisnai memur alımı konusunun istismar edilmesinin önüne geçilmesi gerekir.
Ayrıca vahim bir tarafı da şu.
Kitle partilerinde hele hele AK Parti gibi 25 yıldır iktidar olan bir partide b*k böceklerinin çokluğu kimseyi şaşırtmasın.
Samimi hizmet duygusu zerre taşımayan, ikbal ve servet edinmenin en kısa yolunu ona yamanmakta gören bir kitlenin parti içinde yuvalanması mukadderdir.
Elbette Erdoğan gibi biri partiye bilerek bu tip insanları almaz, böyle bir şeye tevessül etmez. Ama öyle referanslarla gelirler ki o da onları “adam” sanır.
Ya da kendi kriterlerine (KADEM), geçmişten gelen ilişkilerine (Selamet Partisi, İmam-hatip, aileye yakın olmuş) güvenerek o kişilere makam teslim eder ama onlar bunu şahsi emelleri ve iktidarları için kullanmaktan asla kaçınmazlar.
İştahası doymak bilmeyen mayası bozuk kişilere makam teslim eder ve bunu da denetlemede aciz davranırsanız istismar kaçınılmazdır.
Ne demiş atalarımız:
“Hırsız içeridense kilit tutmaz”
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.