15 YIL SONRA ŞAM: ŞEHRİN KALBİNDE YENİDEN HAYAT
21 Ekim 2026, Çarşamba 11:52

Dile kolay, tam 15 sene oldu. Tam 15 yıldır bu mübarek topraklara hasretiz.
Dünyanın herhangi başka bir yerine gidiyor olsam bu heyecanın onda birini yaşamam. İngiltere, Amerika, Uzakdoğu veya Batı... Hiçbirisi beni Suriye kadar heyecanlandırmaz.
“Ya Suriye’de ne var seni bu kadar heyecanlandıran?” diye sorulabilir.
Bütün bir dünya tarihini öğrenmek için Suriye coğrafyasındaki tarihi bilmek zorundasınız.
Yeryüzünün ilk insanı denildiğinde akla Hazreti Âdem geliyor. Hazreti Âdem’in öldürülen oğlu Habil’in kabriyle ilişkilendirilen makam da bu coğrafyada. Salahaddin Eyyubi’den Nurettin Zengi’ye, Baybars’tan nice sahabeye ve din büyüğüne kadar çok kıymetli isimlerin hatıraları burada.
Koskoca bir İslam tarihinin, aynı zamanda Türk-İslam tarihinin en muhteşem eserlerinden bazıları Suriye’dedir.
Şam’a girildiğinde insanı ilk karşılayan büyük manzaralardan biri Kasiyun Dağı’dır. Şam’la özdeşleşmiş bu dağın ve çevresinin çok eski hatıraları vardır. Muhyiddin İbn Arabi Hazretleri’nin kabri burada, Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri’nin kabri de buradadır.
Şam sokaklarından Kasiyun’u seyrederken tarih insanı adeta her taraftan kuşatıyor.
ŞAM SÜLEYMANİYE KÜLLİYESİ

Şam’ın en önemli Osmanlı eserlerinden biri Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı Süleymaniye Külliyesi’dir.
Hemen yanında oğlu II. Selim’in medresesi bulunur.
Burası çok özel bir yapıdır. Medresenin ana dershane binası kubbeli yapıdır. Öğrenciler avluyu çevreleyen kubbelerin altında bulunan odalarda yatılı olarak kalırlardı.
Aynı şekilde Sultan Süleyman’ın camisinin çevresinde medrese öğrenci odaları bulunur. Kıblenin ters tarafındaki bacalı yapılar ise Süleymaniye Külliyesi’nin mutfak, yani imaret kısmıdır.
Şam’a gelindiğinde özellikle görülmesi gereken yerlerden biri burasıdır.
Osmanlı Şam’ı çok seviyordu. Çünkü burası bölgenin başkenti konumunda önemli bir idari merkezdi.
Kanuni Sultan Süleyman buraya cami merkezli büyük bir külliye yaptırdı. Cami, medrese ve imaretten meydana gelen bu yapıya daha sonra oğlu II. Selim’in yine Mimar Sinan’a yaptırdığı ikinci medrese eklendi.
Sultan Vahdettin’in kabri de Süleymaniye Camii’nin kıble duvarı önünde bulunmaktadır.
HİCAZ DEMİRYOLU VE ŞAM TREN İSTASYONU

Şam’da Osmanlı’nın bıraktığı en önemli izlerden biri de Hicaz Demiryolu’dur.
Şam Tren İstasyonu bütün güzelliğiyle bugün de ayaktadır.
İstasyona bakıldığında mimaride Endülüs etkileri dikkat çeker. Yapı, İspanyol mimar Fernando de Aranda tarafından yapılmıştır. Pencerelerin büyük bölümü at nalı kemer şeklindedir.
Kemerlerin arasındaki renkli taş sanatı ise Şam’da Nurettin Zengi döneminde gelişen ve ucu Endülüs’e kadar uzanan büyük bir sanat geleneğini hatırlatır.
Giriş üzerindeki balkonlar, alınlıklardaki farklı taşlardan oluşan süslemeler ve pencerelerin üzerindeki yuvarlak geçişler, Kurtuba Ulu Camii’ni veya Elhamra Sarayı’nı hatırlatan unsurlardır.,
MERCE MEYDANI VE ABDÜLHAMİD HAN’IN TELGRAF ANITI

Şam’ın en önemli merkezlerinden biri Merce Meydanı’dır.
Osmanlı yönetiminde de burası şehrin kalbinin attığı meydanlardan biriydi.
Meydanın en özel eserlerinden biri Sultan II. Abdülhamid döneminden kalan Telgraf Anıtı’dır.
Anıtın kaidesinde ay yıldızlar görülür. Yukarı doğru çıkıldığında Şam’ı İstanbul’a bağlayan telgraf hattını temsil eden direkler, seramikler ve teller vardır.
En üstünde ise anıtın en dikkat çekici ayrıntısı bulunur:
Yıldız Hamidiye Camii’nin küçük bir modeli.
Bu cami Sultan Abdülhamid’in saltanatının simgelerinden biridir.
Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı’nın 4. Ordusu’nun merkezi de Şam’dı. Merce Meydanı çevresindeki askerî yapılar Osmanlı’nın şehirdeki idari ve askerî varlığının önemli izlerini taşır.
HAMİDİYE ÇARŞISI

Şam denildiğinde akla gelen ilk yerlerden biri de Hamidiye Çarşısı’dır.
15 yıl sonra buraya yeniden gelindiğinde en sevindirici görüntülerden biri çarşının eski canlılığını korumasıdır.
2011’den itibaren Suriye çok zor yıllar geçirdi. Hamidiye Çarşısı’nın ve Şam Emeviye Camii çevresinin sessiz görüntülerini televizyonlarda görmek insanın yüreğini burkuyordu.
Fakat bugün çarşının dükkanları açık, esnaf işinin başında, insanlar alışveriş yapıyor.
Hamidiye Çarşısı yine cıvıl cıvıl.

Çarşının en meşhur duraklarından biri Bektaş dondurmacısıdır. Burada dondurma ile fıstık beraber dövülür. Fıstık serilir, dondurma üzerine konulur, tekrar fıstıkla kaplanır ve dövülerek hazırlanır.
Şam dondurmasının yanında sakızlı muhallebi ve çeşitli tatlılar da bu kültürün önemli parçalarıdır.
ŞAM’IN İKİ BÜYÜK ÇARŞISI
Şam’da Hamidiye ve Mithat Paşa çarşıları yan yana bulunur.
Mithat Paşa, Şam valiliği yaptığı dönemde şehre önemli eserler kazandırmıştır. Şamlıların onu sevmesinin sebeplerinden biri de valilik döneminde yaptığı hizmetlerdir.
Mithat Paşa Çarşısı da bunlardan biridir.
Büyük bir çarşı yaptırmış ve Şam’ın ticari hayatına önemli bir eser bırakmıştır.
Akşam olduğunda bile bu çarşılar ve Şam sokakları canlılığını korur. Dükkanların önemli bölümü açıktır. İnsanlar aileleriyle sokaklarda dolaşır, parklar ve bahçeler dolmaya başlar.
Şam’da hava kararır ama gün bitmez.
ŞAM’IN TATLISI

Şam’a gelindiğinde tadına bakılması gereken şeylerden biri de Şam’ın tatlılarıdır.
Tarih boyunca dilimizde Şam’ın şekeri, Şam’ın balı ve Şam’ın tatlıları üzerine pek çok ifade yer almıştır.
Bugün Antep fıstığı, Urfa fıstığı veya Siirt fıstığı diye tartıştığımız fıstığın tarihî ticaret dünyasında Şam’la da güçlü bir bağı vardır. Şam’ın tatlılarında fıstık hemen her yerde karşınıza çıkar.
Bunun en güzel örneklerinden biri Şambali tatlısıdır.
Çocukluğumda Manisa Demirci’de ilkokulun bahçesinde el arabasıyla dolaşan bir adam sabahtan akşama:
“Şambali!”
diye bağırırdı.
Biz bu tatlının adını çocukluğumuz boyunca Şambali olarak bildik.
Yıllar sonra Osmaniye’de aynı tatlı karşıma çıktığında işin aslını düşündüm:
Şambali...
Şam balı...
Şam tatlısı.
Çocukluğumuzdan beri Ege Bölgesi’nde dağın tepesindeki bir ilçenin okul bahçesinde bile Şam’ın tatlısı satılıyordu.
Bu ne demek?
Bağdat, Şam ve Kahire bir zamanlar bizim için uzak yerler değildi. Arka mahallemiz gibiydi. Kültürümüzün ve hayatımızın bir parçasıydı.
Bunları unutmamak, hatırlamak ve gelip yerinde görmek gerekiyor.
Çünkü Şam yalnızca bir şehir değildir.
Şam; tarih, kültür, mimari, ticaret, yemek ve asırlardır birbirine karışmış büyük bir medeniyet hafızasıdır.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.