• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

KEM ALETLE KEMÂLÂT OLMAZ

23 Ekim 2026, Cuma 11:28
KEM ALETLE KEMÂLÂT OLMAZ

İslam, insanlığa sadece neyi yapıp neyi yapmayacağını söyleyen kuru bir emirler manzumesi değildir; o, hayırlı bir amelin hangi üslup, usul ve vasıta ile icra edileceğini de tayin eden mutlak bir nizamdır. İslam’ın dünya görüşü asla Makyavelist, pragmatist yahut faydacı bir tabiata sahip olamaz. "Hedefe ulaşmak için her yol mübahtır, yeter ki neticede verimlilik ve menfaat elde edilsin" anlayışı, nebevi ahlakın tamamen reddettiği seküler bir hastalıktır. Hak din, sadece Allah’ın yoluna çağırmayı değil, bu çağrıyı bizzat hikmet ve güzel öğütle yapmayı emreder. Nitekim Kelime-i Tevhid bile önce "Lâ İlahe" nefyî ile başlayarak bütün şeytani ve batıl vasıtaları eler, ardından "İllallâh" ispatıyla hakikati ikame eder. Vasıta batıl ise, gaye asla hak olamaz.

Tarih ve fıkıh şahittir ki, kem aletle (kötü/kusurlu vasıtayla) asla kemâlâta erilemez; batıl vasıtayla çıkılan yolun varacağı yer ancak zeval ve mahviyettir. Hz. Peygamber “sallallahü aleyhi ve sellem”, kendilerini meşru helallerden mahrum bırakarak Allah’ın rızasına daha hızlı ulaşacaklarını zanneden sahabileri bile "Bu yol benim sünnetime muhaliftir" diyerek uyarmıştır. İslam hukukunda zekat ancak temiz ve helal maldan verilebilir; gayrimeşru yollarla edinilmiş tonlarca altının zekatı olmaz, o kirli para ile hacca da gidilmez. Kul, moralini düzeltmek için alkol yahut uyuşturucuya sığınamaz; başka bir imkan ve ihtimal varken haramla tedaviye tevessül edemez.

Yine ticari hayatta Müslümanların rekabet gücünü artırma niyetiyle zoraki verilen cevazlar ve esnetilen fetvalar, zamanla ticareti aşarak hayatın bütün alanını istila etmektedir. Şüpheli ve haram lokmalarla beslenen bünyeler ise ibadetlere karşı gün geçtikçe soğumakta ve kalben Allah’tan uzaklaşmaktadır.

Ehl-i Sünnet akidesinde takiyye haram olmasına rağmen, güya "stratejik bir makama gelmek" için yalanın her türlüsünü mübah sayan bazı makamperestler, zamanla yalana o kadar alışırlar ki doğruyu adeta unuturlar. Halbuki İslam’da yalan için cevaz verilen ancak üç özel durum söz konusudur. Bunlar; Savaş halinde, iki kişinin arasını düzeltmekte ve karı kocanın birbirini memnun etmesi bağlamında söylenen yalanlardır. Dejenere olan sadece siyaset ve ticaret değildir; kız çocuklarına güya tesettürü sevdirmek adına İslam’ın asla önermediği dar, şeffaf yahut süslü kıyafetleri giydiren modern ailelerin bu çarpık bakış açısı yüzünden sokaklarımız "giyinik çıplaklar" ile dolmuş, Müslümanların dindarlık iddiası trajikomik bir hal almıştır.

Dinen izlenmesi ve icrası haram olan boks maçlarını, güya "Müslümanların güç gösterisi ve dini şuurlanma vesilesi" yapmaya çalışan şuursuzlar, gençliği şiddet eğilimli birer barbar olmaya itmektedir. Gençliğe güya tarih şuuru kazandırmak için çekilen televizyon dizileri, İslami hassasiyetler gözetilmeden kurgulandığı için gayri İslami yaşam tarzlarına meşruiyet devşiren birer zehre dönüşmektedir. Sözde konu komşuyu ve akrabayı kırmamak, onları kazanmak niyetiyle mahremiyet sınırlarından verilen her taviz, ailelerin yıkılmasına ve İslami kimliğin sabun misali eriyip gitmesine sebep olmaktadır. Cihadı sadece klavye kalemşrlüğüne yahut hümanist bir "sevgi pıtırcıklığına" indirgeyen ahmaklar ise İslam düşmanlarına kendilerini sevdiremedikleri gibi, Müslümanları da savunmasız ve şuursuz birer açık hedef haline getirmektedirler.

Sonuç olarak, alemlerin Rabbi, Enbiyâ Suresi'nde Peygamber Efendimiz’e “sallallahü aleyhi ve sellem” şahsi ikbal hesapları veya konjonktürel stratejiler değil, "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" ilkesini yüklemiş; o da ümmetine bu istikamet üzere örneklik etmiştir. Müslüman, hayırlı bir amaca şerli bir vasıtayla varılamayacağını bilen feraset sahibidir. Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz; kirli suyla abdest alınmaz; kem aletle kemâlât olmaz. Bizler vasıtalarımızı İslam’ın mizanıyla temizlemedikçe, gayelerimizin mübarek olması bizi kurtarmaya yetmeyecektir.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Osman altıkulaç
    24-10-2026 21:27

    Allah hocamızdan razı olsun. İslam'ın gayesini nasıl yaşanacağını Sadık rehberlerin peşinde sadıkhane gitmekle ve onlara benzemekle mümkün olacağını anladık elhamdülillah... özet olarak diyebiliriz ki Allah'ın razı olmadığı bir yöntemle Allah'ın rızasına vasıl olunmaz aksine şeytan aleyhine'nin tuzağına düşerek ebedi hayatımızı mahvederiz hocamızın anlattıklarından kısaca Bu dersi çıkardık. Allah böyle yolumuzu aydınlatacak hocalarımızın ve peşinden gidenlerin sayısını arttırsın. Amin

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.