TRAFİK PSİKOLOJİSİ ÜZERİNE…
22 Eylül 2026, Salı 11:25
Trafikte Karşımızdakinin Hikâyesini Bilmiyoruz
Trafikte her gün yüzlerce insanla karşılaşıyoruz. Kırmızı ışıkta yanımızda duran, önümüze geçen, yavaşlayan ya da korna çalan insanları tanımıyoruz lakin birkaç saniyede onlar hakkında hüküm verebiliyoruz… Oysa direksiyonun arkasındaki insanın o gün neler yaşadığını, kalbinde hangi YÜKÜ taşıdığını bilmiyoruz.
Belki hastaneden çıkmıştır ve aldığı haber hayatını değiştirmiştir. Belki evinde hasta bir yakını vardır, işini kaybetmiştir, borçlarını düşünüyordur ya da sevdiği birini kaybetmenin acısıyla yol alıyordur. Biz ise onun bütün hayatını değil, yalnızca birkaç saniyelik davranışını görüyoruz.
Elbette EMPATİ, trafik kurallarını ihlal etmeyi mazur göstermek değildir. Ancak başkasının hatasına ÖFKEYLE karşılık vermemek, tehlikeyi büyütmemek ve gerektiğinde yol vermek bizim kendi mesuliyetimizdir. Çünkü insanın gerçek KARAKTERİ, her şey yolundayken değil, zorlandığı zamanlarda ortaya çıkar. Biri önümüze geçtiğinde, bizi beklettiğinde veya hata yaptığında SABRIMIZI koruyabiliyor muyuz? İşte asıl mesele budur.
Trafik, aslında yolların değil, insan karakterinin de aynasıdır. Direksiyon başında sabrımızı, öfkemizi, merhametimizi, kibrimizi ve kendimizi kontrol etme gücümüzü gösteririz.
Bazen bir korna yalnızca korna değildir; iş yerindeki baskının, evdeki tartışmanın, ekonomik sıkıntının veya gün boyunca biriktirilen öfkenin dışarıya taşmasıdır. Fakat karşımızdaki insan bunların hiçbirini bilmez, biz de onun HİKÂYESİNİ bilmeyiz.
Dinimizde ve kültürümüzde; sabır, merhamet, affedicilik, öfkeyi yenmek, yumuşak davranmak ve başkaları hakkında kötü zanda bulunmamak gibi AHLAK HÜKÜMLERİNİN vurgulanması bu açıdan çok manalıdır.
Bir başka sürücünün hatası bizim de HATA yapmamızı gerektirmez. O korna çaldı diye daha yüksek sesle korna çalmak, o öfkelendi diye öfkelenmek yalnızca GERİLİMİ büyütür.
Üstelik çocuklarımız da bizi izliyor. Arka koltukta oturan bir ÇOCUK, babasının veya annesinin trafikte insanlara nasıl davrandığını öğreniyor, yıllar sonra direksiyon başına geçtiğinde öğrendiğini tekrarlayabiliyor.
Bu yüzden trafikte bazen en büyük ERDEM, haklı olduğumuzu kanıtlamak değil, öfkemize hâkim olmaktır. Çünkü karşımızdaki sürücünün hikâyesini bilmiyoruz lakin kendi davranışımızın nasıl bir insanı gösterdiğini biliyoruz.
Belki bugün yol vermeye ihtiyacı olan kişi biz değiliz. Ama yarın biz aynı anlayışa İHTİYAÇ duyabiliriz.
Trafik, bize her gün aynı suali soruyor, karşımızdaki insanın hikâyesini bilmeden ona nasıl DAVRANIYORUZ? Cevabımız, yalnızca sürücülük tarzımızı değil, İNSANLIĞIMIZI da gösteriyor.
LÜTFEN! Trafikte önümüze geçen insanların bu davranışını NAMUS ve ŞEREF MESELESİ yapmayalım… Kimin hangi RUH halinde olduğunu bilemeyiz.
Bizi evde umutla bekleyen YAKINLARIMIZ olduğunu UNUTMAYALIM… Bir anlık ÖFKE geri dönüşü olmayan neticeleri beraberinde getirebilir.
Şuan hapishanelerde olanlara sorun; çoğu birkaç saniye sebebiyle oradadır.
Hülasa, İNSANIN KARAKTERİ VE NASIL BİRİ OLDUĞU; ZOR ZAMANLARDA VE NEFSİYLE VERDİĞİ MÜCADELE SIRASINDA ORTAYA ÇIKAR.
Hepinize hayırlı yolculuklar dilerim…
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.