MÜLK SAHİBİ KİM? Kara Para mı, Emek mi?
05 Ocak 2026, Pazartesi 00:25
Son yıllarda Türkiye’de kira ve mülk fiyatları, gelir artışının çok ötesine geçti.
Bu artış, yalnızca arz-talep dengesizliğiyle açıklanamayacak kadar sert ve kalıcı.
Çünkü ortada basit bir konut ya da mülk krizi değil, paranın kaynağına dair bir bozulma var.
Fiyatlar Neden Mantıktan Koptu?
Bir ülkede emlak fiyatları, normalde şu üç değişkenle yükselir:
gelir artışı, nüfus baskısı, maliyetler.
Bugün Türkiye’de bu üçü de var.
Ama yetmiyor.
Çünkü piyasaya giren dördüncü bir güç daha var:
kara para.
Kara Para Nedir, Ne Yapar?
Kara para;
uyuşturucu, yasa dışı bahis, dolandırıcılık ve benzeri faaliyetlerden elde edilir.
Bu paranın temel sorunu şudur:
Harcanmak zorundadır.
Ama:
Bankada uzun süre duramaz
Şeffaf yatırımda kullanılamaz
Üretime giremez
Bu yüzden en güvenli limana yönelir:
Taşınmaz.
Taşınmaz sektörü, kara para için idealdir:
Değeri subjektiftir
Nakit ödemeye açıktır
Fiyat şişirmeye elverişlidir
Denetimi zayıftır
Sonuç:
Gerçek piyasa değeriyle ilgisi olmayan, emsal oluşturan satışlar.
Ve emsal bozulunca:
herkes için fiyat bozulur.
Uyuşturucu ve yasa dışı bahis, toplumu iki kez yoksullaştırır:
Birincisi:
Doğrudan halktan para çeker.
Gençlerin, emekçilerin, dar gelirlinin cebini boşaltır.
İkincisi:
Bu parayı emlağa çevirerek,
kira ve konut fiyatlarını makul sınırların çok üstüne taşır.
Yani bir yandan para çalınır,
öte yandan hayat sahası pahalanır.
Emek Neden Yeniliyor?
Çünkü emek geliri temizdir ama yavaştır.
Kara para ise hızlı ve kaygısızdır.
Bir öğretmenin, bir işçinin, bir memurun:
20 yılda biriktireceği parayla
Bir gecede kazanılmış para
aynı piyasada yarışamaz.
Bu yarışta kaybeden bellidir:
Emeğiyle yaşayan.
Biz burada kimseyi suçlamıyoruz ama eğer kara para,
emlak piyasasında bu kadar rahat dolaşabiliyorsa;
sorun bireylerde değil, denetim mimarisindedir.
MASAK raporları,
şüpheli işlem hacminin anormal büyüdüğünü söylüyor.
Ama emlak piyasası hâlâ bu parayı kolayca emebiliyor.
Fiyat Artışı Maliyeti de Zehirliyor
Konut fiyatlarındaki anormal artış, sadece alıcıyı ezmiyor;
inşaat maliyetlerini de yukarı çekiyor.
Normalde maliyetler fiyatı belirler.
Ama bugün fiyatlar, maliyetleri belirliyor.
Şişirilmiş satış bedelleri:
Arsa fiyatlarını yükseltiyor
Müteahhit beklentisini bozuyor
Tedarik zincirinde genel bir fiyat iştahı oluşturuyor
Böylece kara parayla başlayan şişkinlik,
“maliyet arttı” gerekçesiyle meşrulaştırılıyor.
Suni Fiyatlar Bir Salgın Gibi Yayılıyor
Para aklamak için yapılan suni fiyat yükseltmeleri, tekil bir bozulma değildir.
Bir binada başlar, bir sokakta yayılır, sonra mahalleyi, şehri ve nihayet ülkeyi sarar.
Aynı pandemik virüs salgını gibidir.
Bir daire, gerçek değerinin çok üzerinde satıldığında,
o satış istisna olarak kalmaz;
emsal olur.
Emsal olunca:
Yan bina fiyat yükseltir
Arsa sahibi beklentisini artırır
Müteahhit maliyeti şişirir
Kiralar yukarı çekilir
Ve bir süre sonra kimse şunu sormaz:
“Bu fiyat makul mü?”
Herkes şunu söyler:
“Piyasa bu.”
Oysa bu piyasa,
sağlıklı bir arz-talep dengesi değil,
kirli paranın bulaştırdığı bir fiyat enfeksiyonudur.
En tehlikeli tarafı da şudur:
Bu salgın, yalnızca kirli parayı değil;
temiz emeği de hasta eder.
Çünkü emek,
salgına karşı bağışıklığı olmayan tek kesimdir.
Ve salgın yayılırken,
bedelini ödeyenler hep aynıdır:
Kirasını ödeyemeyen
Ev alamayan
Bir gelecek kurmaya çalışan insanlar…
Bu yüzden bugün yaşanan,
basit bir fiyat artışı değil;
ekonomik bir salgındır.
Bir diğer husus ise kira davalarında son dönemde ‘emsal’ kavramının giderek bozulmasıdır.
Gerçek piyasa değerini yansıtmayan, kaynağı sorgulanmamış yüksek bedelli kira ve satışlar, dava dosyalarında referans hâline gelmektedir.
Bu durum, bilinçli bir organizasyondan ziyade; denetimsiz bir fiyat üretim döngüsüne işaret etmektedir.
Sonuçta mahkemeler değil, bozulmuş piyasa konuşmakta; bedelini ise emeğiyle yaşayanlar ödemektedir.
Ev, sadece dört duvar değildir.
Güvendir.
Ailedir.
İstikrardır.
Bir ülkede ev,
kara paranın park alanına dönüşmüşse
orada sorun kira değildir.
Sorun adalettir.
Asıl soru şudur:
Bu ülkede mülk kimin?
Emeğiyle yaşayanın mı,
paranın kaynağını saklayanın mı?
Bu soruya dürüst bir cevap verilmeden
ne kiralar düşer,
ne adalet gelir,
ne de toplum nefes alır.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Ayşenaz
05-01-2026 22:36Harika yazı için teşekkür ediyoruz hocam, güzel bir eleştiri olmuş.
İliç/Erzincan
05-01-2026 10:28Tesbitlerinizden istifade ettim. Allah razı olsun. Fertlerden başlayan iyileşme reçetesini de beklerim. Saygılarımla,