• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

MODERN ZAMANLARDA DERVİŞ OLUNUR MU?

09 Ağustos 2026, Pazar 11:34
MODERN ZAMANLARDA DERVİŞ OLUNUR MU?

Modern zamanların kalabalığı içinde insan, çoğu zaman kendini bir çölün ortasında kalmış gibi hissediyor. Gürültü var, ışık var, hız var… ama huzur yok. Kalpler, hiç olmadığı kadar dolu ama bir o kadar da boş. Çünkü insan artık dışarıyı fethetmeye çalışırken, iç dünyasını ihmal ediyor. Oysa tasavvufun en kadim çağrısı hep aynıydı:

“Kendine dön, kalbine in, orada Rabbin seni bekliyor…”

Bugün Allahü tealaya samimiyele ulaşmak isteyen bir insanın önünde, görünmeyen ama güçlü engeller var. Modern dünyanın süslü putları… Kariyer, para, beğenilme arzusu, tüketim hırsı… Hepsi birer cazibe merkezi gibi insanı kendine çekiyor. Gönül, bir yandan secdeye kapanmak isterken, diğer yandan dünyanın alkışlarına meylediyor. İşte asıl yorgunluk burada başlıyor. Çünkü insan iki ayrı yöne aynı anda yürüyemez.

Tasavvuf, “azaltarak çoğalmak” demektir. Modern dünya ise “çoğaltarak mutlu olmak” vaadiyle gelir. Ama ne gariptir ki, çoğaldıkça içimiz daralır. Eşyalar artar, ama huzur azalır. Sosyal çevre genişler, ama yalnızlık derinleşir. İnsan, kendini kaybettikçe daha çok şey satın alarak bulacağını zanneder. Oysa aradığı şey, bir alışveriş sepetinde değil; kalbin en sessiz köşesindedir.

Bu çağın insanı için en büyük imtihan belki de “dağılmadan kalabilmek.” Her şey dikkatini çekmek için yarışırken, kalbini tek bir hakikatte tutabilmek… Herkes daha fazlasını isterken, “Allahü teala bana yeter” diyebilmek… İşte bu, modern zamanların en büyük zühdüdür. Eskinin dervişi çarşıdan uzaklaşarak nefsini terbiye ederdi; bugünün dervişi ise çarşının ortasında kalıp kalbini koruyarak imtihan olur.

Bazen insan diz çöküp dua etmek ister ama zihni susmaz. Ekranların ışığı gözünden çekilse bile, gönlünden çekilmez. Kalbi bir türlü sakinleşmez. İşte o anlarda insan, çaresizliğini en derinden hisseder. “Ya Rabbi, seni istiyorum ama kendimden kurtulamıyorum…” diye fısıldar içinden. Ve belki de en samimi dua tam da budur.

Çünkü tasavvuf, kusursuzların yolu değil; arayanların yoludur. Düşe kalka yürüyenlerin, her seferinde yeniden niyet edenlerin yoludur. Modern dünyanın ortasında kalıp yine de kalbini Allah’a çevirebilen insan, belki de en kıymetli yolculuğu yapmaktadır. Çünkü o, zorlukların içinden geçerek aramaktadır.

Unutmamak gerekir ki, Allahü zülcelal kalabalıkların gürültüsünde kaybolmaz; biz kayboluruz. O, hâlâ kalbin en derin yerinde, en saf hâlimizle bize yakın. Belki de yapmamız gereken, dünyayı tamamen terk etmek değil; kalbimizi dünyanın esaretinden kurtarmaktır.

Ve belki de en güzel başlangıç şudur:
Az konuşmak, çok hissetmek…

Az istemek, çok şükretmek…
Ve her şeye rağmen, kalbinle sessizce şunu söyleyebilmek:
“Ben geldim ya Rabbi… Eksik, yorgun, dağınık… Ama sana geldim.”

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.