• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

TALAN EDİLEN VAKIFLAR -2

06 Ağustos 2026, Perşembe 11:08
TALAN EDİLEN VAKIFLAR -2

Bu yazımızda Selçuklu ve Osmanlı vakıflarının nasıl talan edildiğine misal olması açısından İstanbul Yeni Camii Vakfını (Hatice Turhan Sultan Vakfıyesini) anlatacağım.

1598 yılında Safiye Sultan tarafından Yahudilerden arazisi iki kat bedelle alınıp inşaasına başlanan cami maalesef 1603 yılında Valide Sultan’ın ölümüyle uzun yıllar metruk halde kaldı.

1660 yılındaki büyük İstanbul yangını sonrası alanı gezen Hatice Turhan Sultan yeni cami inşaatının halini görünce yeniden imar çalışmalarını başlatır.

1664-65 yıllarında açılışı yapılır.

Yapımı 67 yıl süren camiidir.

Bu camii;
İbadethane, Hünkar Kasrı ve mahfili, Mısır Çarşısı, Sebil, Darul Kurra ve Darul Hadis, Sıbyan Mektebi, Kütüphane, Türbe den müteşekkil büyük bir külliyeydi. 1812 yılında ilave edilen bir de Muvakkıthane vardı.

Tabi Osmanlı’da devletin cami ve medreselere ya da bu tarz yerlere devlet bütçesinden maaş verdiği görevli olmadığı için, bütün bu eğitim, hayır, ibadethane veya benzeri tekke ve zaviye gibi yerler, aşevleri hastane benzeri sosyal hizmetler hep vakıflar eliyle yürütülürdü. Bu tür hizmetleri görecek binaları yaptıranlar bir vakıf kurar ve belirli “akarların” gelirlerini buraya bağlarlardı.

Dolaysıyla oralarda çalışanların ücretleri ve oralardan faydalananlara harcanan paralar bu akarlardan temin edilirdi.

Her iş için vakıf vardı. Savaşlarda eşini kaybeden dullarla ilgilenen, babasız kalan yetimleri doyuran gözeten hatta dağdaki yırtıcı hayvanların şehirlere gelip insanlara zarar vermemesi için şiddetli kış aylarında onlara yiyecek bırakılmasını temin için bile vakıflar kurulmuştu.

Hatice Turhan Sultan çok sayıda görevlinin geçimi, buralardan faydalananların ihtiyaçları ve binanın zaman zaman gereken tadilatı için çok büyük akarlar bağışlamıştı. En başta Cami’ye gelir getirmesi için sebil (o devirde su dağıtımı çok önemliydi) ve Mısır Çarşısı önemli gelir kaynaklarındandı.

Çok sayıda personel çalışıyordu vakıfta.

Vakıf yöneticisi, imamlar, müezzinler, kayyumlar, Kütüphane görevlileri, arazilerin takibini ve tahsilatını yapanlar, Sebil çalışanları.

Darülhadis ve Darül kurra öğreticileri, mümeyyizleri, sıbyan mektebi hocaları.

Ayrıca camide ve türbede daimi olarak Kuran okuyan görevliler vardı.

Gelelim Hatice Turhan Sultan’ın vakfettiği arazilere:

-Mısır Çarsısındaki onlarca dükkanın geliri,

-Eminönü, Bahçekapı ve Unkapanı arasında çok sayıda dükkan ve depo(mahzen),

-Birçok fırın ve değirmen,

-Birçok han ve bekar odası,

-Bugün Yunanistan, Bulgaristan ve Makedonya da kalan birçok çiftlik, değirmen, orman arazileri,

1924 yılı itibariyle peyderpey bu akarlar (İstanbul’daki) çeşitli kurumlara devredilmiş, bilahare bazıları bilhassa iktidarın yandaşlarına metruk eser diye satılmıştır.

Bugün sadece Yeni Cami dımdızlak ortada kalakalmıştır.

Bu yazımızda örneklediğimiz sadece Yeni Cami Vakfının akarları ve faaliyetleriydi. İstanbul’da düşünün böyle 2500’den fazla vakıf vardı. Bunların bugün Türkiye sınırları dışında olduğu gibi hali hazırda sınırlarımız içinde olan arazileri, binaları, han ve hamamları vardı.

Tekke ve zaviyeler kanunu çıktıktan sonra bazı cami, medrese ve bitişik yapılar boş kaldı yıllarca. Buralar serserilerin, ayyaşların mekanı oldu. Metruk ve devamlı bakılmayan binaların harabeye dönmesi hızlıdır. Sonra 10-15 yıl sonra bu cami ve medreseleri yok pahasına harabe oldu diye sattılar.

Zaman zaman yol açma çalışmalarıyla tarihi dokuyu paramparça ettiler.

Henry Prost adında bir şehir planlamacı getirip Unkapanı- Taksim- Aksaray hattındaki yol geçmemesine rağmen sayısız camii medrese, han ve hamamı yıktılar.

Yahya Kemal bu yapılan işleri “kör kazma” diye tavsif eder. Falih Rıfkı ise” ah zavallı İstanbul” diye yazar.

“Vakıf malına uzanan el onmaz “diye yetiştirilen nesilleri vakıfları talan eder hale getirdiler.

Bugün bazıları, Diyanet bütçesi çok, cami görevlilerini biz beslemek zorunda mıyız diyor.

Elhak haklılar.

Tamam verin bizim vakıf mallarını camilerimizin görevlilerinin de din hizmetlerinin de giderlerini biz karşılayalım.

Ecdada saygısı olmayan, geçmişine her tür hakareti eden, İslam’la hiç alakası olmayan bir dönem yöneticilerinin hoyratça İslam eserlerini yağmalayıp, bu mallar üzerinden türedi yeni zenginler üretip, okullar açıp, sonra da böyle cahilce laf eden bir kitleyi başımıza bela ettiler.

Devam edeceğiz…

Yorumlar

  • yorum avatar
    Adnan Ceyhan
    08-08-2026 15:27

    Cenâbı Hak razı olsun

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.