• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

MUASIR MEDENİYETMİŞ…

10 Eylül 2026, Perşembe 11:14
MUASIR MEDENİYETMİŞ…

Sıcak mı sıcak bir yaz günü akşamı, Ürdün Yermük Nehri kenarında yapılan savaşta 100 bin kişilik Bizans ordusu, çok daha küçük İslam ordusu karşısında bozguna uğramış, çok sayıda düşman askerinin arasında yaralı ve şehit Müslümanlar da var.

Akşama kadar çarpışırken sıcaktan, güç harcamaktan su içmeye zaman bulamamış yaralılar, "bir yudum su " diye feryat ediyor.

Ebu Huzeyfe elinde kırbasıyla yaralılar arasında amca oğlu Haris'i arıyor. Onu bulup birkaç yudum içirecek sırada Azılı İslam Düşmanı Ebu Cehil'in oğlu İkrime'nin sesi duyuluyor.

"Bir yudum su"

Haris eliyle kırbayı itip, İkrime'ye götürmesini işaret ediyor.

Huzeyfe onun yanına varıp suyu uzatacağı sırada, az öteden İlyas sesleniyor.

İkrime de içmeden suyu götürüp ona vermesini işaret ediyor.

İlyas'a gidene kadar şehit oluyor, geri dönüp İkrimeye içirmek istiyor ki, o da şehit olmuş.

Bari amcaoğlum Haris içsin iki yudum diye onun başına geliyor ama bir yudum içemeden o da şehitler kervanına katılıyor.

Daha 5 yıl öncesi Mekke'ye giren Halid Bin Velid komutasındaki birlikleri ok atarak karşılayan ve bazı sahabileri şehit eden İkrime bin Ebu Cehil, Müslüman olduktan sonra bir sürü savaşa katılıp, Yermük'te yine Halid Bin Velid komutasında Bizans'la savaşırken şehit oldu.

Hem de, susuzluktan kavrulan ciğeri, ağzına dolmuş kızgın kumların verdiği su ihtiyacını bir başka Müslümana ikram edecek kadar alicenap bir şekilde.”radıyallahü anhüm ecmain”

Ve o günlerden, medeniyetler kuran bu İslam güneşi altında Selçuklu, Osmanlı gibi asırlarının çok çok fevkinde medeniyet inşaa etmiş insanların torununa neyi hedef gösterdiler.

Markette tuvalet kağıdı için birbirinin boğazına sarılan Batı'yı.

"Muasır uygarlık" seviyesine çıkmak olarak bize işaret ettikleri buydu işte.

Karınları doyan köpekler de birbirleriyle iyi geçiniyor.

Açken at bir kemik köpek sürüsüne gör nasıl birbirlerini boğazlıyorlar.

Medeni insan zorluklar, yokluklar karşısında davranışıyla kendini belli eder.

Hamburgeri Big, Cola'sı double, Bifteği kocaman Amerika'lıdan medeniyet öğrenmek değil, arabasına koyacak benzini, elindeki hamburgerin eti kalmadığında göreyim ben onun medeniyetini.

Muasır medeniyetmiş...

Peh...

***

 

Bir de evlere ayakkabıyla girme ve susuz tuvaletler meselesi ayrı bir şey.

Bir insan ne kadar medeniyim derse desin, kağıtla popoyu temizleyip, benim köyümün deyişiyle dötünde bi ton çakılla bana temizlik edebiyatı yapmasın.

Sokakta her yere bastığın ayakkabıyla akşam boyu oturup yatağının yanı başında sabaha kadar onları koklamak.

Yıllar önce İstanbul Ayazpaşa’a Alman Konsolosluğu karşısında yaşadığım ayakkabıyla eve girme olayımı anlatayım.

O dönem İstanbul’un en kalburüstü kişilerinin oturduğu bir semtti, gerçi hala da öyledir.

Bir satış için en üst katta oturan emekli bir büyükelçiye gitmiştim.

Yağmurlu bir gün ve benim yağıştan ve akşama kadar o sokak senin bu sokak benim gezmekten anası ağlamış ayakkabılarım vıcık vıcık.

Kapıyı açan büyükelçi takım elbiseli kravatlı.

Buyur etti ben ayakkabılarımı çıkarmak için yeltendiğimde;

“Geç geç biz çıkarmıyoruz” dedi.

Ayakkabılar çamurlu, o kadar yağmur yemiş ki bazı yerlerden sular çıkıyor.

Yerde pırıl pırıl bir İran halısı.

Basmadan geçmek ne mümkün.

Durdum;

“Geç geç genç adam” diyen sesiyle mecburen yürüdüm.

Buyur ettiği cam kenarındaki yaldızlı koltuğa oturdum ve halıya baktığımda gördüğüm manzaradan kıpkırmızı oldum.

Halının üzerinde resmen ıslak çamur izleri görünüyordu.

Ben Anadolunun saf çocuğu niye utanıyorsam.

Evine ayakkabıyla girilen Batı özentisi monşer utansındı değil mi?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.