• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

CAHİLLERİN MEDRESE DÜŞMANLIĞI

02 Kasım 2026, Pazartesi 10:32
CAHİLLERİN MEDRESE DÜŞMANLIĞI

Bir zamanlar hem aklî hem naklî bilimlerin berâberce verildiği medreselerden Mâverâünnehir, Selçuklu ve Osmanlıda çok büyük âlimler yetişmiştir. Buraları miskinler ve tembeller yuvası olarak niteleyenler Türk eğitim târihinin özellikle 10.-16. asırlar arasını çok dikkatle okumalıdırlar. Unutulmasın ki Harizmî “sıfır” sayısını bulmasaydı matematik Roma Rakamları gibi sıfırsız olacaktı.

Her iş eğitimle başlar. Yapılacak her işin önce eğitimi alınır. Eğitim hem teknik hem de bilimdir. Yıllarca “terbiye” olarak bilinen bu kelime sonradan eğitim olmuştur. Eğitim terbiyenin karşılığı mıdır? Hiç değildir! Neyse… Bugün bile eski bir kurul “Tâlim Terbiye” olarak devâm ediyor. Demek ki bir eksiklik var. Hırsız ve yankesiciler de “çömez”lere eğitim veriyorlar ama terbiye etmiyorlar…

İlk medreseler Karahanlılar devrinde ortaya çıkar. Bunlar Müslüman Türklerin ilk ciddî eğitim kurumlarıdır.

Karahanlılar, Semerkand, Buhâra, Taşkend, Balasagun, Yarkend ve Kâşgâr gibi şehirleri ilim merkezleri hâline getirmişlerdir. İlk teşkîlâtlı külliyeler (kampüsler) buralarda vücut bulmuştur.

Bir beldede eğer yöneticiler bilim adamlarına ve bilime değer verirlerse ve onlara maddî destekte bulunurlarsa orada ilim çok gelişir. Bu meyânda Buğra Han Hârûn, İlig Han Nasr, Yusuf Kadir Han, Aslan Han bilim adamlarına bütün imkânları sunan yöneticilerdir. (Prof. Dr Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, MÖ 1000- MS 2011, Pegem Akademi)

Ehl-i Sünnet Türkler hızla yayılma eğilimi gösteren Şiâ’ya karşı medrese sistemini çok geliştirdiler.

Bu medreselerde âlimler iki Sünnî i’tikâd sisteminin birisi olan Mâtürîdiyye’yi ta’lîm ediyorlardı. Buralarda naklî ilimlerin yanında astronomi, tıp, matematik ve eğitim bilimleri okutuluyordu. Medreselerde genel kural olarak fakîh denen Hanefî bir müderris bulunacak, kendisine ayda 300 dirhem maaş verilecektir. Bu da 891 gram gümüş demektir.

Hanefî fıkıh ta’lîm eden öğrencilere de burs olarak dağıtılmak üzere 1500 dirhem, her öğrenciye ise ayda 30 dirhem yani yaklaşık olarak 10.000 TL burs verilirdi.

Muhâsebeciye ayda 50 dirhem, Kur’ân-ı kerîm öğretmenine 100 dirhem, Kur’ân-ı kerîm okuyan ve du’âları öğrenen öğrenciye ayda 125 dirhem, mescid ve medreseleri açıp kapatan iki hademeye ayda 50’şer dirhem, kütüphaneciye ayda 50 dirhem verilirdi. Yazın suları soğutmak için de 400 dirhemlik buz alınırdı. Ramazan ayında geceleri halka ekmek, et ve su almak için ayrılan meblağ ise ayda 3500 dirhemdir. Kurban Bayramı’nda 1000 dirhem tutarında sığır ve koyun alınacaktır.

O günlerin para ölçeğine göre 47 dirhem bir miskal altındır. 20 miskal altın 85 gram altın eder ki, bu da bugünkü râyiçle 550.000 TL. dir. (Türk Eğitim Tarihi, age, ss. 22-23)

Görülüyor ki acımasızca eleştirilen medreseler çok yönlü bir eğitim kurumu olup, her dönemde geniş bir devlet desteği almışlardır. Öğrenciler en kaliteli olanlarından seçilir, medrese yurtlarında yatarlar ve yemeklerini de medresede yerlerdi. Burslarını genelde kitap almak için harcarlardı.

Bu kurumlar çevre halkın ihtiyaçlarını da giderirlerdi. Çok yönlü bir eğitim kurumu olan medreselerin kapanması eğitim sistemimize büyük zararlar vermiştir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.