• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

LİYAKAT

30 Ekim 2026, Cuma 12:09
LİYAKAT

İnsanlık tarihi, liyakat ile yükselen ve liyakatsizlik ile çöken toplumların hikâyesidir. Liyakat; bir kimsenin kendisine verilen işi yapmaya ehil olması, bilgi, beceri ve ahlaki donanım bakımından o göreve uygun bulunmasıdır. Bu kavramın hem vehbî hem de kesbî yönü vardır. Bir insanın doğuştan getirdiği kabiliyetler vehbî yönü oluştururken, eğitimle, gayretle ve disiplinle kazandıkları ise kesbî yönünü meydana getirir. Medeniyetleri inşa eden şey, bu iki yönün doğru şekilde bir araya gelmesidir.

İslâm medeniyeti liyakati sadece ahlaki bir ideal olarak değil; ilahi bir emir olarak kabul etmiştir. Nisâ Suresi’nin 58. ayeti, emanetlerin ehline verilmesini açıkça emreder. Bu ayetin Mekke’nin fethi sırasında yaşanan Kâbe anahtarı hadisesi üzerine nazil olması son derece manidardır. Hz. Ali (RA), henüz Müslüman olmamış olan Osman b. Talha’dan Kâbe’nin anahtarını alarak Hz. Peygamber’e “sallallahü aleyhi ve sellem” getirmiştir. Hz. Peygamber (SAV) ise bu ayetin nüzulü üzerine anahtarları tekrar Osman b. Talha’ya teslim etmiştir. Bu tutum, gücün ve iktidarın değil, hakkın ve liyakatin esas alınması gerektiğini gösteren bir medeniyet manifestosudur.

Raşit halifeler döneminde liyakat, yönetim anlayışının temel taşı olmuştur. Hz. Ömer “radıyallahü anh”, ilk Müslümanlardan olan ilim ehli sahabileri danışman olarak yanında tutarken, Emevî ailesinden birçok kişiyi, Mekke’nin fethinden sonra Müslüman olmalarına rağmen birçok kişiyi çok geç dönemde-mesela Mekke’nin fethinden sonra- idari görevlere getirmiştir. Bu yaklaşım, akrabalık ve soy bağının değil, ehliyetin esas alınması gerektiğinin en güçlü örneklerinden biridir. İşte bu yüzden bu döneme “Hulefa-i Raşidin” yani doğru yolda giden halifeler devri denmiştir.

Halkın memnuniyetinin sağlanamaması ve isyanların çıkması, liyakatsiz yönetimin doğal bir sonucudur.

Tarih, liyakatli liderlerin ortaya çıktığı dönemlerde toplumların nasıl nefes aldığını da göstermiştir. Ömer bin Abdülaziz (RA), adaleti ve liyakatiyle Emevî karanlığında bir güneş gibi doğmuş ve İslâm dünyasında “ilk müceddid” olarak kabul edilmiştir. Daha sonraki asırlarda Gazneli Mahmud, Fatih Sultan Mehmed, Sultan Baybars, Melikşah ve Alemgir Şah gibi isimler de adalet ve liyakat anlayışlarıyla Raşit halifeler döneminin ruhunu yeniden canlandıran liderler olarak tarihe geçmiştir.

Ne var ki liyakatsizliğin ibretlik örnekleri de tarihte sıkça görülmüştür. Kâtip Çelebi, Naima ve Ahmed Cevdet Paşa gibi büyük münevverler, İslâm dünyasının gerileyişinin temel nedenlerinden birinin liyakat ilkesinden uzaklaşmak olduğunu açıkça ifade etmişlerdir. Çünkü liyakat sadece bir yönetim meselesi değil, bir medeniyet meselesidir.

Günümüzde de liyakat sorunu sadece tarih kitaplarında kalmış bir mesele değildir. Kişisel tecrübemiz, bu sorunun modern dünyada da ne kadar yakıcı olduğunu görmemize vesile olmuştur. Ülkemizin en iyi üniversitelerinden mezun olmuş ve yüksek lisansını başarıyla tamamlamış bir sosyoloğun iş bulamayıp  ABD’deki bir üniversite ve Pentagon tarafından davet alması, liyakatli insan kaynağının nasıl heba edildiğinin çarpıcı bir örneğidir. Bugün ABD, AB, İsrail ve Rusya gibi ülkeler, yetişmiş insanları tespit edip kendi çıkarları doğrultusunda kullanırken, kendi toplumumuzda “nitelikli adam kıtlığı” yaşanması trajikomik bir durumdur.

Liyakat, sadece bireylerin kariyer meselesi değildir; devletlerin bekası, toplumların huzuru ve medeniyetlerin geleceği ile doğrudan ilgilidir. Liyakatli insanın dışlanması, liyakatsizin yükseltilmesi, bir toplumun kendi kendini sabote etmesidir. Bu yüzden liyakat meselesi, sadece akademik veya siyasi bir tartışma değil, ahlaki ve imanî bir sorumluluktur.

Liyakat, bir toplumun adalet terazisi ve medeniyetin omurgasıdır. Emaneti ehline vermek, sadece bir yönetim ilkesi değil, ilahi bir emirdir ve bu emre uyan toplumlar yükselir; uymayanlar ise tarihin karanlığında kaybolur. Bugün de yarın da kurtuluş, liyakatten vazgeçmemekte ve ehil olanı hak ettiği yere getirmektedir.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Fatih Sarptas
    04-11-2026 07:44

    Yüreğinize sağlık hocam, şunu da ben ekleme yapayım, liyakat göstermeye çalışip ama onu da beceremeyip, sadece öngörüleriyle hareket etmeye çalışan ve bunu kibirahane duygularıyla ortalığı daha da karıştıran insanlar günümüze maalesef çok fazla, liyakat günümüzde benlik meselesine dönüştü

  • yorum avatar
    Fatih Sarptas
    04-11-2026 07:41

    Yüreğinize sağlık hocam

  • yorum avatar
    Orhan Yalçinkaya
    04-11-2026 07:36

    ❤❤❤

  • yorum avatar
    Recep Altıkulaç
    31-10-2026 06:12

    Tek kelimeyle çok büyük bir mesele çok güzel bir anlatım

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.