• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

ARAPLAŞMAYALIM DERKEN YUNANLAŞANLAR!

29 Ekim 2026, Perşembe 11:50
ARAPLAŞMAYALIM DERKEN YUNANLAŞANLAR!

Geçen günlerde önüme sık sık düşen “Araplaşmayacağız” sözüne atıfla bir paylaşım yaptım sosyal medyada. Vay sen misin bunu diyen Kemalistinden Türkçüsüne, Frankafonundan Yahudisine kadar sosyal medya da ne kadar İslam düşmanı varsa kılıç kalkan saldırdılar.

Bazen sosyal medyada dinimi, devletimi savunan bir paylaşım yaptığımda verilen tepkiler insanı o kadar bunaltıyor ki, bu kadar devlet ve din düşmanını bu ülke ne ara üretti diye düşünmeden edemiyorum. Hatta it taşlamaktan birkaç gün yazı bile yazamıyorum.

Türkler 1300 yılı aşkın İslam ile şereflenmiş, onu şanla şerefle bugüne kadar taşımış bir millet. İslam dinini büyük komutan Alparslan Han’ın dediği gibi zaman zaman bazı sapıtmalar olsa da “Bidat “a düşmeden ve ifrat tefrit arasındaki makul çizgide yaşamış.

Mezhep olarak da bu coğrafyanın fukahasının uygulamasını benimsemiş, İslam dinini en safiyane biçimde özümsemiş, içselleştirmiştir.

Bu arada Peygamberimizin de mensup olduğu Arap milletinin örf ve adetinden kaçınılmaz olarak sirayet eden bazı şeyler olabildiği gibi yine coğrafyada beraber yaşadığı birçok milletin (Rum, Fars vs.) ve adetlerinden etkileşim elbette olmuştur.

Ama Arap milletine has sanılan aslında Peygamber efendimizin sünneti olan hususları dini bir vecibe olarak almış asla bir milleti taklit amaçlı almamıştır.

Biz yaşımız icabı Osmanlı vatandaşı olarak doğmuş dede ve ninelerimizi gördük. Ayrıca zamanımıza kadar intikal etmiş eşyalar, kitaplar, evler velhasıl gündelik yaşama dair Türklerin hakim olduğu bu zaman zarfında dini vecibelerin dışında doğru dürüst bir etkilenme göremiyoruz.

Cenbiye, Maşlah, entari giyen, eliyle yemek yiyen (G.Doğu’da belki bazı insanlarımız) ve daha birçok Arap ülkelerine ait adeti yapan kimse göremezsiniz.

Cami mimarisini bile Arap mimari tarzında değil, bu coğrafyadan esinlenmiş, Roma kubbeli şeklinde inşaa etmiş, su kültürünü daha çok yaygınlaştırmıştır.

Asker millet olarak yaşamaya alışmış olan Türk Milleti, namazdaki tesbihatları ve namaza başlama bitirişleri bile askeri bir komut şeklinde kendine uyarlamıştır.

Bütün bunları “Arap kültürü” sanmak en hafif tabirle kendi tarihini, kültürünü, dinini bilmemektir.

Yahu mezarlıklarımız bile Arap ülkeleri ile hiç alakası yoktur.

Bütün bunlara rağmen İslami olan, dinin vecibelerinden sayılanları Arap kültürü sanarak karşı çıkmak maalesef “küfürdür”

Küfür imanın karşılığıdır. Maalesef genç insanlarımızı son yüzyıl milliyetçilik akımları ile beyinlerini yıkayarak din karşıtı hale getirdiler.

Memleketini sevmek, onun kalkınması için çalışmak, onun için gerekirse gözünü kırpmadan savaşmak İslam’ında emridir.

Ama biz ırkçı değiliz.

Her zaman dediğim bir şey var.

Allahu tealaya beni bu dine en güzel şekilde hizmet etmiş aziz Türk milletinden, Müslüman bir anne babadan Müslüman biri olarak yarattığı için ayrıca şükrediyorum.

Ama benim güzel Peygamberimin buyurduğu gibi “Arabın Aceme, Acemin Araba” üstünlüğü olmadığı gibi Türkü’nde hiçbir millete üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir. Yani Allahu tealanın emrettiklerini yapıp, yasaklarından sakınmakla.

Ben buna inanır buna iman ederim.

Ama işte Osmanlı zamanında başlayan ve ideologluğunu dinsiz Ziya Gökalp ve Yahudi Moiz Cohen (Munis Tekinalp) yaptığı Türkçülük akımı yeni cumhuriyetinde şiarı olmuş, 1932 yılında Reşit Galip adlı dinsiz imansız herifin yazdığı “Andımız “90 yıl boyunca Osmanlı bakiyesi, her milletten insanın yaşadığı bu ülkede 5 yıl boyunca sabah akşam ilkokul çocuklarının beynine mıh gibi çakılmıştı.

Ve bugün o andımıza amentü gibi iman eden nesillerin kalıntısı ile boğuşuyoruz.

80 sene bu ülke için bir çivi çakmayanlar böyle sloganik ifadeleri genç nesillerin beynine mıh gibi çaktılar ne yazık ki.

Dağa taşa “Ne mutlu Türküm diyene” yazarken, Kürt, Arap, Boşnak, Çerkez ve hatta Rum, Ermeni mutsuz mu olmalıydı?

Onlar bu ülkenin vatandaşı değil mi?

Bizler “Bir Türk dünyaya bedeldir” diye övünürken, uluslararası mücadelelerde yenilen milli oyuncularımız, güreşçilerimiz, ağzı burnu dağılan boksörlerimiz Türk değil mi yoksa?

İşte bu teranelerle avutulan ve beyni uyuşturulan nesiller gelip bugün kendisinin eneye dönüştüğüne bakmadan sana ayar vermeye kalkar.

Araplar bizi arkadan vurmuş.

Ulan İngiliz Fransız bizi öpmeye mi gelmişti Çanakkale’ye.

Yunan Polatlı’ya kadar tecavüz etmedik kadın kız, katletmedik ihtiyar çocuk bırakmadı.

Ama ona tek lafınız yok.

İngiliz altını ve “sana parçalanan Osmanlı topraklarında devlet vereceğiz diye İngiliz’e kanan Şerif Hüseyin ve yanında ki birkaç bin Arabı her daim öne sürersiniz.

Ama Arab yarımadasında çil çil İngiliz altınalrını kabilelerin önüne döken Lawrence ve Gertrude Bell’in İngiliz olduğunu görmezden gelirsiniz!

Osmanlı’ya ihanet etmem diyen İmam Yahya’yı, Katar Emirini, İngiliz’e karşı Osmanlı ile beraber olan Üceymi Paşa’yı bilmezsin bile değil mi?

Ayrıca Araplaşmayacağız diyenlerin kahir ekseriyetinin İngilizden Yunandan farkı kalmamış.

Bir de Türkçüler var. Sanki Orta Asya bozkırlarındaki Mete Han’ın yavuklusu mini etekli taytlı geziyordu.
Mete Han’da başında fötr Çinli kovalıyordu.

Bunca lafın hülasası aslında karın ağrıları neden biliyoruz:

“Biz İslam’a karşıyız diye açıkça söyleyemiyoruz, onu “Araplaşmayacağız “kılıfına sokuyoruz, demeye getiriyorlar.

Karnınızdan konuşmayın;

Adam gibi mert olun bari!

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.