• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

KADRAJIN DIŞINDAKİ YÜZ: İSRAİL SİNEMASINDA TOPRAK, KİBİR, İMTİHAN

28 Ekim 2026, Çarşamba 11:36
KADRAJIN DIŞINDAKİ YÜZ: İSRAİL SİNEMASINDA TOPRAK, KİBİR, İMTİHAN

Avram Heffner, ulusal sinemayı bir pasaporta benzetirken İsrail'in eskimiş belgesindeki fotoğrafın hâlâ Auschwitz'in ışığında çekildiğinden yakınır, yurttaşlarına manzaranın bütün renklerini taşıyacak yeni bir suret önerir. Metafor zariftir, fakat taşıdığı yük yönetmenin tasavvur ettiğinden ağırdır. Pasaport, kimliği bir sınırın iki yakası arasında tanımlayan, kimin içeride kimin dışarıda kalacağına hükmeden bir egemenlik belgesidir. Böyle bir belgenin fotoğrafını tazelemek, onu mühürleyen 1948 tarihini, o tarihle birlikte kapıları kilitlenip anahtarları sürgüne taşınan evleri yerinden oynatmaz.

Shapiro'nun aktardığına göre Eichmann davasına kadar Holokost'tan sağ kurtulan, yeni devletin gözünde mezbahaya sürü hâlinde götürülmüş bir diaspora zaafının, kahramanlık ahlakına yaraşmayan bir edilgenliğin simgesidir. Hannah Arendt'in Kudüs'ten izlediği o dava, utancın hafızaya, hafızanın kurucu bir mite, mitin de eleştiriye kapalı bir zırha dönüştüğü eşiktir. Yara kutsallaştığında, onun gölgesinde başkasına açılan yaralar görünürlüğünü yitirir. Kur'an, Firavun'un zulmünden kurtarılan kavme Musa'nın diliyle seslenip Rabbin onları yeryüzünde halifeler kılarak nasıl davranacaklarına bakacağını bildirirken (A'râf, 129) mağduriyeti bir ayrıcalık olarak tescil etmez, onu bir imtihanın eşiğine yerleştirir. Bu sinemanın bilinçaltında dolaşan hayalet, ertelenmiş bu imtihanın hayaletidir.

Ben Gurion sinemayı kalabalıkların eğlencesine indirgemiş olsa da devlet, kameranın omzundaki görünmez elini hiç çekmedi. Ne'eman'ın Paratroopers'ında eğitimin hoyratlığı altında ezilen erin intiharı ordunun itibarına sürülmüş bir leke sayılır, yönetmenden bu ölümü bir fedakârlık destanına çevirmesi istenir. Barışa yürüyen dışişleri bakanının bir İsrail istihbaratçısınca öldürülmesini anlatan Streets of Yesterday, televizyonda önce bilimkurgu diye geri çevrilir, Rabin suikastının ardından ise yaşanmış olduğu için gereksiz bulunur. İhtimali inkâr eden akılla vakayı geçmişe gömen akıl aynı aklın iki yüzüdür, Walter Benjamin'in uyardığı, galiple özdeşleşen tarihçiliğin refleksi.

Shapiro, sol eğilimli yönetmenlerin Arap'a çoğunlukla sempatiyle baktığını not eder. Bu sempatinin dokusu yakından incelendiğinde liberal vicdanın kendini aklama çabası seçilir. Barbash, Beyond the Walls'ta Arap mahkûmu mavi gözlü, sarışın bir oyuncuya oynatmayı çelişkiler üzerine kurulmuş bir tercih olarak savunur, oysa Arap'ın ancak Avrupalı bir çehreye büründüğünde sevilebilir hâle gelmesi bir itirafa daha çok benzer. Toprak bu filmlerde Celile'nin efsaneleriyle, Kabala'nın sırlarıyla söz alırken onun hafızasını taşıyan insan çoğu kez dilsiz kalır. Fictitious Marriage'daki öğretmenin kimlik bunalımından kaçıp sığındığı suretin dilsiz bir Arap işçi olması, Edward Said'in "anlatma izni" dediği şeyin kimin avucunda tutulduğunu gösterir.

The Flying Camel'da bir profesörle bir Filistinlinin aynı barakayı atalarının mülkü sayarak sahiplenmesi, meselenin özünü tek bir mekâna sığdıran nadir bir imgedir, ne var ki film bu imgeyi fanteziye emanet ederek hesaplaşmanın yükünden sıyrılır. Avanti Popolo'da Mısırlı esirin Shylock'un monoloğunu okuduğu sahne için Shapiro, iki halk arasındaki anlayışın belki ancak bir masalda mümkün olduğunu yazar. Adaleti masala ertelemek, gerçekliğin hesabını sormamanın en zarif biçimidir. The Kastner Trial'da hayatta kalanları direnmeden ölüme yürümekle suçlayan avukat Tamir, güçsüzlüğü utanç sayan bir toplumun sesidir. Aynı toplumun güçsüz bıraktığı halkın direnişini teröre indirgemesi, küçümsemenin ortadan kalkmayıp yalnızca yön değiştirdiğini düşündürür.

Lübnan savaşının ardından filizlenen kıyamet estetiğini Ne'eman "Siyonist ütopyanın sonu" diye adlandırır. İslam siyaset düşüncesinin istikbar kavramıyla okunduğunda bu çöküş tanıdık bir seyir izler, zira ütopyayı içeriden kemiren şey dış düşmandan çok kendini yenilmez sanan kibrin kendisidir. Streets of Yesterday'in finalinde silahını havaya kaldırıp Filistinlilerin arasından yürüyen Şin Bet ajanı, bir avuç Arap'ın onu durdurabileceğini aklına bile getiremez. Durdurulduğu an, bu sinemanın belki en dürüst anıdır.

Shapiro yazısını, her fotoğrafın geçmişi yansıtan bir ayna olduğunu hatırlatarak kapatır. Ayna geçmişi yansıtır, ancak yalnızca önüne konan geçmişi. Yeni pasaportun fotoğrafı ne kadar renkli çekilirse çekilsin, kadrajın dışına itilen yüz, Levinas'ın deyişiyle "öldürmeyeceksin" diye fısıldayan o yüz, orada durmaya devam eder. İsrail sineması kendi yasını titizlikle arşivledi. Komşusunun yası hâlâ arşivin eşiğinde, paslı bir ev anahtarını avucunda sıkarak bekliyor.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Meva Önyurt
    28-10-2026 23:29

    Nevin Hanım bu filmleri seyretmedim. Fakat sonuna kadar merak uyandıran bir yazı olmuş. "Ayna geçmişi yansıtır, ancak yalnızca önüne konan geçmişi." O anahtarı kullanan vicdan bekleniyor. Ama maalesef bu bilinçte olanlarını da kendi antisemitizmleri yaşatmaz. Bu filmlerden seyretmemizi tavsiye edeceğiniz tek biri olsaydı hangisi olurdu?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.