BİR KADININ VERDİĞİ ZARAR
05 Kasım 2026, Perşembe 13:08
Efendimiz “sallallahü aleyhi vesellem”e peygamberliği 40 yaşında tebliğ edildi. O yaşına kadar dürüst, mert, sözüne güvenilir, yalan söylemez bir insan olarak kendi kabilesinde de Mekke’ye gelen diğer Arab kabileleri arasında da bilindi.
Peygamberimizin hayatındaki her işin, her sözün vahy-i gayr-i metlüv’ olduğuna inanır ve onları kendimize umde yapmaya çalışırız. Rabbimizin emri de o yönde değil midir?
40 yıl boyunca güzel ahlak timsali olarak temayüz etmesinin biz ümmetine vereceği şey; dini yaşayacak ve emsal olacak kişilerin dürüst, güvenilir, iyilik ve ihsanda bulunacağı insanlar olması gerektiğini bilmemiz olmasıdır.
Peygamber Efendimizin hayatındaki bazı zamanların muhakkak anlamı vardır. 40 yıl boyunca onun en güzel ahlaka sahip biri halinde dini tebliğden önce temayüz etmesi de çok çok önemli bir noktadır.
Mekke’de müşrikler arasında onların eziyetlerine direndiği 13 yıllık sürenin Medine İslam toplumu ile yaşadığı 10 yıllık sürenin de aslında bize söyleyeceği, anlatacağı şeyler olduğu gibi. Yani Müslümanların zulüm altında olacağı günlerin refah içinde yaşayacağı günlerden her zaman fazla olacağına bir işaret olabilir.
Neyse efendim bu girişi neden yaptım izah edeyim.
Son günlerde bir fon meselesi aldı başını gidiyor.
Gerek sosyal medya da gerek günlük hayatımızda karşımıza çıkan her muhalif, sanki kendi mahallelerindeki rezillikler lağım gibi ortalığa saçılmış, pis kokulardan millet gına getirmemiş gibi bu konuda hemen “fon da fon” diye karşımıza çıkıyor.
Camiye yardım toplanıyor “Fonda yatırılan paraların yerine mi “diye söyleniyor daha yeni Cuma namazını kılmış vatandaş.
Bafra’da Kuran Kurslarına destek için kermes haberi gördüm altında yazılan yorumları görseler Diyanet Vakfı yöneticilerinin yüzleri kızarmaz mıydı acaba?
Ya da her paylaşımın altına gelip “foncular” diye yazı döşenen donsuz aşüfteleri gören bakan eskisinin yüzü kızarıyor mu?
Aman efendim Diyanet Vakfı yönetimini “parayı değerlendiriyorlar” diye kimse savunmasın bana.
Ya da “Katılım bankacılığı, pörtföyü haram olmayan işlerden elde edilen geliri dağıtıyor “gibi görünüşte fetva ile caiz edilen aldatmacayı.
Neden aldatmaca diyorum, neden bu katılım ya da faizsiz bankacılık olayına hiç sıcak bakmıyorum anlatayım.
Türkiye’nin ilk yerli katılım bankasını kuran holding de çalıştım bir müddet. Sonra diğerleri kuruldu. O zaman da sıcak bakmazdım. Bazen kar payı tablolarını normal faiz veren bankaların tablolarıyla karşılaştırırdım.
Kar payı bankanın verdiği rakamdan hep bir iki puan yüksek olurdu.
Şu anda da girip internette araştırabilirsiniz.
Ak Pörtföy ya da Vakıf Katılım ile Akbank ve Vakıfbank faiz/kar payı aylık yıllık rakamlarına.
Yahu kardeşim kar payı her ay faiz kadar nasıl ayarlanıyor?
Bu ay yeterli kar payı elde edemedik zarardayız filan ya da 2 katı kazandık niye denmiyor?
Yani lafın kısası, kani yani meselesi.
Caizmiş, geçin…
Diyanet’in caiz dediği o kadar sünnet filan var ki, caizle sünnet arasında unutmayın Resulullah Efendimiz’in rızası ve şefaati var!
Ayrıca faiz almayı doğru bulmuyorsanız Diyanet Vakfında biriken paraya devlet tahvili alın. Altın hesabına yatırın filan.
Fon olursa birileri… Neyse girmeyeyim oraya.
Gelelim eski bakana.
Kardeşim senin emekli bakan maaşın, kocanın geliri filan yatırımlarınız ve gayrimenkullerden geliriniz hariç aylık aylık 500 bin TL üstünde.
Daha sizin gözünüzü ne doyurur?
Yukarıda anlattığım 40 yılda inşaa edilen güzel ahlak timsali Peygamberimizin izinde gittiğinizi söylerken nasıl bu kadar açgözlü, nadan olabilirsiniz?
Bugün sosyal medyada sizin yüzünüzden ne siyasi ne de dini bir söz söylemek mümkün değil.
Paradan çok verdiğiniz hasarın büyüklüğünü anlasaydınız.
Ve işin garibi yıllardır sizin davanızı savunan birçok kişide çözülme görüyorum.
Siz ve sizin gibi fırsat bulduğunda dini ve siyaseti ikbali, parayı elde etmek için kullananlar yüzünden.
Biz bunlara makam mansıp verilsin diye mi koştuk bunca sene yağmur kar demeden, eşimizle dostumuzla kavga ettik diyorlar.
Evet bu olayla ilgili tutuklamalar oldu. Ama şunu da gördük ki; hırsızları bekçi yapmışlar. (bazılarını tenzih ederim)
Bu işte adı sanı duyulmamışlardan çok, kerli ferli bir kelle alınmadıkça toplumdaki infial durmayacaktır.
Ve başörtülü bir kadının siyaseten ve dinen verdiği zarar inanın son yıllarda eşi menendi görülmemiş bir zarar…
Dilerim telafisi mümkün olur.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.