• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

KLONLAMA YARATMA MIDIR?

14 Eylül 2026, Pazartesi 10:45
KLONLAMA YARATMA MIDIR?

Klonlama temel olarak bir canlının kopyasını üretme işlemidir. Genetik bir uygulamadır. Bir hücrenin çekirdeği alınır ve çekirdeği çıkarılmış başka bir yumurta hücresine yerleştirilir. Bu hücre daha sonra bölünerek yeni bir organizma oluşturur. Sonuçta genetik materyal kaynak yeni oluşumla aynı olur. Şimdi burada mühim nokta şu: “Temel olarak bir hücrenin çekirdeği alınır ve bir başka yumurta hücresine yerleştirilir.” Nerede bunun bağımsız yaratılması? Alınan temel madde hücre çekirdeği. Yâni asıl etken yaratılmış bir hücre. Şimdi buna kopyalama da deniliyor. Aslı olmayan bir şeyin kopyası, başka nüshası olur mu? Her canlı zâten hücreden çoğalır. “Omnis cellula a cellula”. O zaman iddiânızda sâbitseniz önce orijinal bir hücre meydana getirin. Getirin de sizin yeni hücreniz temel materyal olsun.

Bilim kalp kapağı, yapay yutak, yapay kalp, dışta taşınabilen kalp yapıyor. Bunların hepsi aslî organların yardımcı aparatlarıdır.

HER ŞEY HESAP ÜZERİNEDİR...

Hiçbir şey tesâdüf değildir. “Her şey bir hesap üzerinedir” buyuruyor Rabb’imiz Rahman sûresi ve Kamer sûresinde.

“Eğer arz (dünyâ) canlılar için döşek yapılmamış ve dönme eksenini yörünge düzlemine göre 21.5 derecelik eğik ortaya çıkmamış olsaydı (neler olurdu?)

Eğer arzın eğikliği 23,5 derece değil de 25 derece olsaydı, kutuplardaki buzlar birkaç asırda erir ve bütün denizleri buz kaplardı. Eğer eğiklik 22 derece olsaydı kutuplardaki buzlar Avrupa’yı tamamen kaplar arzın yalnız ekvatora yakın bölgelerinde hayât imkânı olurdu… Eğer arz bir günü 24 saatte değil de 30 saatte tamamlasaydı, öyle şiddetli rüzgârlar esecekti ki dünyâmız, canlılar için “lânetlenmiş” bir fırtına çölüne dönecekti. Aksine dünyâmız günü 24 saatte değil de 20 saatte tamamlasaydı bitkilerin büyük bir kısmı biyolojik hayâtını tamamlayamayacak kuraklık içinde kıvranacaklardı. (Yaratılışın altı günü, age)

Yâni biz koruyucu bir tavan altında Rabb’imizin lütfuyla rahat yaşayabiliyoruz.

Yine Rabb’imiz “Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık” (Enbiyâ 71, 32) buyuruyor.

İşte size aklın alamayacağı büyük hesâbın hikmeti… Öyle saatlerce teleskoplarla gök cisimlerine bakıp bu heybet ve hikmet karşısında diz çöküp secde etmiyorsan, Ziyâ Paşa’nın dediği gibi: “Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim ///Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde” (Nice acemi müneccimler gökte yıldız ararken yolunun üzerindeki kuyuyu görmezler.)

ÇÖZÜM ÖLÜMLE BAŞLAR

Merakların giderilmesi âlem-i halkta mümkün gibi görünmüyor. Âlem-i hakîykate intikâl etmeden bu sırlar bizim aklımızın çok ama çok fevkınde. Gene Ziyâ Paşa’nın dediği gibi: “İdrâki meâli bu küçük akla gerekmez /// Zîrâ bu terâzû bu kadar sıkleti çekmez.”

Evet âlimsin, mütefenninsin, zekîsin ama orada biraz duracaksın. “Siz bilmezsiniz Allah bilir” kelâm-ı ilâhîsine boyun eğeceksin. İstersen de aksini iddiâ et!

İlim Rabb’imizin uhdesinde. Ey insan, onun sana verdiği akla ve ilme şükret ve haddini bil!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.