KADIN NEFSİ – ERKEK NEFSİ
04 Ekim 2026, Pazar 11:13
Günümüzde kadın erkek eşitliği meselesi, kültürel ve toplumsal sınırlardan sonra bilimin bile sınırlarını zorlayacak hale geldi. Biyolojik olarak farklı olduğu her halinden belli olan bu iki cinsiyeti tek potada eritmeye çalışmanın kimseye faydası yok. Bu farklılığı inkâr etmek yerine farkın sebeplerini ve sonuçlarını anlamak çok daha mantıklı bir yaklaşımdır. İster kendi nefsini terbiye etmek isteyen, isterse de başkasının nefsani hareketlerini anlamak isteyen biri için bu farkların farkında olmak çok faydalı olacaktır.
Kadın ve erkek beyinleri arasındaki farkın doğuştan gelmediğini düşünenlerin okuması gereken bir hayat hikayesi var.1 “Kız gibi yetiştirilen bir erkeğin olağandışı yaşam öyküsü” isimli kitapta anlatılan trajik olay, cinsiyetin doğuştan gelmediğini düşünenlere reddiye niteliğinde. Bebeklikten itibaren östrojen verilen ve kız gibi yetiştirilen bir erkeğin dramını anlatmaktır. Yani ne kadar itiraz edilirse edilsin daha dünyaya bile gelmeden önce kadınlar ve erkekler birbirinden farklıdır.
Bir tartışmayı daha gündeme getirelim de tam olsun. Erkek mi üstündür? Kadın mı? Yoksa eşitler midir? Bu üç seçenekli gibi görülen sorunun cevabı aslında pek konuşulmayan dördüncü bir seçenekte yatar. Kadın ve erkek birbirini tamamlayıcıdır. Bu bölüm boyunca iki tarafın da güçlü ve zayıf olduğu yanları izah etmeye çalışacağım.
Cemiyette başarının sırrı güçlü yanlarımızı kullanmak, zayıf yönlerimiz için de güçlü destekçiler bulmaktır. Cemiyetin en küçük yapı taşı olan ailede de bu kural geçerlidir. Detaycı, dil zekâsı kuvvetli, insanlarla arası iyi, empati kabiliyeti yüksek, merhametli bir insanı; büyük resme odaklı, makinelerle arası iyi, fiziksel olarak kuvvetli, cesaretlendirici bir insanla desteklersek sizce de iyi olmaz mı?
Kadın ve erkek arasındaki farkları aşağıdaki tabloda özetledikten sonra her bir maddeyi kısaca sebepleri ve bizleri ilgilendiren sonuçları açısından ele alalım.

Sağ-Sol Çatışması
Kadınlar ve erkekler arasındaki temel fark, erkeklerin baskın olarak testosteron, kadınların da östrojen hormonlarını salgılatmalarından kaynaklanır. Bu farklı hormonlar, bedende bilinen farklara sebep olduğu gibi beyinde de köklü değişikliklere sebep olur. Hem de bu farklılaşma daha anne karnında başlar.
Testosteron hormonunun pek bilinmeyen ama erkekleri derinden etkileyen bir özelliği vardır. Anne karnında maruz kalınan testosteron, beynin sol lobunun gelişimini yavaşlatır. Böylece beynin sağ ve sol lobu arasında bir miktar gelişim farkı olur. Hem de testosteronun miktarı ne kadar çok olursa aradaki fark da o kadar büyür. Östrojen ise beynin gelişiminde böyle bir tesirde bulunmaz. Sağ ve sol loblar beraber gelişirler. Kadınlar ve erkekler arasındaki zihinsel ve nefsani farkların başlıca sebebi, anne karnında maruz kalınan bu testosteronun beyne etkisiyle alakalıdır.
Erkeğin beyninin sol tarafı biraz daha yavaş gelişmesiyle, beyinlerinin sağ lobu, kadınlara göre daha gelişmiş olur. Sol lobu ise kadınlara yetişemez. Böylece genel olarak beynin sağ tarafının iyi olduğu işleri erkekler daha iyi yapar, sol tarafın lazım olduğu işleri ise kadınlar. Yani kadın erkek farkı dediğimiz şeylerin esas sebebine indiğimizde, beyinleri arasındaki farkları görürüz. Mesela beynin sol lobu detaycı, sağ lobu ise genelcidir. Sol lob ağaca odaklanırken, sağ lob ormanı görür. Dolayısıyla kadınlar detaya odaklanırken, erkekler büyük resme odaklanır.
Sizin de bugüne kadar mutlaka gözlemlediğiniz gibi kadınlar konuşmayı sever, erkekler ise mekanik aletlerle uğraşmayı. Hem de bu insan-makine tercihi daha doğumdan itibaren başlar. Tahmin edeceğiniz üzere mekanik aletler ve üç boyutlu düşünme beynin sağ yarısında daha aktifken, dil zekâsı daha çok beynin sol tarafının işidir.
Avantajlarda olduğu gibi dezavantajlarda da beynin bu farkı ön plandadır. Mesela beynin dil merkezinin bulunduğu sol lobu daha zayıf olan erkekler, kekeleme ve disleksi gibi rahatsızlıklara kadınlara göre kat kat daha fazla maruz kalır. Aynı şekilde erkek beyninde serotonin, kadınların beynin den daha fazladır. Bu sebeple kadınlar başkalarının onayına daha çok ihtiyaç duyar ve depresyona daha yatkındırlar. Yani erkeklerin imtihanı konuşmaya çalışırken, kadınların imtihanı konuşmamaya çalışırken olacaktır.
Hediye alma arzusu kadınlarda daha fazladır. Mühim olan düşünülmek derler. Yani kadınlar “Sadece sahip olunacak eş yanın salgılatacağı dopamini değil aynı zamanda düşünülmüş olmanın salgılatacağı serotonini de istiyoruz.” demek isterler.
1 Colapinto, J. (2000). As nature made him: The boy who was raised as a girl. HarperCollins Publishers. Türkçeye de çevrilmiştir. Colapinto, J. (2002). Doğanın yarattığı gibi: Kız gibi yetiştirilen bir erkeğin olağandışı yaşam öy küsü. Aykırı Araştırma.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Mâhiâla
05-10-2026 17:08Hocam selamünaleyküm, kaleminize sağlık çok güzel ve faydalı içerikler üretiyorsunuz. Özellikle bu köşe yazılarınızı keyifle okuyorum, fakat çok yarıda kesilmiş gibi hissettiriyor bazı yazılarınız. Örneğin bu yazınız, tam merakımı arttırdı ve istediğimi alacak gibi hissettiğim an bitti. Sizden ricam yazılarınızı biraz daha uzun tutabilmeniz, işin ehli siz olduğunuz için daha iyi bilirsiniz lâkin arzım bu yöndedir. Allah ilminizi arttırsın..