• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

FITRİ NEFS - Bencil Nefs

20 Eylül 2026, Pazar 12:07
FITRİ NEFS - Bencil Nefs

Bu dünyada, her mahlukta, her şeyde, Allahü Teâlâ’nın hem rahmet sıfatı hem de kahr, gadab sıfatı tecelli eder, ortaya çıkar. Bu sebeple her mahlukun hem faydalı hem de zararlı tarafları vardır. Mesela su, bütün canlıların yaşaması için zarurî olduğu halde, her sene binlerce insanın boğulmasına sebep olur. Ateş, bütün teknik gelişmelerin başı olduğu halde, içine düşeni yakar. İlaçlar, vücudun bir yerini tamir ederken başka yerlerine zarar verir. Bunlar gibi her mahlukun faydaları da zararları da sayılabilir. Önemli olan hangi özelliğinin bizim için ağır bastığıdır. Mutlak olarak faydalı veya zararlı bir şey yoktur. Faydaları fazla olan mahluklara faydalı, zararları fazla olanlara da zararlı diyoruz.

Nefs, Allahü Teâlâ’nın çeşitli hikmetlerle yaratarak içimize yerleştirdiği bir kuvvettir. Nefsin yaratılması, insanların yaşaması, üremesi ve dünya için çalışmaları ve ahiret için cihat sevabı kazanmaları içindir. Allahü Teâlâ nefsi böyle faydaları için yaratmıştır. Nefs olmasaydı insan, hayatta bile kalamazdı. Fakat eğer terbiye edilmezse zararlı tarafları da ortaya çıkar. Hilelerine karşı her an uyanık olmamız gereken nefs, işleri zevkle yapabilelim diye içimize yerleştirilen mekanizmaları, istismar ederek, faydalı işler yapmadan zevk alacağımız şeylerin peşinde koşar. Bu esnada da bedenimiz zarar görmüş, ahiretimiz heba olmuş, umurunda bile değildir. Yani nefs, hayırlı işlerde kullanırsak faydalı bir dost, şer işlerde kullanırsak da zararlı bir düşman olur. Aradaki fark nefsten değil sahibinden kaynaklanır.

Daha önce anlattığımız gibi nefsin bir sürü sıfatı vardır. Bu sıfatların her biri sağlam bir akıl ve kuvvetli bir kalple kontrol altında tutulabilir. Nefs; ahmaktır (biraz daha haz için her şeyi veririm), tembeldir (enerji harcamayalım şimdi), acelecidir (hemen, burada, şimdi olsun), şehvetine düşkündür (arzuladığım dopamin için bedenini ödünç verir misin), şöhret ister (biraz serotonin için saçmalamaya hazır mısın) keyfine düşkündür (azalt şu kortizolü de tadımız kaçmasın) ve bencildir (benden başkası var mı ki bu dünyada). Bu sıfatları çoğaltmak mümkün olsa da teke indirmek de mümkündür. O da nefsin bencillik sıfatıdır.

Bencil Nefs

Nefsin diğer bütün sıfatları bencilliği etrafında döner. Aslında bu sıfatı da mutlak zararlı değildir. Bizleri her şart altında hayatta tutmak için programlanmıştır. Ama kontrolü ona verirsek de bizim zararımız pahasına, arzularının peşinden koşar ve koşturur. İleride bahsi geçecek olan nefsin yüksek mertebelerinde henüz ilerlememiş kişilerin bütün hayatlarını, nefsanî arzuları düzenler. Canının istediğini yapar, istemediğini yapmaz. Etrafındaki herkesle ve her şeyle ilişkisi bile sadece kendi nefsi üzerindendir.

Allahü Teâlâ ile insanın arasındaki tek engel kendi nefsidir. İmam-ı Rabbanî hazretlerinin, beni de nefsi araştırmaya iten muazzam bir tespiti var. O metni1 aynen naklediyorum.

“Kalbin mal, evlat, mevki, metholunmak gibi çeşitli arzuları ve bağlantıları ve sevdikleri görülür ise de bu sevgilileri hakikatte hep bir sevgilisi içindir. O biricik sevgilisi de kendi nefsidir. Onların hepsini, kendi nefsi için sevmektedir. Bunları, hep kendi nefsi için istemektedir. Onların nefslerini düşünmemektedir. Nefsine olan sevgisi kalmazsa, nefsi için onlara olan sevgisi de kalmaz. Bunun içindir ki, kul ile Rabbi arasındaki perde, kulun kendi nefsidir. Çünkü hiçbir şeyi o şey için sevmemektedir. Onun için hiçbir şey perde olmaz. Kul, hep nefsini düşünmektedir. Bunun için perde, yalnız kendisidir. Başka hiçbir şey değildir. Kul, kendinin nefsini düşünmekten büsbütün kesilmedikçe Rabbini düşünemez. Allahü Teâlâ’nın sevgisi onun kalbine yerleşemez.”

Kalbimiz, mal, evlat, mevki gibi çeşitli arzularla dolu gibi görünebilir. Hepimiz birçok şeyi sevdiğimizi zannedebiliriz. Evimiz, arabamız, eşimiz, çocuklarımız, ailemiz, paramız, telefonumuz gibi bir sürü bağımız olabilir. Ancak bu sevgilerin ve bağların hepsi aslında bir nevi illüzyondur. Gerçekte bu sevgililer, hepsi biricik sevgilimiz olan kendi nefsimiz içindir. Nefret duygusunda bunu anlamak kolaydır. Bir kişiden nefret ettiğimizde meselenin bizim içimizdeki bir his olduğunu anlayabiliriz. Ama iş sevmeye gelince bu gerçeği anlamak ve kabul etmek zor gelir. Sanki sevdiğimiz şeyle bir bağlantımız varmış gibi hissederiz. Ama aslında bağlandığımız şey sadece kendi nefsimizdir.

Sırf Allah rızası için sevmek mertebesine yükselmediysek, insanları, eşyaları ve makamları beynimizde salgılattıkları mutluluk hormonları için seviyoruz demektir. Bir şeye bağlandığımızda, aslında bağlandığımız şey o şey değil, kendi nefsimizin arzularını yerine getirmek için hissettiğimiz bir bağlılıktır. Yani, bir kişi eşini, işini, arabasını sevdiğinde veya bir oyuna, müziğe bağımlı olduğunda aslında mesele, o kişi veya eşyaya bağlılıkla ilgili değil, kendi nefsiyle alakalıdır. Nefsi, beyindeki mutluluk kimyasallarını salgılatmak için bütün bu illüzyonu gerçekleştirir. Beyinde dopamin, serotonin, oksitosin gibi kimyasallar salgılattığı için nefs, o kişi veya eşyayı sevimli gösterir. Sevilen işi veya kişiyi serotonine ve oksitosine, oyun ve müziği de dopamine kavuşmak için sevdirir. Bencil nefs, herkesi ve her şeyi kendi keyfi için istismar eder.

Sevdiğimiz şeylerin aslında sevilenle değil de kendimizle ilgili olduğunu anlamak nefs terbiyesini kolaylaştırır. Allahü Teâlâ’ya ulaşmamıza engel olan şeylerin sayısını birçok görünen sebepten tek sebebe indirir. Bu sayede de nefs terbiyesinin dünyadaki her şeyi değiştirerek (ki imkansızdır) değil de içimizdeki tek şeyi değiştirerek olacağı anlaşılmış olur. Nefsine olan düşkünlükten kurtulan insan Rabbini bulur. Dünyadaki herkesin ve her şeyin aslında bizim imtihanımızın bir parçası olduğunu bilince, bu meseleyi anlaması daha da kolaylaşır.

Nefsin, seni hayatta tutmak ve dünya işlerini keyifle yaptırmak için yaratılmıştı. Fakat keyfi için seni kullanan bir mahluka dönüştü. Nefsinin bu dönüşümü, çeşitli hikmetlerle yaratılmasıyla bitmiyor aksine yeni başlıyor. Daha kültürün, anne baban, çocukluk ve gençlik tecrübelerin, sağlık durumun, dün yediklerin ve şu anda bulunduğun ortam dahil bir sürü şeyden etkilenecek. Bütün bunlar bir araya gelip sana benzersiz bir nefs verecek. Sen de bu nefsle ne yapmak istediğine karar vereceksin.

1 SERHENDÎ, A. F. (2008). Mektubât tercemesi, İstanbul: Hakikat Kitabevi, 42

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.