ABDÜLHAMİD HAN KIBRIS VE İFTİRALAR
17 Aralık 2025, Çarşamba 00:14
Normalde sağdan soldan birilerinin tarihle alakalı bilir bilmez konuşmalarının her birine cevap verecek değilim. Ama son zamanlarda sosyal medyama bir video o kadar çok düştü ki nihayetinde de insanlarımız tarihini seviyor, merak ediyor bundan dolayı bu tarihi bilmek adına sorular sordular. Emre Kınay Kıbrıs’ta bir açıklama yapmış. Bilmediği konularda böyle kendisini rezil etmesine gerek yok. Herkes kendi işini yapsın. Ben kalkıp oyunculuk yapmayayım, onlar da kalkıp tarihçilik yapmasınlar. Bu konuda gerçekten merak edilen bir şey varsa kötülemek yerine sorsunlar, bizler de bilgimiz çerçevesinde cevap verelim.
Burada iki temel konu var. Birincisi Abdülhamid Han İngilizlere Kıbrıs’ı kiraladı mı, niye kiraladı meselesi. İkincisi Abdülhamid Han Tekirdağ’da içki fabrikası açtı mı açmadı mı konusu. Abdülhamid Han 1876 yılında tahta geçti. Maslak Kasrı’nda şehzadeydi. Normalde 5. Murat’ı tahta geçirmişlerdi ancak nevrozları ve panik atakları had safhadaydı. Kısa süren padişahlığında cülus merasimi bile yapılamadı. Onu tahta getiren ekip, Mithat Paşa ve çevresi, bu işin yürümeyeceğini anlayınca Abdülhamid Han’la pazarlık yaptılar. Birinci Meşrutiyet ilan edilecekti, padişahın yanında bir de meclis olacaktı. Abdülhamid Han da bunu kabul etti. Tahta geçişinin altıncı ayında, Abdülhamid Han’a sormadan, ordunun gücü ve cephane durumu kontrol edilmeden Osmanlı Devleti Rus Savaşı’na sokuldu. Bu savaşta Osmanlı ağır yenilgiler aldı. Rus orduları İstanbul kapılarına kadar geldi. Ayastefanos Antlaşması imzalandı. Yeşilköy’de, bugünkü Atatürk Havalimanı’nın olduğu yerde Rus askerleri vardı. Apar topar, çok ağır şartları olan bir antlaşma yapıldı. Abdülhamid Han bu durumdan kurtulmak için Almanları devreye soktu. Antlaşma Berlin’de revize edildi. Berlin Antlaşması’yla şartlar hafifletildi. Ancak bunun için İngilizlerin desteğine ihtiyaç vardı. İngilizler Kıbrıs’ı istedi. Abdülhamit Han, “vermem” dedi. Pazarlık yapıldı. Ancak kiralama yoluna gidildi. İngilizler Süveyş Kanalı’nı güvenceye almak istiyordu. Kıbrıs bu amaçla kiraya verildi. Yani İstanbul’u kaybetme tehlikesi varken, Abdülhamid Han devleti kurtarmaya çalışıyordu. Bu sürecin sorumlusu Abdülhamid Han değildi.
Gelelim içki meselesine. Abdülhamid Han’ın yönettiği Osmanlı Devleti’nin nüfusunun yarısından fazlası gayrimüslimdi. Ermeniler, Rumlar, Katolikler, Protestanlar, Ortodokslar vardı. Bu insanlar dini ritüellerinde şarap kullanıyordu. Sen bu insanlara içkiyi yasaklayabilir misin? Osmanlı Devleti’nde içki serbestti. Üretilir, satılır ve vergisi alınırdı. Bu bugünkü dar bakış açısıyla değerlendirilemez. Agora Meyhanesi örneği veriliyor. Abdülhamid Han açtırdı deniyor. Hayır orası saltanat yıllarında Balat’ta içki içen Rumlar tarafından açıldı. Abdülhamid Han da sesini çıkarmadı. Bu, çok kültürlü bir devlet anlayışının sonucuydu.
Zülfü Livaneli bir yandan Atatürk’e rakı içiyor diye güzelleme yaparken, Emre Kınay Abdülhamid Han’ı içki fabrikası açıyor diye yerin dibine sokuyor. Bir karar verin. Övecek misiniz, gömecek misiniz? Komik ve gülünç oluyorsunuz. Lütfen siyasete ve tarih bilmeden konuşmaya bulaşmayın. Bu toplum sizi sanatınızla ansın. Abdülhamid Han bence sizden daha yerli, daha milli. Aynaya bakın, kendinize gelin ve bu halka yakışır sanatçılar olmaya çalışın.
KTB KİTAP:https://www.ktbkitap.com/urun/bir-dehanin-izleri-ii-abdulhamid-han-talha-ugurluel
KTB KİTAP:https://www.ktbkitap.com/urun/payitahtin-son-sahibi-ii-abdulhamid-han-talha-ugurluel
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.