YEMEK DE BİR İBADETTİR
21 Ağustos 2026, Cuma 11:23
Mübah, yani helal olan işler, İslamiyete uygun olarak iyi niyetle yapılırsa hepsi ibadet olur ve sevap kazanılır.
Nitekim Peygamber efendimiz:
“Ameller, niyetlere göre değer kazanır. …” (Buhârî) buyuruyor.
Ancak bu hüküm sadece mübahlar için geçerli olup, hiçbir zaman iyi niyet, bir haramı helal kılmaz.
Mübahlardan biri olan yemek de, Allahü tealaya kullukta kuvvet bulmak gibi iyi niyetlerle yenildiği zaman ibadet hükmündedir.
Zira ibadet, bir işi, Allahü tealanın rızasını kazanmak için O’nun emrettiği şekilde yapmak demektir.
Allahü tealanın veli kulları:
“Nefsin gıdası olan yemeği yerken, Allahü tealayı ne kadar hatırlıyorsan, kalbin ve ruhun gıdası olan namazda da o ölçüde hatırlarsın.” buyuruyor.
Ancak yemeğin bir zikre dönüşmesi, onu Peygamber efendimizi örnek alarak yemekle mümkündür.
Bunu elde edebilmek için şu hususlara dikkat edilmelidir:
1-Yemekten önce ve sonra elleri yıkamalı,
2-Yemek yerken sağ ayağını dikip, sol dizi üzerine oturmalı,
(Duruma göre masa etrafında sandalyede oturmak da câizdir.)
3-Yemeğe Besmele ile başlayıp, sağ elle yiyip-içmeli,
4- Yemeğe tuzla başlayıp, tuzla bitirmeli,
5-Yemeğin Allahü tealanın bir lütfu olduğunu düşünmeli,
6-Yemeğin helal ve temiz olmasına dikkat etmeli,
7-İçki, çalgı, kumar gibi haram işlenen ortamda yenilmemeli,
8-Toplu yenilirken kendi önünden yemeli,
9-Yemekte, tiksindirici söz ve davranışlardan uzak durmalı,
10-Karnı doyduğu halde tıka basa yememeli,
11-Yediği kapta yemek artığı bırakmayıp, ekmeğiyle sıyırmalı,
12-Önündeki kırıntıları yemeli,
13-Yemekten hasıl olan enerjiyi Allahü tealaya taatte kullanmalı,
14-Yemeğin sonunda Elhamdülillâh deyip dua etmelidir.
İslam alimlerinin tavsiye ettiği yemek ve şükür duası:
(Elhamdü lillâhillezî eşbeanâ ve ervânâ min gayri havlin minnâ velâ kuvveh.
Allâhümme at'ımhüm kemâ at'amûnâ.
Allâhümmerzuknâ kalben takıyyen, mineşşirki beriyyen lâ kâfiran ve şekıyyâ.
Velhamdü lillâhi rabbil âlemîn)
Yemek duasının manası:
(Bizim gücümüz kuvvetimiz olmadan, bizi nimetleri ile doyuran ve susuzluğumuzu gideren Allahü tealaya hamdolsun.
Ya Rabbi, bize bu yemeğin hazırlanmasında emeği geçen ve bize bu nimetleri ikram edenlere sen de ikram et.
Ya Rabbi, bizim kalbimizi şirk, küfür ve kötülüklerden koru. Bizlere, dinimizin emirlerine uyan bir kalp nasip eyle.
Her türlü övgü, alemlerin rabbi olan Allahü tealaya mahsustur.)
(Allâhümme mâ asbaha bî min ni’metin ev bi ehadin min halkıke, fe minke vahdeke, lâ şerike lek, felekel hamdü ve lekeşşükr)
Şükür duasının manası:
(Ya Rabbi, bana ve diğer kullarına verdiğin nimetlerin sabaha (akşama) kadar bizim yanımızda kalması yalnız Senin lütfundandır.
Senin ortağın yoktur. Her türlü övgü ve şükür ancak Senin içindir.)
Not: Bu şükür duası, akşam yapıldığında asbaha yerine emsâ okunacaktır.
Ayrıca Peygamber efendimiz:
“Âdemoğlu, midesinden daha kötü ve zararlı bir kap doldurmamıştır.
Kişiye belini doğrultacak birkaç lokma yeterlidir.
Eğer mutlaka daha fazla yiyecekse; midenin üçte birini yemek, üçte birini içecek ve üçte birini de nefes için ayırsın.” (Tirmizî) buyurarak,
Bizlere yemek yemede ölçülü olmayı tavsiye etmişlerdir.
Nitekim mü’minlerin annesi Hz. Âişe “radıyallâhü anhâ” validemiz, Peygamber efendimiz hakkında:
“Nebiyy-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem hiçbir zaman doyasıya yemek yememiştir.
Ailesiyle birlikte otururken onlardan yiyecek bir şey istemez, bir şeyi canının çektiğini de söylemezdi.
Önüne getirileni yer, bir yemeği sevmediğini söylemez, kendisine sunulan içeceği alıp içerdi.” buyuruyor.
Yine Peygamber efendimiz:
"İki kişinin yiyeceği üç kişiye, üç kişinin yiyeceği de dört kişiye yeter." (Buhârî) ve
"Kişinin her iştahını çekeni yemesi israf olarak yeter." (İbn Mace) buyurarak,
Az yemekle iktifa etmemize ve oburluktan uzak durmamız gerektiğine işaret etmişlerdir.
Ayrıca,
"Ümmetim hakkında korktuğum şeylerin en tehlikelisi:
Göbek bağlamak, çok uyku, tembellik ve iman zayıflığıdır." (Suyuti, Fethu'l-Kebir) buyurarak,
Çok yemek ve içmenin, kâmil bir mü'minin sıfatı olmadığına dikkat çekmişlerdir.
Zira çok yemek, çok uykuya, o da tembelliğe ve iman zafiyetine sebebiyet vermektedir.
Nitekim Hz. Ali “Radıyallâhü anh” efendimiz:
"Eğer karnın doymuyor ve obur isen, kendini müzmin hastalardan say." (Mâverdî, Edebü'd-dünya ve'd-din, s. 533) buyurarak,
Aşırı yemek yiyen kimseyi müzmin hasta olarak kabul etmekte ve
Erzurum’lu İbrahim Hakkı hazretleri de (ö.1780), Marifetname isimli eserinde:
“Yemeği taşıyabileceğin kadar değil, yemek seni taşıyacak kadar ye!” buyurarak,
Hayatı idâme ettirecek kadar ölçülü yemenin önemine dikkat çekmektedir.
Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri de (ö.848):
“Açlık, bulut gibidir. Kişi az yemeye riâyet edince kalbine hikmet yağmurları yağmaya başlar.” buyuruyor.
Ancak nefsi terbiye etmekte esas olan açlık değil, kişinin ihtiyacı kadar sünnet olan ölçüde yemesidir.
Nitekim İmam-ı Rabbani hazretleri (ö.1624):
“İnsanlar, riyazet çekmek, yani nefsi terbiye etmek denince, açlık çekmeyi ve nafile oruç tutmayı anladılar.
Halbuki dinimizin emrettiği ölçüde yemeye dikkat etmek, binlerce sene nafile oruç tutmaktan daha güç ve daha faydalıdır.
Bir kimsenin önüne lezzetli, tatlı yemekler konsa, iştahı olduğu halde ve hepsini yemek istediği halde, dinimizin emrettiği kadar yiyip, fazlasını bırakması, şiddetli bir riyazettir ve diğer riyazetlerden çok üstündür.” buyuruyor.
Muhammed Masum hazretleri de (ö.1668):
“Yemekte, içmekte orta yolu gözetmeli. Gevşeklik verecek kadar çok yememeli.
İbadet yapamayacak kadar da, perhiz etmemelidir.” buyuruyor.
Nakşibendiyye tarikatının kurucusu Bahâeddîn-i Buhârî hazretleri (ö.1389) ise talebelerine hitaben:
“Evladım iyi yiyin, iyi çalışın” buyurarak,
Daha çok ibadet ve insanlara daha fazla iyilik yapabilmek için kuvvetli yemeyi tavsiye etmişlerdir.
Bunun için de;
Harcayabileceğimiz kadar helal ve sağlıklı gıdalarla beslenmeli ve enerjimizi faydalı işlerde kullanarak hareketli olmaya özen göstermelidir.
Zira harcayamadığımız gıdaların vücudumuzda birçok hastalığa davetiye çıkaracağı unutulmamalıdır.
İşin özü, ilim ve amel, az yemekle, kalb temizliği az uyumakla ve hikmet az konuşmakla elde edilir.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.