• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

YAHUDİLERİN TÜRKÇÜLÜK SERÜVENİ

24 Ağustos 2026, Pazartesi 11:10
YAHUDİLERİN TÜRKÇÜLÜK SERÜVENİ

Nasıl kaybettik o destânî günleri? “Zamânın gereği idi, olması gerekenler oldu” derseniz, “Hâlâ sınırlarını yaşayan devletler var” cevabını veririm. Nasıl yıkıldı bu koskoca devlet? Kimler müdâhil oldu harîm-i ismetimize? Önce Türkçüyüz, Turancıyız dediler; baktık ki çoğu ne Türk ne de Müslüman... Nereden çıktı bu bâzen aktör bâzen figüran ajanlar? Nasıl milletimizi kandırdılar. Kim tanıttı bize bunları. Kim soktu içimize bu ayrılık tohumlarını? Kuklalar kim, kuklacılar kimdi?

1402’de Ankara Savaşı’yla büyük bir sarsıntı geçiren Fetret Devri Osmanlısında bile devlet belli, baş belli, ayak belliydi. Eğer öyle olmasaydı Sultan I. Mehmed bu devleti ayakta tutamazdı. Devlet yıkılmadı; çünkü sistem değişmedi. Yüzyıllar sonra sistem ve gelenek bozuldu. Devlet erkânı prangalandı. Önce bir triumvirlik sonra bir quarted hem çaldı hem oynadı.

Bir toy, erkân-ı harb reisi oldu, bir postacı paşa, sonra Kuleli ve Harbiye’den me’zun olan Cemal Paşa Bahriye Nâzırı oldu. Karacı bir denizcilik bakanı! Garâbet diz boyu...

İRÂDE-İ İLÂHİYE LÜTUFLARI

Bâzen ilâhî irâde bizi öyle şaşırtır ki! Bu esrârı anlamak mümkün değildir.

Kerbelâ Olayı’nda Hazreti Hüseyin ve etrafındakiler şehîd edilirken hasta olduğu için bu kıtalden Zeynelâbidîn hazretleri sağ kurtuluyor. Böylece de Hazreti Hüseyin soyu kesilmiyor.

1808’de Osmanlıda garip bir olay tecellî ediyor. İsyancı Yeniçeriler Sultan III. Selîm’i şehîd edip Harem’i basıyor. Hedeflerinde sonradan Sultan II. Mahmûd olarak tahta çıkacak olan Mahmûd var. İki Harem Ağası kılıçlarını çekip ölümü göze almışken bir kalfa kadın şaşırtan bir olaya imzâ atıyor. Kaynar suya bolca kül karıştırıp âsîlerin yüzüne fırlatıyor. Gözleri yanan âsîler feryâd ü figân ederken Mahmûd’u damdan kaçırıyorlar. Bu kadın Cevrî Kalfa’dır.

III. Selîm’in bir oğlu ufakken ölmüş ve başka oğlu yoktur. Mahmûd, Sultan I. Abdülhamîd’ın oğludur. Sultan III. Selîm ile sonradan II. Mahmûd olan bu şehzâde ikisi de I. Abdülhamîd’in oğullarıdır. 1826’da bu II. Mahmûd, “Vak’a-i Hayriye” denen olayla bu isyankâr Yeniçeri Ocağı’nı ortadan kaldırmıştır. Bu hadise Osmanlıya 100 yıl daha hayat vermiştir. Sonra II. Abdülhamîd Han 33 yıl daha bu devleti ayakta tuttuysa da "hasta adam"ı tekrar diriltememiştir.

Hırsız ve hâin içeride ise kapı kilit tutmaz.

Osmanlı yıkılmadı, yıktırıldı. 620 yıllık ihtişâmlı ve 5000 yıllık devlet geleneği olan sistemini bozdular. Oğuz Kağan Töresi’ni çiğnediler. Kağan soyu Kayıları dağıttılar.

Tanzîmatla birlikte bir anda kim oldukları ve nereden geldikleri bilinmeyen nev-zuhûr kişiler ortalıkta cirit atmaya başladılar. Onların kimlikleri ve adları gerçek değildi. Evvelâ öncülerini sürdüler önümüze. Sonra adlarını değiştiren kripto bir güruh çıktı karşımıza. Bunlar Naum’u Naîm, İzak’ı İshak, Samuel’i Sâmî, Şalom’u Selâmî, Moiz’i Mûsâ olarak tanıttılar bize. Müslüman adı taşıyan esnaf, tüccar, kuyumcu, matbaacı vs. mesleklerle aramıza karıştılar. Osmanlı döneminde bunlar hep kendi asıl adlarını kullanırlar ve problem olmazdı. Ama senaryo yeniden yazılmaya başladı. İşte bunların bâzıları da kendi adlarıyla boy gösterdiler.

VE PARVUS SAHNEDE

Kimdir bu Parvus? Adını yazınca zâten anlayacaksınız. Alexander İsrael Helphand. Bu şahıs Rus Yahûdîsi olup 1867 yılında Berezinbo’da doğmuştur. Makâlelerinde takma ad olarak "Parvus" lakâbını kullanmıştır. Parvus 1910-1915 yıllarında Türkiye’deydi ve gelir gelmez İttihâdcılarla temâs kurdu. Türk aydınları onu “Türkçü” fikirleriyle tanıdı. Bu şekilde Yahûdîlerin "Türkçülük" serüveni de başlamış oldu! O Osmanlı Devleti’nin Almanya yanında I. Cihan Harbi’ne girmesini isteyenlerin de önde gelenlerindendi. İttihâdcılar bilhassa Enver Paşa da bunu istiyordu.

Parvus akademik eğitimini ve doktorasını Almanya’da tamamladı. Sonra Rusya’ya döndü. Bu defa tam bir komünist oldu.

1905’de birinci komünist ayaklanmasında yakın arkadaşı Troçki ile berâberdi. Sonra Sibirya’ya sürüldü. Oradan garip bir şekilde kurtularak Almanya ve İsviçre’de komünist dernekleri organize etti. Kautskiy, Troçki, Rosa Lüxemburg ve Lenin gibi meşhur komünistlerle çalıştı. Rusya’da devlet yıkılmadan komünizmin gelemeyeceğini savundu ve dediği gibi de oldu. Böyle bir kabiliyetin (!) Osmanlı dışında kalması düşünülemezdi. Selânik, 1908 darbesinin merkeziydi. Nitekim bu târihte Selânik’te Benaroya’nın başkanlığında bir grup tarafından sosyalist bir parti kuruldu. Bu, Osmanlı sınırları içinde kurulan ilk sosyalist parti idi. Peki, bu kuruluşta kimler vardı? Rum, Yahûdî ve Bulgarlar, aslî veyâ azınlık olarak göründüler. Buna dikkat! Bir yerde birkaç ayrı grup varsa ve bu gruplar ayrı baş çekiyorlarsa onları birleştirip organize eden bir Yahûdî mutlakâ vardır. Sonra bu karma parti seçimlere girerek Osmanlı Meb’ûsân Meclisi’ine temsilci soktu. Dışarıdan gelerek meclise giren sosyalist temsilci Parvus’tu. Sonra sosyalist “Federal Halk Partisi” adayı olan ve meclise giren Selânik meb’ûsu Dimitar Vlahof hemen Parvus’un dikkatini çekti. Parvus kendi adına fitne unsurlarını çok iyi seçiyordu. Dimitar 1943 yılında Tito ile çalışmıştır. Bu olaylardaki bağ o kadar kurallıdır ki tesâdüfe aslâ yer yoktur. Sonra Parvus Balkan komitacı ve siyâsetçileri vâsıtasıyla İttihâdcıların ileri gelenlerinin arasına girerek hem komitacı hem de siyâsetçi oldu. Tam bir çelişki. Rahmetli Türkeş’in İttihadçılar için söylediği “Komitacıdan devlet adamı olmaz!” sözünü hatırlıyoruz.

Sonra Parvus Jön Türk, Tanin ve Tasvîr-i Efkâr gazetelerinde yazılar yazdı. Bilgi ve Türk Yurdu dergilerinde de yazmaya başladı. İTC Türkçüleri her gün Parvus’u parlatmaya devâm ediyorlardı. Şuraya bakın ki Jön Türk (Jeune Turc) gazetesi Siyonist teşkilâtların parası ile Sami Hochberg adlı bir Yahûdî tarafından destekleniyor ve Siyonizm’i Türkçülük maskesiyle allayıp pulluyorlardı.

Yine dikkat! 1908, 1911 ve 1912’de Genç Kalemler, Türk Yurdu, Türk Ocağı kuruluşlarında aktif olanlar kimlerdir? Bunlar nasıl Türkçü ve millî kuruluş ve dergiler olarak tanıtıldı?

Parvus, Yahûderin yetiştirdiği en aktif, en dessas (hileci) bir ajandı. Dünyâyı fitneye boğan bütün akımlarda yetişmişti. Komünistti, siyonistti, kapitalistti, türkçüydü, revizyonistti

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.