TGRT NE ZAMAN VE NASIL KURULDU?
11 Temmuz 2026, Cumartesi 17:52
O yıllarda, mevcut televizyonun yayın politikası yüzünden özellikle Fatih semtinde televizyon olan ev sayısı yok denecek kadar azdı. Ve yine işte tam bu yüzden filmler, ses kasetleri, videolar yapılmalı, radyo ve televizyon kurulmalıydı…
———-
Yeşilay binasının son katına sık sık çocuklar gelip bizi ziyaret ettiği için, kendimi baya büyük bir abi gibi hissediyordum! 1984 senesinde on beş günde bir çıkan Türkiye Çocuk dergisi; memleketin çocuklarına olduğu gibi bize de eğitici bir mektepmiş aslında.
Dergiyi okuyan herkes kendinden bir şeyler buluyordu onda. Bütün yazılar, hikayeler, çizgiler, çizgi romanlar bizler tarafından yazılıp çiziliyor ve her eserin yanında sahiplerinin isimleri yazıyordu. İşte bunu gören çocuklar ve içinde sanatkârlık mayası olanlar “ben de yapabilirim” veya “ben de yapmak istiyorum” diyordu. Üstelik amatör veya profesyonel herkes emeği için az veya çok para da kazanıyordu.
Sonradan siyasete atılacak, iş adamı olacak, resim ve sanat alanında uluslararası üne kavuşup hocalık yapacak olan nice genç kardeşimiz, kendini Türkiye Çocuk dergisinin kapısında buluyordu heyecan içinde.
Fotoğraf karesi gibi hatırlıyorum: Biri üç dört yaşlarındaki Aliş, diğeri daha büyük olan Halil adındaki iki kardeşini ellerinden tutarak gelmişti Kıvanç Oğuz. Kendi de orta okula henüz başlamış olan o güzel çocuk dergiye gelmeseydi, belki de bugün Hayati İnanç kitaplarını okuyamacaktınız…
❤️❤️❤️
Daha kimleri kimleri orada, derginin orta boşluğunda tanıdım…
Bir gün top mermisi gibi genç, diri, yakışıklı biri geldi. Epey tecilli olarak gittiği askerden yeni dönmüş. Abdest almak için çıktı, paçaları kolları sığalı halde tekrar salona daldı. Öyle enerji doluydu ki, Kırkpınar‘daki pehlivanlar gibi ellerini dizlerine vurarak peşrev çekiyor, kendisiyle güreştirmek için birilerinin kolunu bacağını kapmaya çalışıyordu. Adına İsmail Kapan dediler.
İşte uzun yıllardır Türkiye Gazetesi’nin başında olan o İsmail abinin ilk Genel Yayın müdürü olduğu zaman başlayan (Stop köşesi) yazılarım, dile kolay yirminci yılını görmüştü.
Bazen de lalasıyla dolaşan bir şehzade gibi, ardındaki refakatçisiyle Mücahit abi gelirdi. Gerçekten çok sevimli ama haddinden fazla meraklı bir çocuktu. Bütün masalardaki çizgi romanları karıştırır, ilgisini çeken sayfaları yayınlanmadan önce okurdu. Çizenleri elbette bundan rahatsız olurdu ama bu dergi ziyaretlerinin ardından Enver abi arar; “Mücahit’i hoş görün, dedesi onu çok sever” diye haber yollar, tembih ederdi.
Bunca yıllar meslekte kaldım, ömrümün çoğu basın-yayın dünyasının içinde geçti ama Enver abi gibi sevilen bir başka patron görmedim ben…
Küçük Mücahit de babasından “Enver abi” diye bahseder, etrafındakiler ona da büyük bir adammış gibi “Mücahit abi” derdi.
❤️❤️❤️
Levent Geylan ise o zamanlar kelime fukarasıydı, tam karşılıkları bulamaz, düşünür kekeler sonra “prfff” yapar ve gülüp geçerdi. Kavuna karpuz, gemiye kayık, çocuğa herif filan dediği olurdu…
Rahim Er abi aniden dergiye koskocaman bir televizyon ve altına konacak kabinini getirtti. Camekanın içinde “video” denen film oynatıcısı vardı. Bu işin sebebi; dünyada bir fırtına gibi esen Mustafa Akkad yapımı Çağrı filmiydi.
Bilindiği üzere tarihe geçen en önemli filmlerden biridir Çağrı. Libya lideri Muammer Kaddafi tarafından sınırsız bütçe ile desteklenmiş ve en ince teferruatına kadar planlanıp çekilmişti. Libya’nın büyük kahramanı Ömer Muhtar filmini çekmiş, belki İstanbul’un Fethi ve Fatih Sultan Mehmet filmini de çekecek olan bu ünlü yönetmen, bu eserinde Muhammed “aleyhisselamın” hayatını öyle başarılı şekilde anlatmıştı ki, o sene doğan bazı çocukların adını bile “Çağrı” koydular. Yönetmeni ise bir otelde bomba patlatmak suretiyle kızı ile birlikte şehit edildi. Daha sonraki yıllarda Libya karışıklığa sürüklendi ve Kaddafi’yi de öldürdüler.
❤️❤️❤️
Derginin salonunda bizim kadro ve dışarıdan çağrılanlar hepimiz yerimizi almıştık. “Çağrı” filmi başladı. Çöller, atlar, develer, kılıçlar, eziyetler, işkenceler, hepimiz filmin akışına kapılmışız. Rahim abi film izlemek için büyük oğlunu da getirmişti. Büyük diyorsam da yaşı küçük, ilkokula ya gidiyor ya gitmiyor. Bir ara çocuğa dikkat ettim; televizyonun dibine gidip yakından baktı, sonra arkasına geçti, etrafında döndü filan. Sonra da ağzını sonuna kadar açıp bağıra bağıra ağlamaya başladı. Babası hemen onu yanına aldı, “korkma oğlum bak bunlar resim” filan diye onu yatıştırmaya çalışmasaydı biz belki bir şey anlamayacaktık… Ama özellikle Levent şaşkındı, gene kelime aradı bulamadı;
“Ulan sene 84 herif ilk defa televizyon gördü” diye söyleniyordu.
Belçika’da okumuş, Suadiye’de oturan Levent bunu anlamasa da; tam da işte bu durum her şeyin kilit noktasıydı:
O yıllarda, mevcut televizyonun yayın politikası yüzünden özellikle Fatih semtinde televizyon olan ev sayısı yok denecek kadar azdı. Ve yine işte tam bu yüzden filmler, ses kasetleri, videolar yapılmalı, radyo ve televizyon kurulmalıydı…
Bir süre sonra gene aynı sene bu salonda Rahim abi “İlk özel televizyon projesini” Enver abilere ilettiğini, söyledi.
“İsminin de TGRT olmasını teklif ettik” dedi. Bazı arkadaşlar beğendi bazıları sessiz kaldı. Bana ise TGRT harfleri, tek kanallı yılların TRT’sinin bir benzeri olduğu için itici geldi, belki ilk veya tek muhalefet eden ben oldum. Rahim abi “Türkiye Gazetesi Radyo Televizyonu” diye vurguladı.
İyi ki karara tesir etme hakkım yokmuş. Çünkü bu dört harf zaman içinde bir bayrak gibi yükselip semaları kaplayacaktı.
❤️❤️❤️
Aradan nice yıllar, köprüler altından ne kadar sular geçti. 29 Şubat 1989 günü Cağaloğlu’ndaki Kız Lisesi karşısında, Babıali caddesi üzerindeki “SÜTİŞ’in binası” diye anılan Pak Han’ın en üst katında Enver Abimizin teşrifiyle TGRT’nin açılışı yapıldı. O gün için hazırlanıp kendisine takdim edilen kitapçıkta Enver Bey’in ve Rahim Er’in fotoğraflarının bulunduğu sayfalardan sonra “Ses, Film ve Tv Yapımcılığı” bölümünde yapımcı, yönetmen, senarist isimleri olarak Ümit İsmailoğlu, Hüseyin Aydemir, Nazif Tunç ve Mehmet Soysal… “Aylık Dergi” bölümünde Veysel Karani Önen, “Resim-Animasyon” bölümünde Ragıp Karadayı ve çeşitli başlıklar altında Mehmet Mert, Levent Erbay, Eyüp Türker, Arif Hakverdi ve Adnan Taşkit vardı…
Hemen akabinde yanına Abdurrahman Çapar verilen Ragıp abi ve yardımcısı çeşitli stüdyoları gezmeye, Elif videodan kurs almaya başladılar. Bu arada Orhan Büyükdoğan onlara; çok yakında bölümün lokomotifi olacak Selahattin Akbulut’u tavsiye etti ve kadrolaşma ondan sonra başladı.
Levent Geylan, Murat Sevinç, Münip Malkoç, Suat Karadağ, Halid Erdoğan, Selçuk Bayrak ve şu an hatırlayamadım birçok arkadaş…
Az önce dediğim gibi TGRT adı çok daha önce, TGRT'nin açılışı yapılmadan konulmuştu. İsim babası Rahim Er ağabeydir. Açılış yapıldığında TGRT Sütiş’in üstündeydi. Rahim Ağabeyin makamı Yeşilay binasında olduğundan, orada boşalan bir katı kiraladı ve TGRT Radyo-Televizyon bölümü oraya taşında. Katın bir dairesi “TGRT Radyo”, bir dairesi de “TGRT Televizyon” oldu.
…..
Söz dönüp dolaşıp gene Yeşilay Han’a geldi.
Ben o tarihte gene Türkiye Çocuk dergisindeydim ama bu geçen yıllar içinde neler mi oldu?
Neler olmadı ki!..
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Muammer yıldırım
14-07-2026 16:34O senelerde pekçok aile ahlakı menfi yönde etkiliyor diye evlerine televizyon almıyorlardı. TGRT açıldıktan sonra televizyon almaya başladılar.
Muammer
14-07-2026 12:22Ankaradan yazıyorum.O yıllarda pekçok insan evine televizyon almıyordu televizyonun ahlak üzerine menfi etkileri var diye TGRT açıldıktan sonra O insanlar evlerine televizyon aldılar.
Necla Atila Koc
12-07-2026 20:20Ne güzel yıllardı o yıllar ne güzel insanlardı o insanlar. İnsanların en hayırlısı idiler. Hersey sizlerle güzelleşti hayatımız anlam kazandı huzurun doruğuna eriştik sizlerle. Gerçek dünyaya göç ederek yüreğimize derin yaralar açan kıymetli büyüklerimizin dereceleri Âli olsun Rabbım şefaatlerine eriştirsin. Misafir olduğumuz bu hayatta hala gönüllere hitap eden emektar cefakar hocalarımıza agabeylerimize hayırlı bereketli sağlıklı ömürler diliyor hizmetlerinizin daim olmasını en kalbi duygularla temenni ediyorum. TGRT FM VE TGRT HABER TURKIYE GAZETESI Dünya durdukça dursun hizmetleri artarak devam etsin inşallah...
İbrahim Arslan
12-07-2026 18:02Yazınızı severek heycanla okurken bir anda bitiverdi ve devamı olmalı dedirten yerde, devamını bekleriz
Nazif Tunç
12-07-2026 10:19Bir çadırdan dünya imparatorluğuna eren Osmanoğullarının fetih ve tebliğ ruhuyla dünyaya televizyon ve sinemayla yepyeni ve hakça bir söylem için yola çıktılar… Sinemayı hakikati bulma kapısı yapanlar o ocakta çifte su verilerek pişti.