• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

İKİYE BÖLÜNMÜŞ KALPLER

30 Ağustos 2026, Pazar 01:12
İKİYE BÖLÜNMÜŞ KALPLER

Bazı çocuklar vardır… Kalabalıkların içinde büyür ama içlerinde hep eksik bir sandalye vardır. Masaya oturduklarında biri hep yoktur. O yokluk, zamanla bir boşluktan çok bir sessizliğe dönüşür. Ve o sessizlik, en çok kalplerinde konuşur.

Boşanmış ailelerin çocukları, hayatı yaşıtlarından biraz daha erken ciddiye alır. Çünkü bir gün ansızın öğrenirler: Her şey her zaman yerinde kalmaz. Ev dediğin şey dağılabilir, sesler ayrılabilir, insanlar gidebilir. O yüzden birine “çok bağlanmak” onlar için bazen korkutucudur. Çünkü bağlandıkları şeylerin kopabileceğini çok iyi bilirler.

Geceleri uyumadan önce düşündükleri şeyler vardır. “Acaba ben mi sebep oldum?” diye içlerinden geçen o sessiz soru… Cevabını kimse vermez ama o soru büyür. Kendilerini suçlamasalar bile, içlerinde bir kırıklık taşırlar. Bir tarafları hep eksik kalmış gibidir. Bir yanı annede, bir yanı babada kalmıştır sanki… Ve hiçbir zaman tam bir bütün olamazlar.

Bayramlar, doğum günleri, özel günler… Onlar için biraz daha hüzünlüdür.

Çünkü herkesin yanında “tam” olan ailesini gördükçe, kendi içlerindeki eksiklik daha çok hissedilir. Başkalarının sıradan mutlulukları, onların kalbinde ince bir sızıya dönüşür.

İçten içe “keşke” derler… Ama çoğu zaman bunu kimseye söylemezler.

Topluma bakışları da biraz mesafelidir. Güvenmekte zorlanırlar. Çünkü en çok güvendikleri yerin bile dağılabildiğini görmüşlerdir. İnsanların sözlerine değil, daha çok davranışlarına bakarlar. Ve çoğu zaman kendilerini korumak için duvarlar örerler.

O duvarların arkasında ise çok hassas, çok kırılgan bir kalp vardır.

Anneye ayrı, babaya ayrı sitemleri olur. Söyleyemedikleri cümleler birikir içlerinde. “Neden denemediniz biraz daha?”, “Ben ne olacaktım?” gibi sorular, zaman zaman içlerini yakar. Ama bir yandan da ikisini de sevmeye devam ederler. İşte en zor olan da budur…

Kırgınlıkla sevgi arasında kalmak.

Geleceğe dair kaygıları da biraz daha derindir. “Ben de aynı şeyi yaşar mıyım?” korkusu, içten içe onları takip eder. Kendi kuracakları yuvayı hayal ederken bile bir tereddüt vardır. Ama yine de en çok onlar ister mutlu bir aileyi. Belki de en güzel aileyi kurmak için en çok onlar çabalar. Çünkü neyin eksik olduğunu en iyi onlar bilir.

Ve bütün bu kırgınlıkların içinde, aslında çok güçlü bir yanları vardır. Erken büyümüş olmanın getirdiği bir olgunluk… Küçük şeylerden mutlu olabilme yeteneği… Ve en önemlisi, içten bir sevgiye duydukları derin özlem…

Boşanmış ailelerin çocukları eksik değildir… Sadece kalplerinde biraz daha fazla hikâye taşırlar. Biraz daha fazla hüzün, biraz daha fazla özlem…

Ama aynı zamanda biraz daha fazla sevgi potansiyeli.

Çünkü kırılan kalpler, en güzel sevmeyi öğrenir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.