• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

AHLAKÎ ZAAFLAR Gıybet-Kibir-Riya

30 Ağustos 2026, Pazar 01:09
AHLAKÎ ZAAFLAR Gıybet-Kibir-Riya

Sadece modern dünyada değil, insanı her asırda Allahü Teâlâ’dan en çok uzaklaştıran şey, ahlakî zaaflardır. Hadis-i Şerifte buyuruldu ki: “Su, buzu erittiği gibi güzel ahlâk da günahları eritir; sirke balı bozduğu gibi kötü ahlâk da ameli bozar.”1 Ahlakı kötü olan kişileri Allahü Teâlâ da sevmez kullar da sevmez. Peki o zaman bu kadar kötülenen ve sevilmeyen bir şey, nasıl olur da bu kadar yaygın olabilir? İnsanlar arasında ahlakî zaaflar, nasıl bu kadar revaç bulabilir? Bir Müslümana asla yakışmayan kibir, riya, haset gibi huylar ve gıybet gibi işler, ümmetin içinde nasıl bu kadar yer edinir? Cevap, nefsin bencil arzularında ve bu arzuların serotonin gibi nörokimyasallarla etkileşiminde gizli.

Cemiyet içinde kendini kıymetli hissetmek beyindeki serotonin seviyelerini artırır demiştik. Mesela iş yerinizde, siz dahil herkese %100 zam yapıldığında, bu sizin için dopamin kaynağı olabilir fakat fazladan serotonin için bir sebep olmaz. Çünkü herkesle aynısınız. Size %100 zam yapılsa fakat herkese %200 zam yapılsa kendinizi kötü hissedersiniz. İşte o kötü his, kıymetsizlik hissidir ve serotonin düşüklüğünden meydana gelir. Fakat herkese %50 zam yapılırken size %100 zam yapılsa içten içe kendinizi biraz daha iyi hissedersiniz. Size kıymet verildiğini görüp kendinizi daha değerli hissedersiniz. İşte bu his de artan serotonin seviyelerinizle alakalıdır. Üç senaryoda da artış aynı ama hisler bambaşka çünkü kendimizi etrafımızdakilerle kıyaslayan bir kimyasala sahibiz: Serotonin.

İşyerindeki bu durum sosyal hayatın her yerinde geçerli. Herkesle aynı seviyedeyseniz, kendinizi kıymetli hissetmeniz için bir sebep yok demektir. Kıymetli hissetmenin de temelde iki yolu vardır. Ya siz başkalarından üstün olacaksınız. Ya da başkaları sizden aşağıda olacak. Etrafınızdaki insanlardan farklı bir şeyler yaparak kıymet kazanabilirsiniz. İnsanlara faydalı olarak aranılan ve özlenen bir kişi olabilirsiniz. Bunlar sizi kıymetli yapar ama tabii ki zahmetlidir. Bütün bunlarla uğraşmadan çok daha kolay yoldan serotonin salgılatabilirsiniz. Mesela başkalarını alçaltarak(!) Eğer siz yükselemiyorsanız başkaları alçalabilir. Böylece siz yine kıymetli olursunuz(!) İşte gıybet, kibir, riya gibi ahlakî zaafların hepsi ucuz serotonin kaynaklarıdır. Fakat sonrasında çok pahalıya mal olurlar.

Gıybetin Faydaları(!)

“Bu nasıl bir başlık? Haram işin faydası mı olurmuş?” demeyin. Bir şekilde birilerine faydası olmayan hiçbir şey, halk içinde yaşayamaz. Bir kişiyi üzecek incitecek şekilde arkasından konuşmak demek olan gıybet, cemiyette çok yaygın olan bir hastalıktır. Adeta toplumu içten içe eriten bir kanser gibidir. Buna rağmen her yaştan insanı içine çeken bir bataklıktır. Neden? Çünkü ucuz serotonin ve dopamin kaynağıdır. Başka insanların ne kadar kötü olduğunu birbirimize hatırlatırsak biz de o kadar kıymetli olmuş oluruz. Hem de oturduğumuz yerden!

Bu formül sadece bir insanla değil büyük gruplarla da işler. İnsanlar tutmadıkları takımları kötüler ki kendi takımları daha üstün olsun. Mensup olmadıkları milletleri kötüler ki kendi milletleri üstün kalsın. Rakip şirketin eksilerini ön plana çıkartır ki kendi şirketinin değeri artsın. Bu iş her ölçekte böyledir. Kendi farkınızı ortaya koyamıyorsanız, başkalarının kötü yanlarıyla avunabilirsiniz. Belki de bu yüz den işini iyi yapıp kendinden emin olan insanlar, böyle ucuz serotonin kaynaklarını aramıyorlar. Kıymeti, gerçekten kıymetli işlerde arayıp buluyorlar.

Merak edilen bilgiler öğrenildiğinde de dopamin salgılandığından, gıybet aynı zamanda bir dopamin kaynağıdır. Hem de sevdiğiniz biri ile sosyalleşmenizi sağladığından fazladan serotonin ve oksitosin de salgılatır. Böylece insan oturduğu yerden çeşitli hazlara kavuşur. Bu kadar lezzetli(!) bir şeyin halk arasında bu kadar yaygın olmasına şaşırmamalı.

Halbuki zaten gıybet, sürdürülebilir bir mutluluk kaynağı olamaz. Siz sadece oturup başkasının ne kadar kötü olduğundan bahsederken, o başkası kalkıp gerçekten kıymetli bir şeyler yapabilir. Siz konuşarak vakit kaybederken, o gidip faydalı işlerle sağlıklı ve mutlu bir hayat inşa edebilir. Siz onun kötü yanlarına odaklanırken, o iyi yanlarını geliştirebilir. Siz zar zor kazandığınız sevapları ona verdiğiniz için mizanda sıkıntı çekerken, o bir de üstüne kendi sevaplarını ekleyip rahat rahat cennete gidebilir. Abdullah bin Mübarek hazretlerine nispet edilen bu söz ne güzel izah ediyor “Eğer gıybet etseydim, annemi ve babamı gıybet ederdim. Çünkü sevaplarımın onlara verilmesi daha hayırlı olur.”

Kısa vadede bizi tatmin eden gıybet zamanla cemiyetteki güveni sarsar. Bize başkalarının kötülüklerini anlatan arkadaşımız, başkalarına da bizim kötü yanlarımızdan bahseder. Bu böyle sürer gider. İşte bu yüzden hepimizin asli vazifesi başkalarıyla uğraşmak değil kendi nefsimizle uğraşmak olmalıdır. Nefsimizi terbiye edip sağlıklı ve düzenli bir şekilde mutluluk hormonları salgılatınca, gıybetin gereksiz, hatta zararlı olduğunu açıkça görürüz.

Kibir

Kibir, kendini başkalarından üstün görmek demektir. Sağlıksız serotonin kaynaklarındandır. Sağlıklı serotonin salgılanması için ise üstün görmek değil, gerçekten üstün olmak lazımdır. Faydalı işlerle cemiyette yer edinip, bütün bu işlerin Allahü Teâlâ’nın ihsanı olduğunu bilen insan, sağlıklı ve dengeli bir şekilde mutluluğa kavuşur. Kendini haklı veya haksız herhangi bir sebeple başkalarından üstün gören kişiyse, oturduğu yerden Allahü Teâlâ’nın ona verdiği nimetleri kendisininmiş gibi değerlendirerek haddinden fazla dopamin ve serotonin salgılatmaya çalışır. Halbuki bilmez ki hak ettiğinden fazla mutluluk hormonlarını salgılatmak her zaman başa beladır. Mutluluğun esas formülü mutluluk kimyasallarını bol bol salgılatmak değil, dengeli bir şekilde her daim salgılatmaktır. Kibirlenmek ise oturduğun yerden boş yere başarı hissi ile dopamin, kıymet hissi ile serotonin israfına sebep olur.

Ucb

Yaptığı ibadeti kendi kendine beğenmek manasına gelen ucb da ucuz bir serotonin kaynağıdır. Faydalı iş yaparak bir miktar kıymet kazanmış olabilecek kişi, bir de üstüne “Ne iyi yaptım! Var mı böyle işler yapan!” gibi düşüncelerle kendince kıymetini artırmaya çalışır. Halbuki bilmez ki bu düşünceleri insanlar nezdindeki kıymetini artırmadığı gibi Allahü Teâlâ indindeki değerini de azaltır. Yaptığı iş de boşa gider de haberi bile olmaz.

Ve Diğerleri

Bildiğimiz bütün kötü huylarda da benzer bir mekanizma işler. Oturduğumuz yerden hak etmediğimiz kimyasallara kavuşma arzusu nefsi ele geçirmiştir. Tıpkı uyuşturucu maddelerde olduğu gibi burada da az bir çaba ile çok mutluluk(!) elde edilir. Bu sebeple kötü ahlak da bağımlılık yapar. Müptelaları kolay kolay kurtulamaz. Kibirli insanın kibrinden vaz geçmesi alkolik birinin içkiyi bırakmasından daha zordur.

1 Taberânî, El-Mu’cemü’l-Kebîr, cilt 10, Hadis No. 319; Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.