DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİM!
26 Ağustos 2026, Çarşamba 11:06
Dün hakemleri rehin alan bugün hakem atıyor...
Dün federasyonu taşlayan bugün federasyonda oturuyor...
Dün “adalet” isteyen bugün adalet isteyene “parmak sallıyor”...
Futbolumuzda dün:
“Hakemler değişsin!”
Bugün:
“Hakemlerimize güveniyoruz.”
Dün:
“Federasyon istifa!”
Bugün:
“Federasyon olarak gerekli çalışmaları yapıyoruz.”
Dün:
“Bu sistem böyle gitmez!”
Bugün:
“Sistemin oturması için zamana ihtiyaç var.”
Konuşanlar ya çok kibar, ya argo, ya kabadayı…
Sistem sapına kadar aynı!
Bir başka klasiğimiz...
Kulüp başkanı hakeme kızıyor:
“Bu hakem bir daha bizim maçımıza çıkmasın!”
Aynı başkan federasyon kuruluna giriyor.
Bir bakıyorsunuz:
“Hakemlerimiz bizim değerlerimizdir.”
Eee? Ne oldu şimdi?
Düdük mü asıldı, emekli mi olundu, tanışıklık mı başladı, çıkarlar mı buluştu?
VAR meselesi uygulamanın başından beri komedi.
Eskiden bir hakem hata yapardı. Linçten zor kurtulurdu.
Şimdi beş hakem, üç VAR görevlisi, dört kamera, iki monitör ve onlarca teknoloji var.
Ama sonunda yine aynı cümle:
“Pozisyon tartışmaya açık.”
Yahu kardeşim...
Bu teknoloji adaletli karar vermek için mi var, yoksa bir hafta önce en çok “ağlayanın” gönlünü almak için mi?
Teknik direktörlere hiç girmeyecektim ama Metin Diyadin hoca literatürümüze “fikstür mağduru” diye bir kavram soktu.
Üç hafta arka arkaya zorlu fikstüre denk gelen antrenör dördüncü haftayı göremiyor maalesef.
Sezon başında:
“Hocamızla uzun vadeli bir proje başlattık.”
Üç hafta sonra:
“Yollarımızı karşılıklı anlaşarak ayırdık.”
Karşılıklı anlaşma...
Yani Türkçesi:
“Sen git, ben de başka kulüpte iş bulmanı engelleyecek bir açıklama yapmayayım.”
Transfer döneminde ise başka bir âlem yaşıyoruz.
Kulüp:
“Bütçemiz sınırlı.”
İki gün sonra:
Üç futbolcu, iki menajer, dört uçak bileti, beş yıllık sözleşme...
Sonra sezon ortasında:
“Finansal disipline dikkat etmeliyiz.”
Elbette.
Önce parayı harca, sonra bombayı gelecek yönetimin kucağına bırak.
Yabancı sınırı da ayrı bir sanat eseri.
Bir dönem:
“Yabancı futbolcu sayısı azaltılmalı.”
Sonra:
“Yerli oyuncularımız yeterli değil.”
Sonra:
“Genç oyunculara fırsat vermeliyiz.”
Sonra:
“Yabancı oyuncu sayısını yeniden değerlendireceğiz.”
Türk futbolunda yabancı sınırı, eğitim sistemimiz gibi.
Her gelen sistemi baştan değiştiriyor.
Sınır değişmiyor… Sınırın sınırı değişiyor!
Ve sezon başları...
Her takım şampiyonluğa aday.
Her başkan:
“Bu sezon çok farklı olacak.”
Her teknik direktör:
“Çok iyi bir kadromuz var.”
Her futbolcu:
“Takım olarak hedefimiz şampiyonluk.”
Her taraftar:
“Bu sene kesin.”
Sezon bitiyor.
Bir takım şampiyon.
Geri kalanlar:
“Şu kadar puanımızı hakemler gasp etti...”
İşin en güzel tarafı da şu:
Türk futbolunda herkes adaletten yana.
Ama adalet anlayışı biraz farklı.
“Adaletin gözü bağlı” diyoruz ya...
Nedense bizim ligde forma renklerini çok iyi görüyor!
Ve bütün bunların sonunda yeni sezon geliyor.
Yeni federasyon...
Yeni hakemler...
Yeni yabancılar...
Yeni transferler...
Yeni teknik direktörler...
Yeni umutlar...
Hakeme kızanlar hakem atayacak.
Federasyona kızanlar federasyonda oturacak.
Adalet isteyenler adalet dağıtacak (!).
Ama aynı hengame...
Aynı kavga...
Aynı tartışmalar...
Çünkü Türk futbolunda değişmeyen tek şey değişim!
Biz bu cümleyi bizden öncekilerden miras aldık.
Bizden sonrakilere de aynı mirası bırakacağız.
2026-27 sezonu hayırlı olsun!
Yeni sezonda herkese başarılar...
Özellikle de dün ne söylediğini bugün hatırlamak zorunda olanlara!
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Kenan
26-08-2026 13:25Abi butun kurumlar bu sekilde ?yukarida yazdigin gibi
Deniz
26-08-2026 13:22Çünkü artık ülkede herhangi bir konuda adalet yok diye şikayet edeni direkt adaletin karşısına çıkarıyorlar. “Var mı, yok mu ?”yu daha yakından görebilmesi için :)
Deniz
26-08-2026 13:07Zülfiyare dokunmuşsunuz. Sıkıntı yaşamasınız bari…