SÜRÜNÜN ÇOBANI OLMAK
14 Ağustos 2026, Cuma 10:27
Dünyada sorumsuz insan yoktur. Kişi hayatı boyunca ya yöneten veya yönetilen konumundadır.
Yönetenlerin Rabbine karşı kulluk sorumluluğu olduğu gibi emri altında olanlara karşı da sorumlulukları vardır.
İdaresi altındaki kimselerin, Allahü tealanın kendisine bir emaneti olduğunu düşünmeli, onlara şefkat ve merhametle muamele etmelidir.
Onları adil bir yönetimle idare etmeye, haksızlığa uğrayanların hakkını korumaya, onların refah ve saadetini temin etmeye çalışmalıdır.
Nitekim Peygamber efendimiz hadis-i şerifte:
“Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.
Âmir memurlarının çobanıdır.
Erkek ailesinin çobanıdır.
Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır.
Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz.” (Buhârî) buyurarak;
Sorumluluk mevkiinde olanları çobana benzetmiştir.
Çünkü çoban, saflığı ve samimiyeti temsil eder.
O, güttüğü koyunlara derin bir şefkat ve merhamet besler.
Onları tehlikelerden korur, yeme ve içme ihtiyaçlarını karşılar.
Ayrıca çobansınız derken, makamı, konumu ne olursa olsun, kendisini diğer insanlardan üstün görmemeyi ve hizmet edilen değil, hizmet eden olmayı vurgulamaktadır.
Ailesinin çobanlığını yapan erkek de, bu fâni dünyada eşinin ve çocuklarının maddi ihtiyaçlarını karşılayıp, onları her çeşit tehlikeden korumaya çalıştığı gibi;
Asıl olan sonsuz ahiret hayatında da, onları cehennem ateşinden korumak için her türlü tedbiri almalıdır.
Nitekim Allahü Teala Kur’ân-ı kerimde:
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi cehennem ateşinden koruyun ... “ (Tahrîm 6) buyuruyor.
İbn-i Abbas “Radıyallâhü anh” hazretleri (ö.687), bu ayet-i kerimeyi:
“Aile fertlerinizi Allah’a itaate alıştırın, isyan ve günahlardan sakındırın ve onlara Allah’ın zikrini emredin ki Allah da sizi cehennem ateşinden kurtarsın” şeklinde tefsir etmiştir.
Kişinin, sadece kendisini Allah’ın azabından kurtarmaya çalışması yeterli değildir.
O, aynı zamanda, gücü yettiğince aile fertlerini de Allah’ın sevdiği kulları olacak şekilde yetiştirmekten sorumludur.
Eğer onlar yanlış inanç, hal ve hareketleriyle cehennem yolunu tutmuşlarsa, gücü ölçüsünde buna engel olmaya çalışmalıdır.
Nitekim bu ayet-i kerîme nâzil olduğunda ashâb-ı kirâm efendilerimiz:
“Yâ Rasûlallah! Kendimizi ateşten koruyabiliriz, ya ehlimizi nasıl koruyacağız?” diye sorunca,
Peygamber efendimiz:
“Ailenize Allah’a kul olmayı, tâat ve ibâdeti emredersiniz.
Allah’a isyân etmekten ve günah işlemekten de sakındırırsınız.
İşte bu onları cehennem ateşinden korumaktır.” buyurdu.
Dinimizin temeli, imanı, farzları ve haramları öğrenmek ve öğretmektir.
Allahü teala, Peygamberleri bunun için göndermiştir.
Kişi eşine ve çocuklarına bunları öğretmediği zaman, İslamiyet yok olur.
Zira Allahü teala müslümanlara, emr-i bil ma’rûf nehy-i anil münker yapmayı, yani iyiliği yayıp, kötülüklerden uzaklaştırmayı emrediyor.
Bu sebeple aile reisi erkek, İslamiyeti doğru kaynaklardan öğrenerek ailesine de öğretmeli ve hep birlikte ona uygun yaşanmalıdır.
Kadın da, kocasına ve çocuklarına karşı sorumlu olduğunu düşünerek evini imkânları ölçüsünde en güzel şekilde tanzim etmeli,
kocasının haklarını korumalı, malını israf etmemeli ve ona her türlü ihanetten sakınmalı;
Çocuklarının da eğitim ve öğretimiyle ilgilenerek onları güzel ahlaklı iyi bir müslüman olarak yetiştirmeye çalışmalıdır.
Günümüzde anne-babaların yaptığı gibi iyi bir okul, güzel bir meslek ve maddi imkânlar birinci öncelik olmamalıdır.
Aksi halde çocuk, bütün bunlara sahip olduğu halde Allah katında değersiz olabilir ve sonsuz olan ahiret hayatını kaybedebilir.
Böyle bir durumda ise, sorumluluğun anne-babaya ait olduğu ve ahirette bunun hesabının verileceği unutulmamalıdır.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.