• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

ZAFER YOLU

08 Ocak 2026, Perşembe 00:23
ZAFER YOLU

Meydan hınzıra kalınca toprağın altını üstüne getirir. Nitekim bugün olan budur. Osmanlının tarih sahnesinden çekilmiş olması vahşilere aradığı fırsatı verdi. Gerçi bilhassa 19. asırdan itibaren dünya siyasetini batı tayin ediyordu. Osmanlının gün be gün kan kaybettiği günlerdi. Ne var ki ehl-i küfr işbu halde bile Türk korkusunu o kararmış kalplerinden söküp atamıyordu. Bu yüzden en zalimce adımlarında bile ecdadımızın korkusunu duyuyordu. Netanyahu’nun yakın zaman önce sarfettiği “Osmanlı geri dönmeyecek” sözü bu korkunun hala canlı olduğunu gösteriyor…

Kudüs ve daha nicesi bizim. Şunun bunun çemkirmesi manasız. Aslan yoksa meydan hınzıra kalır. Yüz yıldır yokuz. Hadise bu. Ne var ki insanlık tarihi böyle muvakkat devirlere yabancı değil. Nicesini sayabiliriz. Buyurun hınzırdan gidelim. Meselâ Almanlar iki yüz senelik bir uykunun ardından “biz döndük” demişlerdi. İki cihan harbinde dünyayı titretmeleri bu suretle mümkün olmuştu. Çapsız idareciler elinde o potansiyeli çarçur etmeleri söz konusu hakikati değiştirmiyor. İngilizlerin bir varlık olması epeyce yeni. Yeni dediysek birkaç yüz yıllık iş. Ruslar keza. Amerikalıları saymaya gerek yok: Onlar dünki çocuk. Yahudiler mi? Sakın ha şöyle güçlüler böyle güçlüler edebiyatına başlamayın. Gerçek bir güç küçük ayak oyunlarına müracaat etmez. Bunlar her gün bir başka fırıldak çeviriyor. Bu ise zekayla ilgili bir hadise olmaktan ziyade acizlikle alakalı bir mes’ele.

Eskiden yeryüzü bu kadar boş değildi. Şu anki vaz’iyyet iki harb-i umumiden sonra ortaya çıktı. Cümle alem birbirini boğazlarken yahudiler aradan sıyrıldı. Her dönemde ticari faaliyetleri iyiydi. Bu doğru. Atladığımız kısım müslümanların hali. Vaktiyle tacirlerimiz arzın her köşesiyle ticaret yapardı. Rızkın onda dokuzunun ticarette olduğunu haber veren sevgili Peygamberimizin hadîs-i şerîflerine ittibâ hususunda müslümanların gevşek davrandığını kim iddia edebilir? Unutmayalım ki bizzat ticaret yapan bir peygamberin ümmetiyiz. “Letüftehanne'l kostantıniyyetü fele ni'mel emîru emîruhâ ve le ni'mel ceyşü zâlike'l ceyş”i duyar duymaz yollara koyulanların, “Korkak tüccar kazanamaz, cesur tüccarın rızkı bol olur” hadîs-i şerîfine kayıdsız kalmaları düşünülebilir mi? Bu arada biz Türkler İslamiyyeti evvela tacirler vasıtasıyla tanıdık. İlk ısınma bu suretle oldu. Galiba birileri bu hakikatleri unutturdu. Belki de “işi ticarete döktü” ta’biri yanlış anlaşıldı…

“Yıkılmayacağız, direneceğiz, diz çökmeyeceğiz” gibi ifadeler bize yakışmıyor. “Alçağın boynunu koparacağız” dememiz ve buna inanmamız lazım. Ardından gereğini yapmalıyız. Mazi bunu salık veriyor. En sıkıntılı anlarda bile kahramanlık ruhundan ta’viz vermemiş bir milletin çocuklarıyız. Birinci Haçlı Seferi’nde Anadolu’ya giren düşman sayısı altı yüz bin. Kılıç Arslan’ın elli bin bahadırı var. Bunlar Haçlıya direndi mi? Asla ve kat’a. Peki ne yaptı? Onlarla savaştı. Ama şu ama bu taktik. Neticede savaştı. Milletimiz sekiz yüz sene sonra da aynı zihniyetteydi. Çanakkale, Gazanferlerle Muzafferlerle Mücahidlerle dolu. Siz hiç “DİRENEN” diye bir isim duydunuz mu? Duyamazsınız çünki bu karşı tarafın üstünlüğünü peşinen kabul olur…

Direnmeyeceksek ne yapacağız? Aslında yukarıda ifade ettik fakat bir kere daha yazalım: Harp edeceğiz harp. Din düşmanlarıyla savaşacağız. Tıpkı Selçuklu gibi, tıpkı Osmanlı gibi... Gaza edeceğiz, cihad edeceğiz, i’lâ-yı kelimetullah için kızılelmanın peşine düşeceğiz…

Peki nasıl bir güç devşireceğiz?

Ecdadımız Osmanlı orada duruyor. O nasıl bir güç devşirdiyse öyle bir güç devşireceğiz. Hiç kimsenin karşımıza çıkmaya cesaret edemeyeceği bir güç. Ömrü at sırtında geçen Kanuni’nin yalnızca bir meydan savaşı var çünki kimse karşısına çıkamıyor. İşte böyle bir güç.

Tabii bunu frengin sistemiyle yapamayız. Aslında iman ve i’tikad olmadan hiçbir sistemle yapamayız. Din-i mübin-i İslama Osmanlı gibi inanmadan, onun itikadını kalbimizin ortasına yerleştirmeden bu iş olmaz. Sultan Selimi Çaldıran’a, Sultan Süleyman’ı Mohaç’a götüren din gayreti olmadan her şey boşta kalır. Ehl-i sünnet vel cemaattan başka her yolun facia olduğunu artık anlamamız ve tevbe etmemiz lazım. Yüz sene zarfında neler kaybettiysek teker teker yerine koymamız lazım. Hasılı frengin sistemini bütünüyle çöpe atmamız lazım.

O vakit Trump’ı, Netanyahu’yu gidip inlerinden alabiliriz. İkisini de Sultanahmet Meydanında asmak ve leşlerini on beş gün o şekilde bekletmek kulağa çok hoş geliyor.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.