BEYNİMİ DOYURDUN YA KALBİM VE RUHUM?
12 Temmuz 2026, Pazar 00:44
Okul koridorlarında yankılanan sesler bazen neşeli kahkahalar değil; kırıcı sözler, sert bakışlar ve görünmeyen yaraların sessiz çığlıkları oluyor. Akran zorbalığı, küfür, saygısızlık… Bunlar çoğu zaman “disiplin sorunu” diye etiketleniyor. Oysa biraz daha derine bakınca, aslında kalpteki bir eksikliğin, iç dünyadaki bir boşluğun dışa yansıması olduğunu fark ediyoruz.
Genç bir insan, içini dolduracak değerler bulamazsa, dışarıda güç aramaya başlar. Sevilmediğini hisseden, anlaşılmadığını düşünen bir kalp; bazen kendini korumak için sertleşir. Küfür, aslında ifade edilemeyen duyguların kabalaşmış halidir. Zorbalık ise çoğu zaman güçlü görünme çabasının, içteki kırılganlığın üzerini örtme gayretidir. Saygısızlık da saygının ne demek olduğunu yeterince hissedememiş bir kalbin sessiz itirazıdır.
Maneviyat dediğimiz şey, sadece ibadetlerden ibaret değildir; insanın iç dünyasını besleyen, ona merhameti, sabrı, empatiyi öğreten bir derinliktir. Bir çocuğa küçük yaşta “kalp kırmanın da bir karşılığı olduğunu”, “her insanın değerli olduğunu” hissettirebilirsek; o çocuk büyüdüğünde başkasına zarar vermekten çekinir. Çünkü bilir ki, karşısındaki de kendisi gibi bir kalbe sahiptir.
Bugün bazı gençlerin öğretmenine karşı sert tavırları, aslında otoriteye başkaldırıdan çok daha fazlasını anlatır. Belki evde duyulmayan bir ses, belki anlaşılmayan bir ruh, belki de hiç öğrenilmemiş bir saygı dilidir bu. Sevgiyle yoğrulmamış bir kalp, saygıyı da kolayca üretemez. Çünkü saygı, korkudan değil; değer vermekten doğar.
Unutmamak gerekir ki, hiçbir çocuk doğuştan kötü değildir. Her çocuk, sevgiyle şekillenmeye hazır bir dünyadır. Ona ne verirsek, onu büyütür. Eğer kalbine merhamet, vicdan ve anlam koyamazsak; boş kalan yerleri öfke, kabalık ve umursamazlık doldurur.
Bu yüzden çözüm sadece kurallar koymakta değil; kalplere dokunabilmektedir. Bir öğretmenin içten bir ilgisi, bir ebeveynin şefkatli yaklaşımı, bir güzel söz… Bazen bunlar, bir gencin hayatındaki en büyük dönüşümün başlangıcı olur.
Belki de en çok ihtiyacımız olan şey şudur:
Gençlere sadece “nasıl başarılı olunur”u değil, “nasıl insan olunur”u da anlatmak…
Çünkü kalbi beslenmeyen bir insan, ne kadar bilgili olursa olsun eksik kalır. Ama kalbi güzelleşen bir genç hem kendine hem çevresine ışık olur.
Ve bir gün, o sert koridor seslerinin yerini; anlayışın, saygının ve içten bir selamın sıcaklığı alır…
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.