• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

HALİS TÖVBE GÜNAHLARI SİLER

04 Eylül 2026, Cuma 11:09
HALİS TÖVBE GÜNAHLARI SİLER

Günah işlemek, insanı meleklerden ayıran fıtrî bir özelliktir.

Çünkü insanların günah işlemesine sebep olan nefs-i emmâre meleklerde yaratılmamıştır.

Buradan hareketle “Allahü teala, nefsi yaratmasaydı, insanlar onun aldatmasından kurtulur, herkes Cennete giderdi.” düşüncesi hatıra gelebilir.

Unutmayalım ki, Allahü tealanın her işinde bizim anlayamayacağımız nice hikmetler vardır.

Hep kötülüğü emreden nefs-i emmârenin, insanda yaratılması da bunlardan biridir.

Bu dünyadaki her şeyde, Allahü tealanın hem rahmet sıfatı, hem de gadab sıfatı tecelli etmektedir.

Mesela su, canlıların yaşamaları için lüzumlu olduğu gibi, denizde binlerce insan boğulmakta, sel suları evleri yıkmaktadır.

Ateş, yemek pişirmek, kışın ısınmak için lazım olduğu gibi, içine düşeni yakmaktadır.

Nefsin de bunlar gibi hem faydalı, hem de zararlı tarafları vardır.

Allahü Teala nefsi, insanların yaşaması, üremesi, dünya ve ahiret için çalışması gibi nice faydalar için yarattı.

Nefis olmasaydı bunların hiç biri gerçekleşmezdi.

Bununla beraber, insan nefsine hükmedebilsin ve onun zararlı arzularından kurtulabilsin diye aklı yarattı.

 Akıl, beyin vasıtasıyla, his uzuvlarından, şeytandan ve nefisten kalbe gelen arzuları inceleyerek, iyilerini kötülerinden ayıran bir kuvvettir.

Allahü teala ayrıca Peygamberler göndererek, faydalı ve zararlı şeyleri bildirdiği gibi nefsin bütün arzularının kötü olduğunu da haber verdi.

Akıl, nefsin isteklerini, Peygamberlerin iyi dedikleri şeylerden ayırıp, kalbe bildirir, kalp de, aklın bildirdiğini tercih ederse, insan nefsin arzularına uymaz.

Kalp, beyin vasıtasıyla his organlarından ve ruh vasıtasıyla taraf-ı ilâhîden, akıldan, melekden, hafızadan, nefisten ve şeytandan gelen tesirlerin toplandığı bir merkezdir.

Eğer kalp, kendisine tesir eden bu vasıtalarla İslamiyetin beğendiği şeyleri seçer ve beyin vasıtasıyla hareket organlarına yaptırırsa, insan saadete kavuşur.

Çünkü hareket organları beyne, beyin de kalbe tabidir.

Böylece Kalp, İslamiyetin beğendiği şeylerde akla uyunca, nefsin yaratılmış olması, insanların sonsuz nimetlere kavuşmalarına mani olmaz.

Ancak insan, akl-ı selime değil de, nefsine, şeytana veya kötü arkadaşa uyarsa günah da işleyebilir.

Onun bu günah çukuruna düşmesi, telafisi mümkün olmayan bir şey değildir.

Merhametlilerin en merhametlisi olan Allahü teala,

kulu ne kadar günah işlerse işlesin,

onu bağışlamak için son nefesine kadar tövbe kapısını açık bırakmıştır.

Nitekim Allahü teala, Zümer suresi 53. ayet-i kerimede:

“De ki: Ey çok günah işleyerek kendilerine kötülük etmede haddi aşan kullarım!

Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah dilerse bütün günahları bağışlar.

Çünkü O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” buyuruyor.

Peygamber efendimiz de:

"Nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki,

eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder;

Yerinize günah işleyip sonra Allah’tan bağışlanma dileyen bir topluluk yaratır ve onları bağışlardı." (Müslim) buyuruyor.

Başka hadis-i şeriflerde ise:

“Bütün âdemoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.” (İbn Mâce) ve

“Günahtan tam dönen ve tövbe eden, o günahı hiç işlememiş gibidir.” (İbn Mâce) buyuruyor.

Ancak bu müjdeler, günah işleme konusunda cüretkâr olmak anlamına gelmez.

Zira Allahü teala, binlerce sene ibadet eden bir kulunu, bir günahı sebebiyle sonsuz olarak Cehenneme koyabilir.

Nitekim yüz bin sene ibadet eden İblis, Allahü tealanın secde emrine karşı geldiği için sonsuz  Cehennemlik oldu.

Âdem aleyhisselamın oğlu, bir adam öldürdüğü için ebedi Cehennemlik oldu.

Kârun zekat vermediği için malı ile helak oldu.

Unutmayalım ki, Allahü tealanın gadabı günahlar içinde gizlidir.

Bu nedenle hiç bir günahı hafife almamalı,

Belki bu günahım sebebiyle Allahü teala bana azap eder. diye düşünerek, küçük de olsa her bir günahtan uzak durmaya çalışmalıdır.

Böyle olmakla birlikte günahkâr bir mümin, tövbe etmekle Allahü tealanın kendisini affedeceğinden asla ümit kesmemelidir.

Günah işlemeyi kalbinden geçirmek, ona karar vermek eyleme dönüşmediği müddetçe günah olmaz.

Günah ne kadar işlenirse işlensin her birinden sonra hemen tövbe etmelidir.

Zira ölümün ne zaman geleceği belli değildir.

Tövbesi yapılmayan günahlar, imansız ölmeye veya cehennemde azap çekmeye sebep olabilir.

Ancak tövbe ederken;

günah işlediğine pişman olmak,

günahtan hemen vazgeçmek ve

bir daha yapmamaya karar vermek şarttır.

Bu üç şartı yapmadan, yalnız dil ile tövbe etmek, yalancılık olur.

Unutmayalım ki, şartlarına uyarak yapılan tövbe günahı siler, ancak borçları silmez.

Tövbesi yapılan günahta kul borcu varsa, hak sahibi ile helalleşmeli,

Vaktinde eda edilmeyen namaz ve oruç gibi Allahü tealaya karşı borçlar var ise, kazalarını yaparak onları da en kısa zamanda telafi etmelidir.

Mü'minin günaha girme ihtimali olduğu gibi her sözde ve işte imanını kaybetme tehlikesi de vardır.

Bunlardan kurtulmak için Tâm İlmihâl Seâdet-i Ebediyye gibi doğru yazılmış ilmihal kitaplarından dinimizi öğrenmeli,

farzları yapıp, haramlardan ve elfâz-ı küfür denilen imanın gitmesine sebep olan tehlikeli söz ve davranışlardan sakınmaya çalışmalıdır. ¹

Ayrıca hergün:

“Ya Rabbi! Buluğ çağımdan bu ana gelinceye kadar, bilerek veya bilmeyerek işlemiş olduğum bütün günahlarıma,

imanımın gitmesine sebep olan bütün söz ve davranışlarıma pişman oldum, tövbe ettim. Beni affet.” diye tövbe etmeyi,

en mühim vazife bilmelidir.

 

1-https://www.medyamit.com.tr/makale/kalbdeki-imani-korumak-44

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.