• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

MİZAÇ VE KİMYA

06 Eylül 2026, Pazar 11:44
MİZAÇ VE KİMYA

Herkesin nefsi beyniyle alakalı ise bütün insanların nefsi aynı mıdır? Bütün insanlar birbirine benzer beyinlere sahip olsalar da hepsinin arasındaki küçük farklar, sonradan büyük farklara dönüşür. Genler, gelişim aşamasında maruz kalınanlar, sahip olunan reseptör ve hücre sayıları gibi birçok faktör, beynin çalışmasına etki eder. Bu da her birimizin nefsinin, farklı arzu ve korkuları olmasına sebep olur.

Nefslerimiz arasındaki ilk farkı oturduğumuz yerden mutluluk kimyasallarına ne kadar sahip olduğumuz belirler. Kimimiz, beyni doğuştan yüksek seviyede serotonin salgıladığı için daha bir özgüvenli olurken, kimimiz düşük serotonin seviyeleri yüzünden dünyaya tedirgin gözlerle bakar. Bazılarımız yüksek dopamin seviyelerinin verdiği enerji ile rahat hareket ederken, dopamin seviyeleri doğuştan düşük olanlar, fazla hareket etmeyi sevmeyen insanlar olurlar.

Mizaç, kültürün değil de daha çok biyolojinin bir neticesidir. Beyinde farklı seviyelerde salgılanan kimyasallar insanın mizacını belirler. Beynimizdeki dopamin ve serotonin seviyelerinin, doğduğumuz andan itibaren düşük, orta ve yüksek seviyelerde olması bize birbirine çok da benzemeyen dokuz ayrı nefs modeli sunabilir. Bu model Enneagram veya Dokuz Tip Mizaç Modeli olarak da bilinen kişilik tipi sistemine benzer. Lakin birkaç temel noktada ayrılır.

Enneagram gibi sistemler sebep sonuç ilişkisine pek bakmazlar. Sadece sonuçlarla ilgilenirler. Şu mizaç tipi şunu yapar, bu mizaçtakiler bunu yapar şeklinde sadece insanların hareketine göre bir tasnif yaparlar. Mesela enneagramda “E-7 yüksek enerjiye sahip bir tiptir ve her zaman sıkıntılardan kurtulabileceğine dair bir özgüvene sahiptir.” şeklinde cümleler olur. Hatta sebebi anlatmadan verilen bu hükümler sebebiyle astrolojiye de benzetip karşı çıkanlar da olur. Bizim içinse sebepler mühimdir. Cümleler, şu tip nefse sahip kişi, bu kimyasalı salgılattığı için, şu hareketi yapmak ister, formatında olmalıdır. Mesela enneagramda ki E-7’nin karşılığı olarak şöyle bir cümle kurulabilir “E-7 dopamin seviyeleri yüksek olduğu için çok hareketlidir ve serotonin seviyeleri yüksek olduğu için her türlü sıkıntıdan kurtulabileceğine dair bir özgüvene sahiptir.” Bu şekilde bütün hareketlerin arkasındaki nörobiyolojiyi tespit etmek bize mizacımızı daha iyi tanıma ve yönetebilme kabiliyeti kazandırır.

İkinci temel fark ise niyettedir. Mizaç modellerinin insana sunduğu kendini tanıma ile nefsi bir bütün olarak tanımanın arasındaki en büyük fark, niyettir. Mizaç modellerine göre insanların doğuştan getirdiği bazı iyi huyları vardır. Bazı kötülüğe açık huylara da dikkat edip onları düzeltmelidir. Mesela E-3 çalışkandır lakin çok hırslı olup başkasının hakkına girmesine engel olmalıdır. Nefs terbiyesinde ise iki huya da dikkat edilmelidir. Fazla hırsla başkasına zarar vermenin kötü olduğu meydandadır. Lakin çalışkanlık da eğer niyet düzeltilmezse nefsanî olur. Bir durum veya davranış, sırf toplum tarafından onaylandığı için mutlaka iyi sayılamaz. Yardımseverlik gibi hem İslamiyet’in hem de insanların övdüğü bir huy bile eğer Allahü Teâlâ’nın rızası için olmazsa yine nefsanî olur. Nefsi gerçek manada terbiye etmek, kötü huylarımızı düzeltmeye bağlı olduğu gibi, doğuştan gelen iyi huylarımızın niyetini düzeltmeye de bağlıdır.

Temel psikolojik ihtiyaçlar aslen nefsin arzularıdır. Her insanın temelde arzuları benzerdir. Sevmek, sevilmek, başarılı olmak, güvende olmak, hayattan keyif almak, huzur içinde yaşamak gibi herkesin arzuladığı şeyler vardır. 9 farklı insan tipini meydana getiren de bu arzuların önceliklerinin başka olması ve herkeste farklı miktarlarda bulunmasıdır. Mesela bazı insanlarda güven ihtiyacı daha fazladır bazılarındaysa keyif almak. Güven arzusu fazla olan kişiler de hayattan keyif almak istese de güvenlikleri tehlikeye girecekse bu arzudan vazgeçerler. Sanki hayattan keyif almak istemiyormuş gibi bir duruşları vardır. Halbuki bu nefse sahip insanlar, eğlenmek de ister ama önce güvenlikleri gelir. Keyif arzusu öncelikli olan insanlar ise güvenliği ikinci plana atabilirler. Sırf zevk için tehlikeli bir iş yapabilirler. Dışarıdan bakan kişiler, özellikle de güven odaklı olanlar, bu tehlikeli zevkleri görünce şaşırırlar. Hayatına hiç kıymet vermiyor zannederler. Halbuki keyif odaklı nefsler için de güvende olmak önemlidir. Sadece hayattan keyif almak kadar önemli değildir.

İnsanların hayattan beklentileri birebir aynı değildir; ancak bazen iddia edildiği gibi yeryüzündeki insan sayısı kadar sınırsız da değildir. Enneagram, dünyadaki bütün insanları temel psikolojik ihtiyaçlarına göre 9 kategoriye ayırabileceğimizi iddia eder. Hatta bu dokuz kategorinin serotonin ve dopaminin az, orta ve çok salgılanmasına bağlı dokuz durumdan ibaret olduğunu söylersek, insanın temel psikolojik ihtiyacını ikiye indirmiş oluruz: serotonin ihtiyacı ve dopamin ihtiyacı. Ancak, bu basitleştirme, insan psikolojisinin tüm karmaşıklığını tam olarak yansıtmak için değil, nefsin arzularını basitçe tarif etmek içindir.

Aslında bütün nefslerde ortak olarak bulunan iki temel dürtü: Şehvet ve şöhrettir. Arzu ettiklerine kavuşmak (dopamin) ve insanlar arasında kıymetli hissetmektir(serotonin). Her insanda bu iki kimyasal farklı seviyelerde bulunduğun dan arzu miktarı da farklıdır. Bu da bizi daha dünyaya gelmeden birbirimizden ayırır. Bir de üstüne bu ihtiyaçlarımızı çocukluk ve gençlik yıllarında her birimiz başka şeylerden karşıladığımız için aramızdaki fark gitgide artar. Yetişkinliğe erdiğimizde ise her birimiz birbirinden çok farklı gibi görünen nefslere sahip oluruz.

Enneagramın nefs-i emmare ile bağlantısı olduğunu söyleyen uzmanlar1 olduğu gibi beyindeki kimyasallarla bağlantısını kuran uzmanlar2 da vardır. Şunu da unutmamak lazım ki kişilik özellikleri nefsi tasvir edicidir, tayin edici değildir. Yani insanı tanımak için fikir verir, nasıl olması gerektiğini tayin etmez. Mizaç, “Benim huyum böyle!” diyerek arkasına sığınılacak bir kalkan değil, nefsimizin güçlü ve zayıf yönlerini tanıtıp bize yardımcı olacak bir kılavuzdur.

1 Merter, M. (2014). Psikolojinin üçüncü boyutu nefs psikolojisi ve rü yaların dili. İstanbul: Kaknüs Yayınları. Dr. Mustafa Merter bu eserinde en neagram için “Nefs-i emmârenin temel zaafları” yakıştırmasını yapar. a.g.e s349-365

2 Thomas, T. M. (2002). A Neurotransmitter theory of personality based on the nine-point personality system. Union Institute and University.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.