• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

KAVRAM KARGAŞASI MI, USUL MÜHENDİSLİĞİ Mİ?

04 Eylül 2026, Cuma 11:11
KAVRAM KARGAŞASI MI, USUL MÜHENDİSLİĞİ Mİ?

Her dil, tarihi süreç içerisinde lafızların anlam kaymasına ya da değişimine uğradığı dinamik bir yapıya sahiptir. Benzer şekilde, her bilim dalının da kendine has teknik terimleri vardır; bu terimlerin başka ilim dallarındaki kelimelerle eş sesli olması asla bir "kavram kargaşası" olarak nitelendirilemez. Günümüzde her bilgisayar işletim sisteminin kendi iç dinamiklerine göre kodlanması nasıl tabii bir durumsa, İslami ilimlerin de tedvin ve kemal safhalarında nazari tekamüller geçirerek kendi ıstılahlarını üretmesi o derece normaldir.

Ne hazindir ki, İngilizcenin her bölgede farklı bir aksanla konuşulmasını "kültürel zenginlik" diye kutsayan seküler akıl ve onların içimizdeki uzantıları, İslami ilimlerin usullerindeki bu muazzam zenginliği bir "kargaşa" olarak lanse etmektedir. Bugün İslami ilimler arasında kavram kargaşası olduğunu iddia edenler ya mezhep farklılığının usuller üzerindeki kurucu etkisinden tamamen habersiz birer cahildir ya da tehlikeli bir telfîk-i mezâhib (mezhepleri keyfe göre birleştirme) projesinin usul boyutunu tamamlamaya çalışan birer görevlidir.

Bu çevrelerin içine düştüğü durum tam anlamıyla trajikomiktir: Usûl-i Fıkhı Hanefîlerin fukahâ metoduna göre okutup, Usûl-i Hadiste kelamcıların/cumhurun metodunu benimseyen bir kitabı el üstünde tutan, Usûl-i Tefsirde ise neo-selefî bir müellifin eserini tavsiye eden bir "akademik zihniyetin", dönüp bir de "kavram kargaşası var" diye sızlanması, kendi usulsüzlüğünün faturasını kadim geleneğe kesmeye çalışmasından başka bir şey değildir. Oysa Hanefî mezhebi; tefsir usulünü, hadis usulünü ve içtihat yöntemini tek bir potada, Fıkıh Usulü çatısı altında cem ettiği için Ehl-i Sünnet’in omurgasında asla bir kavram kargaşası yaşanmamıştır.

Kavram birliğini samimiyetle arzu edenlerin yapması gereken şey, on dört asırlık muazzam entelektüel birikimi hiçe saymak değil; onlarca imparatorluğu ve yüzlerce devleti hukuken, fikren, adaletle yönetmiş olan fıkıh usulünün o sarsılmaz şemsiyesi altına girmektir. Ancak niyetleri halis olmayanlar, Müslüman zihinleri bu kaleden uzaklaştırmak için fıkıh usulünü dinamik düşüncenin ayağına vurulmuş bir "pranga" gibi göstermeye yeltenmektedirler.

Sonuç olarak bu güruhun asıl maksadı, "fikir dinamizmi" veya "akademik kariyer" maskesi altında sahte fikir mehdiciliği oynayarak dini din ile yıkmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Söylemleri yuvarlak, iddiaları temelsizdir. Eğer gerçek maksatlarını açıkça ortaya koysalar, aziz milletimizin Ehl-i Sünnet duyarlılığı ve feraseti altında ezileceklerini çok iyi bilmektedirler. Bu yüzden sinsi bir stratejiyle, farklı dini görünümlü ideolojik grup ve oluşumların içine sızarak bu bozuk fikirleri oralardan pazarlamaktadırlar. Bu usul mühendisliğine karşı uyanık olmak, dini ve milli bir vazifedir.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Tuba Sarıgöl
    09-09-2026 14:57

    Aziz milletimizin bir ferdi olarak Ehl-i Sünnet duyarlılığının geçmişimizden günümüze süre geldiği ve bu milletin ahtı vefa duygusundan ötürü küllerinden yeniden dogucagı ,İslamiyet'in son kalesi olan bu milletinin öyle yada böyle Ehl-i Sünnet gereğini yerine getireceğin o kadar umutluyum ki kelimeler kıyafetsiz kalır.Karanlikta kalmış bir topluma ışık tutacak neferlere her daim ihtiyaç vardır sizler gibi çok kıymetli hocalarımız,alimlerimiz bu duyarlılıkla Allah'ın izniyle gençlerimizin parlayan yıldız olmasını sağlayacaktır Elhamdülillah ??? Rabbim bu kutlu yolda sizleri muaaffak eylesin inşallah ???

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.