• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

MEHTERE SIRT ÇEVİRMEK…

13 Temmuz 2026, Pazartesi 10:55
MEHTERE SIRT ÇEVİRMEK…

NATO Zirvesi…

Dünyanın en güçlü devletlerinin liderleri…

Ve onları karşılayan mehter marşı…

Karşılama alanında ise tarihte kurulmuş büyük Türk devletlerini temsil eden bayraklar…

Doğrusu bu görüntüleri izlerken milyonlarca vatandaşımız gibi ben de gurur duydum.

Çünkü bazı görüntüler sadece bir protokol değildir.

Bir milletin hafızasıdır.

***

Ben sevgili Ahmet Şimşirgil ağabey gibi tarihçi değilim.

Bu sebeple mehterin tarihî serüvenini anlatacak değilim.

Fakat bir nörolog olarak şunu söyleyebilirim:

İnsan beyni sadece bilgiyle değil…

Sembollerle de düşünür.

Bir bayrak…

Bir marş…

Bir üniforma…

Bir anıt…

Bunların her biri beynimizde yalnızca bir görüntü oluşturmaz.

Ait olma duygusunu harekete geçirir.

Ortak hafızayı canlandırır.

Bir milleti birbirine görünmez bağlarla bağlayan psikolojik zemini güçlendirir.

İşte bu yüzden tarih boyunca bütün devletler kendi sembollerine büyük önem vermiştir.

Çünkü semboller…

Devletlerin sessiz dilidir.

***

Mehter de bu sessiz dilin en güçlü seslerinden biridir.

Asırlar boyunca yalnızca orduların yürüyüşüne ritim tutmadı.

Bir medeniyetin özgüvenini temsil etti.

Bugün dünyanın neresinde mehter gösterisi yapılsa insanların hayranlıkla izlemesinin sebebi de sadece melodisi değildir.

İnsanlar… Köklü bir tarihin yürüyüşünü seyretmektedir.

Hiçbir güçlü devlet geçmişini dünyadan saklamaz.

Aksine…

Onu saygınlığının bir parçası hâline getirir.

***

Fransa bunu yapar.

İngiltere bunu yapar.

Japonya bunu yapar.

Çin bunu yapar.

Amerika Birleşik Devletleri bunu yapar.

Çünkü devletler sadece ekonomik güçleriyle değil…

Tarihleriyle…

Kültürleriyle…

Ve ortak hafızalarıyla da saygı görürler.

Türkiye'nin NATO gibi uluslararası bir platformda kendi tarihî sembolleriyle temsil edilmesi de bu yönüyle son derece doğaldır.

***

 

Fakat bütün bu görüntüler arasında beni düşündüren başka bir kare daha vardı.

Mehter gösterisi yapan küçücük çocuklara sırtını dönen bazı siyasetçiler…

Elbette demokrasilerde herkesin farklı siyasi görüşü olabilir.

İktidar en sert şekilde eleştirilebilir.

Hatta eleştirilmelidir.

Fakat;

Bir hükümete tepki göstermek ile bir milletin ortak kültürel sembollerine mesafe koymak aynı şey midir?

Bence değildir.

Çünkü orada mesele herhangi bir siyasi parti değildir.

Orada mesele…

Bir medeniyet mirasıdır.

***

İktidarlar gelir…

İktidarlar gider.

Muhalefet değişir.

Liderler değişir.

Ama devlet devam eder.

Devlet dediğimiz yapı sadece anayasa maddelerinden oluşmaz.

Onun bir hafızası vardır.

Bir ruhu vardır.

Birikmiş tecrübeleri vardır.

Ve o hafızayı yaşatan ortak sembolleri vardır.

Bayrak…

İstiklâl Marşı…

Çanakkale…

Mehter…

Bunlar herhangi bir partinin değil…

Milletin ortak mirasıdır.

***

Bugün Türkiye'de hiç kimse inkâr edemez ki iktidarın eleştirilen birçok uygulaması vardır.

Ekonomiden hukuka…

Eğitimden sosyal politikalara kadar farklı alanlarda milyonlarca insanın haklı ya da haksız eleştirileri bulunmaktadır. Hatta birçok konuda ben de eleştiriyorum.

Demokrasi zaten bunun için vardır.

Fakat başka bir mevzu var.

Yarın ülkeyi yönetmeye talip olanlar…

Topluma yeterince güven verebiliyor mu?

İnsanlar yalnızca mevcut iktidardan memnun olmadıkları için mi yön değiştirir?

Yoksa karşılarında, kendilerine daha güven veren, daha güçlü bir vizyon ortaya koyan, yarınlara dair daha sağlam bir umut inşa eden bir alternatif gördükleri için mi?

İşte demokrasinin en temel sorusu budur.

***

Güven…

Sadece rakibini eleştirerek kazanılmaz.

Devlet ciddiyetiyle kazanılır.

Ortak değerlere saygıyla kazanılır.

Milletin tamamını kucaklayan bir dil ile kazanılır.

Kriz zamanlarında sergilenen olgunlukla kazanılır.

Ve her şeyden önemlisi…

İktidar olma arzusundan önce devlet olma sorumluluğunu taşıyabilmekle kazanılır.

***

Siyaset geçicidir.

Devlet kalıcıdır.

Partiler araçtır.

Millet esastır.

Bugün alkışladığımız veya eleştirdiğimiz siyasetçilerin hiçbiri yarım asır sonra burada olmayacak.

Ama bu topraklar…

Bu bayrak…

Bu tarih…

Bu millet…

Yine varlığını sürdürecektir.

İşte bu sebeple günlük siyasi tartışmaların ötesinde korunması gereken ortak değerlerimiz vardır.

Çünkü onları kaybettiğimiz gün…

Sadece bir marşı değil…

Birlikte yaşama irademizi de kaybederiz.

***

Mehter…

Belki birkaç dakikalık bir gösteriydi.

Ama ardından ortaya çıkan tartışmalar bize çok daha büyük bir gerçeği hatırlattı.

Büyük milletler, iktidarlarını sandıkta değiştirir.

Fakat devlet hafızalarını…

Ortak sembollerini…

Ve medeniyet miraslarını…

Günlük siyasetin malzemesi hâline getirmezler.

Türkiye'nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey de budur.

İktidarıyla da…

Muhalefetiyle de…

Devlet olmanın ağırlığını hisseden, ortak değerlerine sahip çıkan, eleştirirken bile milletin ortak hafızasına zarar vermeyen bir siyaset anlayışı…

Çünkü güçlü devletler, yalnızca güçlü ordularla değil; güçlü bir ortak hafızayla ayakta kalırlar.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.