O MEŞ’UM GECENİN SENE-İ DEVRİYESİ
15 Temmuz 2026, Çarşamba 10:53
Fetö terör örgütü organizasyonunda, Erdoğan iktidarının gitmesi için her fırsatı ganimet bilen seküler/kemalist subayların iştirakiyle yapılmış olan kalkışmanın sene-i devriyesi dolayısıyla herkes bir şeyler karalayacaktır, biz de bu furyadan nasibimizi alalım değil mi?
15 Temmuz gecesi o kalkışmaya nasıl gelindi önce onu biraz masaya yatıralım.
Bu örgüt neden nasıl büyüdü?
Kimler bunun için destekçi oldu, kimler bu ateşi harladı, bunları da bilmek gerekmiyor mu?
En azından gelecekte benzer olaylar yaşamamak için geçmişi biraz irdelemek, külleri biraz karıştırmak lazım.
Öncelikle Fetö’nün çıkışının yani bu cemaatin palazlanmasının, büyümesinin tek müsebbibi Cumhuriyet rejimidir!
Hatta jakoben laisizm uygulamalarıyla halkı dinini yaşayamaz, mukaddes kitabını basıp çoğaltamaz, dinini öğreneceği kanalları tıkayarak halkın dini konularda cahil kalmasını sağlamış olan, tek parti iktidarı başta olmak üzere daha sonra bunu tedricen azaltmış olsalar da bütün siyasilerdedir.
Açalım efendim.
Yaklaşık 20 yıldan fazla halkın dinini öğrenmesinin önüne geçtiniz. Bir kere din cahili bir toplum oluşturdunuz.
Ama insanın en doğal ruhsal beslenmesini sağlayan dini siz doğru şekilde öğrenmelerini sağlayamazsanız bu sefer insanlar merdiven altı kurumlarda yalan yanlış kişilerden öğrenmeye bakar.
Ayrıca toplumda dindar bilinenleri, dini inançları dolaysıyla başörtüsü takanları kamusal alanın dışına ittiniz.
Vakıflarına irticai faaliyet diye el koydunuz.
3 tane sakallı yolda yürürken 163. Maddeye muhalefetten neredeyse idamla yargıladınız(İrfan Özaydınlı’nın Eskişehir Örfi İdare Komutanlığı sırasında yaşanmış bir olay)
Müslümanları astınız, hapsettiniz, mallarını müsadere ettiniz, gizli kapaklı dinini öğrenmeye teşvik ettiniz.
Sonra yetiştirilmiş biri çıktı, Müslümanların bu zaafını fark etti el altından şunu yaydı.
Bizim evlerimizde “Subay, kaymakam, vali ve etkili yerlerde görev alacak kaliteli çocuklar yetiştireceğiz, onlar Müslümanların çektiği bu zulme, dışlanmışlıklara son verecek”
İşte Kestane Pazarında etrafına topladığı insanlara bunları anlattı.
Devir komünizmle mücadele devriydi. Amerikan CIA güdümündeki MİT’imizin başındaki şahıs Türkiye’nin en zengininin evinde, Diyanet’in en tepesindeki isimlerden birininde hazır bulunduğu, Moon tarikatının mensubu CHP eski sekreterinin de (CIA temsilcisi) olduğu toplantıda Fetö’yü devlet olarak da destekleyecekleri sözünü verdiler.
İşin perde gerisinde hep CIA vardı.
Çıkardıkları dergi SIZINTI’ydı.
İddiaları devlete sızmaktı.
Ve Ankara İzmir başta olmak üzere Üniversite şehirlerinde “evler” açıldı.
Bu evlerde ilk çekirdek kadro yetiştirildi.
Hepsi gelecekte devlet kademelerinde görev alacak nesilleri yetiştirme azmiyle canla başla çalışıyordu. Bu çekirdek kadro şehirlerinde görev aldı. İlk nesiller genellikle öğretmendi
Çünkü dershaneler açılmaya başlandı buralarda çalışacak, yöneticilik yapacak öğretmenlere ihtiyaç vardı.
Sonra yayın evleri açıldı.
Gazete, tv derken iş devasa bir boyuta geçti.
1992 yılına gelindiğinde Fetö kendisine verilen ek görevi açıkladı.
1962 yılında Papalığın almış olduğu “Dinler arası Diyalog’u” fiilen üstlenmişlerdi. Aslında Papalık’ın diyalog dediği tedricen diğer dinlere mensup olanları da Hristiyanlaştırma projesiydi.
Bu doğrultuda yayınlar, sempozyumlar yapılmaya başlandı.
Tabi bu arada cemaatin ulaştığı gücün farkına varan siyasiler, bürokratlar nasiplerine düşeni almak için kapısını aşındırmaya, Fetö’nün her sözünü “emir telakki etmeye” başladılar.
Diyanet geri kalır mı hemen onlarda “Dinler Arası Diyalog Masası” kurdular.
Hatay’da Urfa’da saçma sapan programlar Müslüman kızla Hristiyan erkeğin evlenmesi gibi acüllükler sanki bir diyalogmuş gibi halka sunuldu.
Anlı şanlı İlahiyat profesörlerimiz, Diyanet’in üst düzey yöneticileri Abant toplantılarında boy göstermeye başladı.
Ekranlarda adından bahsedilmesi, NT kitapevlerinde saçma sapan eserlerinin satılması, toplantı sonrası ceplerine tıkıştırılan dolgun zarfların dayanılmaz cazibesiyle gerdan kırıp bel kıvırdılar.
Mescit bile koyamadıkları okullar açtılar, en fakir ülkelerde bile pıtrak gibi. “Ilgaz Anadolunun sen yüce bir dağısın” diyen Afrikalı çocukları dinleyen saf Anadolu halkı cebindeki parayı hiç düşünmeden verdi himmet evlerine.
Bu rüzgara kapılan temiz aile çocukları geldikleri makamların, edindikleri servetlerin sarhoşluğuyla kendilerinin sürüklendiği istihbarat batağının farkına bile varamadılar.
Bulundukları askeri birliklerde, devletin mahrem yerlerinde “kod” adlarıyla görev yapmayı hocalarına olan bağlılığın bir nişanesi olarak gördüler.
Demediler ki; kardeşim ben Türk ve Müslüman çocuğuyum, burası Türk ordusu, Başbakanlığı, ben buradan niye kod adıyla olanı biteni sözde bir dini yapıya aktarıyorum!
Demediler.
Çünkü gözlerine far tutulmuş tavşan gibi, Fetö öyle yüceltilmişti ki, öğrenciliklerinde tuvalette namaz kılan o çocuklar, askeri birliklerinde ayyaş gezer olmuşlardı.
Mütesettir kızları alıp birer fahişe gibi giydirmeye başlamışlardı.
İşte bütün bunlar olurken, siyasiler destek oldu, askerler el üstünde tuttu, zenginler daha fazla kazanacağız diye paraya boğdu ve korkunç bir canavarın ortaya çıkmasına sebep oldular.
Cemaate aslında hiç sıcak bakmayan, iktidara geldiğinde öncelikleri arasında cemaat olmayan Erdoğan, 2007’den itibaren ittifak yaptıklarının aslında kendini de refüze edeceğini, Türkiye pastasının tamamına sahip olup Papalık’ın istediği bir dini hayat, CIA dolaysıyla arkasındaki Amerika’nın peyki olan bir ülke hayal ettiklerini biliyordu.
2011 yılında ipler tamamen gerilmeye başladı. 2013 Aralık ayında koptu.
Tabi bazı şeyleri demokratik yapı içinde yapamıyorsunuz. Ne kadar milletvekilinizin olduğunun hiçbir önemi yok.
14 Temmuz günü siz 2 tane Anayasa Mahkemesi üyesini tutuklasaydınız yer yerinden oynardı.
Ama 16 Temmuz günü kimsenin gıkı çıkmadı.
Diğer binlerce subay tutukladığın gibi.
Elbette bunun bedeli o gece can veren 250 aziz şehitti.
Ama bir musibet defoldu.
Fetö üzerinden Türkiye’de ki kalelerini yeniden tahkim etmek isteyenlerin hevesi kursağında kaldı.
Benim için en güzel şeyse, “Dinler arası diyalog” saçmalığının çöplüğe atılması oldu...
Vaki olanda hayır vardır efendim…
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Fehim Harmanşa
15-07-2026 11:17Merhaba Orhan Bey. 15 Temmuz Darbe İşgal girişimine farklı bir bakış açısıyla bakan birkaç kişiden birisiniz. Dinlerarası Diyalog konusu pek konuşulmuyor sanki. Çöpe atıldı mı acaba? Teşekkür ederim.