YÜZ YILLIK NARKOZ
25 Aralık 2025, Perşembe 13:01
İngilizlerin dünya liderliğini ABD’ye kaptırması hayret uyandırıcı bir tarzda gerçekleşti. Birinci cihan harbinin kesin galibi onlardı. İkincisinden de galip çıktılar. En azından o takımda idiler. Buna rağmen makam koltuklarına eski sömürgeleri oturdu. Yani kazanırken bile irtifa kaybettiler. Bunu hala hazmedebilmiş değiller. Amerika onlara göre eski bir müstemleke. Fakat haddini aşan bir müstemleke. Eğer imkân bulsalar bu kendini bilmeze sağlam bir ders verecekler. Aslında her zeminde bunu yapmaya çalışıyorlar. Her ne kadar ayrılmaz iki müttefik gibi görünseler de… Dolayısıyla bu sadece beyinlerini kemiren bir mesele değil. Her an hepsine diken gibi batan bir mevzu. Ne var ki beterin beteri var. İngilizleri çok daha sıkıntılı, hatta karanlık günler bekliyor. Gidişat böyle. Seksen senedir stabil seyreden siyasi itibarları menfi istikamette değişecek. İktisadi bir iflasa gidecekler. Enerji tevzii hemen tamamen ellerinden çıkacak. Her şeye rağmen ayakta kalabilmelerini sağlayan sebepler birer birer devre dışı kalacak. Tabii buna direnecekler. Direniyorlar da. Lâkin yapabilecekleri uzun boylu bir şey yok. Çevirdikleri dolapları artık Nil köylüsü dahi biliyor. Lawrence’ın çocukları deşifre oldu.
Bununla beraber her lahza uyanık olmamız gereken günlerden geçiyoruz. Bir anlık dalgınlık tahmin edemeyeceğimiz neticeler doğurur. Hele Suriye gibi minyatür bir coğrafyanın küçük köşelerinde elde ettiğimiz başarıları abartırsak iş vehamet kesbeder. Karşımızda sadece ABD yok. Bütün garp var. Bunların en mühim vasfı suyun başını tutmuş olmaları. Bizde ekmek mevcut, ekmek fabrikası namevcut. Onlarda her ikisi de gani. Yani eldekileri tüketirsek işimiz zor. Yeni yeni imalata giriyoruz. Milli tankımız, milli uçağımız demeye başladık. Ne var ki adımlarımız yaklaşan tehlike karşısında son derece yavaş. Laboratuvarlara kapanıp sabahlara kadar buluş yapmamız lazım. Silah fabrikaları 7/24 çalışmalı. Bunların emniyeti de sağlanmalı. Dağların altını oyup fabrikalarımızı oralara kurmak çok iyi olur. Cephaneliklerimizi de oralara taşımalıyız. En azından nükleer kalkana sahip olana kadar böyle yapmalıyız. Yeri gelmişken bir kere daha işaret edelim ki nükleer bombalar ve onları yeryüzünün her köşesine ulaştırabilecek füzeler işin olmazsa olmazı. Binlercesini hazırlamalı ve her an ateşleyecek şekilde bekletmeliyiz. Aksi taktirde diğer unsurlar hemen hiçbir işe yaramaz.
Tanklar belki bir süre idare eder lâkin iki yüz civarında savaş uçağı nihai hesaplaşmada yok hükmündedir. Binlerle tayyarenin aynı anda saldırdığı bir atmosferde kahramanlık yetmez. Kemiyet muvazenesinin kurulması gerekir. Garbın mesele Türkler olunca her daim bir araya geldiği malum. Tarih bunun sayısız misalleriyle dolu. Şu hâlde düşmanın silahıyla silahlanmamız elzem. Afrin ile Rakka arasında mukayese yapmak ne ifade eder? Biz zarar vermedik onlar verdi. Bunu kim dinler? Neticede karşı taraf da hedefine vardı mı ona bak! Şu kadar çocuk ölmüş, şu kadar kadın beton yığınlarının altında kalmış… Bunları batılıya anlatabileceğini düşünüyorsan safdilsin demektir. Zira onlar için şehirlerin haritadan silinmesi çekirge ilaçlaması yapmak gibi bir şey!
Türedilerin gevezeliklerine bakmayın. Onlar bir gün önce söylediklerini bir gün sonra yalanlıyor. Üstelik bunu anlık siyasi gelişmelere bağlıyorlar. Bu suretle virajı aldıklarını düşünüyorlar. Oltalarına takılan talihsizler de bir oraya bir buraya bakmaktan deli danaya dönüyor. Yüzsüzlüğün bu kadarına da pes doğrusu.
Maddi cihetimizi kuvvetlendirirken manevi tarafımızı ihmâl edersek felakete gideriz. Aslında şu an olan budur. Cemiyetimiz bozulma safhasını çoktan geçti. Kokuşmayı yaşıyor. Geri dönüş olur mu, olursa nasıl olur bunlar zor sorular. İşin aşikâr kısmı bu halimize rağmen İslam dünyasında alternatifimizin olmayışı. İngilizin yüz sene önce verdiği narkozdan çıkabilirsek kokuşma da durur. Ardından önce kendimizi sonra âlem-i İslâm’ı kurtarırız.
Hangi tarafa baksan tel tel dökülüyor. Mübarek beldelerimiz Vehhâbî işgalinde. Öyle alçaklar ki batıya yaranma yolunda her şeylerini vermişler. Her geçen gün biraz daha alçalıyorlar.
Hatırlarsanız 2018’de Riyad’da ilk caz festivali düzenlenmişti. Aileler gürültüyü kadınlı erkekli dinlemişti. Nereden icap etmişti demeyin? Söz konusu adım Selman efendinin başlattığı kampanya çerçevesinde atılmıştı. Meğer prensimiz ülkenin tutucu imajını değiştirmek istiyormuş. Bugün gelinen nokta geçen yedi sene zarfında bir hayli yol aldıklarını gösteriyor. Selman efendi şu mealde yeni bir açıklama yaptı: “İslâm’ı güncelledim. Yılbaşını kutlayabiliriz.” İslâm’a cep telefonu muamelesi yapmaya çalışıyor anlayacağınız. Tabii “eden kendine eder”. Ehl-i sünnet büyükleri böyle buyuruyor. Bir zamanlar Salman Rüşdi vardı. Din-i mübin hakkında alçakça şeyler yazmıştı. İdari mevkidekiler Selman gözüyle bakıyor ama aslında bu da Salman. Yani bu da din düşmanı. İşbu Salman ebedi olarak cehennemi hak ettiğinin farkında değil. Gerçi merak etmeyin, ruhu çalı süpürgesi gibi boğazından çekilirken her şeyin farkına varır. Kabirde topuzu beklemesine gerek kalmaz.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.