FOTOĞRAF DEYİP GEÇME!
09 Mayıs 2026, Cumartesi 10:56
Rahmetli Türkiye’nin en büyük barajlarından birini yapan inşaat şirketinin sahibi, bir duayen ve sorgulayan bir adam. (Gereksiz polemiklere yol açmamak için isimleri bir kenara bırakalım.)
Bir ziyarette tanıştığı kimya mühendisine kritik bir soru yöneltiyor:
“Senin çocukluk yıllarına dair kaç fotoğrafın var?”
Bugün için 60- 70 yıl öncesinin şartları hemen gözünün önüne geliyor kimya mühendisinin ve cevabı aslında birçok yaşıtıyla benzer bir cevap:
-Belki üç-beş tane…
Benden bir nesil önceki dönemi idrak etmiş muhterem kimya mühendisi büyüğüm “hiç yok” deseydi bile şaşırmazdım. Çünkü 1970’lerin Adapazarı’nda çocukluğunu geçiren bendenizin bile hayatına ışık tutacak karelerin sayısı 10-15’i geçmez.
Üstelik sokağımızda Adapazarı’nın en meşhur fotoğraf stüdyosu sahiplerinden biri otururdu ve bu yakınlık ve avantaja rağmen bir vesikalık çektirmek bile o günler için ciddi bir merasim ve hazırlık gerektirirdi.
O kritik soruyu soran zat aslında çok önemli bir vakaya dikkat çekmektedir o an…
Çünkü Cumhuriyetin kurucusu M. Kemal’in 1900’lerin başında ve farklı savaş coğrafyalarında hatırı sayılır bir fotoğraf koleksiyonu bulunmaktadır elimizde.
Rahmetli iş adamı sayar:
Bingazi Çölleri- Kabile Reisleriyle…
Suriye Cephesinde…
Kış şartlarında paltosunu yorgan yapmışken…
Sofya’da…
Daha Albay bile değilken Çanakkale cephesinde…
Gerçekten yeni bir devleti inşa edecek “kurtarıcı”nın, henüz üç beş gün sonrası için yorum yapılamayan günlerde, can çekişen bir devletin çeşitli cephelerinde adeta yanında bir kadrolu fotoğrafçısı vardır.
Yani fotoğraf tekniğinin ne kadar geri olduğunu ve savaşa ilaveten fotoğraf çekmenin ne kadar zor şartlarda icra edildiğini anlatmaya gerek yok.
İyi ki de bu fırsatlar ele geçmiş… Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun hayatının en kritik dönemlerine ait gayet güzel açılardan fotoğrafları birer belge olarak bol miktarda elimize ulaşmış.
Bu fotoğrafların hiçbiri rastgele fotoğraflar değil.
Her fotoğraf karesinin merkezinde M. Kemal var. Ve M. Kemal’in daha sonra ders kitaplarından öğrendiğimiz savaş şartlarındaki performansını birebir karşılayan çok başarılı kareler…
O zatın verdiği bilgiye göre M.Kemal’in müstesna albümündeki fotoğrafların sayısı 1.500 civarında…
Şu tartışılmaya değerdir; bırakın 1.500’ü, aradan neredeyse bir-iki nesil geçtikten sonra bile hayatına dair yeterince fotoğraf bulunmayan bir adamın başarılı olabilmesi ve bir milletin başına geçebilecek irade ve gücü bulabilmesi mümkün değildir.
Kurtarıcılığa giden yolun neredeyse tamamında objektiflerin hep onu araması başka nasıl izah edilebilir?
Aklıma ahşap tripodun üzerinde, bir tarafından siyah örtünün sarktığı “İstanbul Hatırası” çeken o alamet fotoğraf makinesi geliyor…
Fotoğraf makinesi ve savaş fotoğrafçılığı tarihleri eşliğinde, M. Kemal’in nasıl keşfedildiği ve takip edilip kayda alındığı araştırılmaya değer bir konu…
Anıtkabir’de ucuz şarlatanlıklar tezgahlamak yerine, daha ciddi konulara eğilip geleceğimize ışık tutacak çalışmalara yönelmeliyiz.
Fotoğraf deyip geçmemek lazım.
1900’lerin başı…
Kan, barut, ceset kokuları… Kurşun, şarapnel vızıltıları… Açlık, kuru ekmek, siperde bitlenmek…
O şartlarda vatan kurtarırken fotoğraf çektirmek…
Aradan yüzyıl geçince de fitne öz çekimi ile ortalığı karıştırmak…
Gerçekten fotoğraf deyip geçmemek lazım.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.