• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

ERMENİ KATLİAMI

05 Mayıs 2026, Salı 11:26
ERMENİ KATLİAMI

Ermeni katliamından 150 kişi kaçıp 30 ferdi ile kurtulabilen Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin mübarek oğlu, Kadıköy müftüsü Ahmet Mekki Efendi anlatıyor: “Ermeniler çok Müslüman kestiler o zaman. Hicret ederken gencecik kadınlar, çocuklar yürüyorlar. Dinlenmek yok, arkadan Ermeniler kovalıyor. Kadınlar, çocuklarını taşıyamaz hale gelip, bir ağaç altına bırakıp yoluna öyle devam ederdi. Kadınların elinde, kucağında, karnında 7-8 tane çocukları var. Eşya da var. Yorulunca eşyaları atıyorlar, çocuklarını da taşıyamaz duruma gelince, arkadan gelen daha güçlü birileri alsın diye bazı çocuklarını ağaç altına mecburen bırakırlardı. Bırakmazlarsa zaten kendileri de diğer çocukları da ölecek. Hep böyle ağaçların altında, kundakta veya bir iki yaşında yatan çocuklar görürdük. Anaları kucağında taşımış çocuğunu, fakat oraya gelinceye kadar yorulmuş kadın. Çocuğu taşıyacak hali kalmamış. Çocuğu götürse kendisi düşüp bayılacak. Mecbur oluyor, böyle ağacın altında bırakıyor. Önceki gidenlerden birinin ağaç altına bıraktığı bir çocuğu Efendi hazretleri bulmuş, acımış, yanına almış, getirmişler İstanbul’a. İşte Şakir Efendi o kişi...”   

Karadeniz’de halk arasında acımasız, gaddar ve hain insanlara kısaca Ermeni denir. Bu durum, Ermeni vahşetinin bu milletin ruhunda bıraktığı derin yaraların, yüzyıl geçtiği halde, silinmediğinin canlı şahididir. Ermeni Ermeni alçak Ermeni/Musa da İsa da affetmez seni” mısraları anonim olup, Ermeni vahşetinin kendi inançlarında da, hiçbir dinde de kabul edilemeyeceğini veciz bir şekilde anlatır.

Her yıl 24 Nisan tarihinde bütün yamyamlar, ağız birliği ederek, Ermenilere soykırım yapıldığı yalan ve iftirasını kameralar karşısında dillendirirler. Meclislerinde yalan kararlar alırlar. Bu hareketler, Ermenileri kirli emellerine alet eden sırtlanların günah çıkarmalarının yanında, devletimize ve milletimize besledikleri kin ve nefretin de tezahürüdür. Bu tür hareketler, yalan ve iftira üzerine kurulmuş etnik ve dini saldırılardan başka bir şey değildir. Yalan ve algı oluşturmak, Batı’nın asırlardan beri uyguladığı bir taktiktir. Tıpkı İsrail’in Gazze’de soykırım yaparken, Mazlum Filistinlileri barbar göstermeye çalışması gibi.

Ermeni Tehciri, Sarıkamış’ta 90 bin evladımızı şehit verdikten sonra, Çanakkale’de yedi düvele karşı ölüm kalım savaşı verdiğimiz günlerde olmuştur. 250 bin şehit verdiğimiz Çanakkale Kara savaşları, 25 Nisan 1915 sabahı başlamıştır. Kadın-erkek, yediden yetmişe cephelerde son vatan parçasını yabanlara kaptırmamak için mücadele verdiğimiz günlerde, yüzyıllarca el üstünde tuttuğumuz, birlikte yaşadığımız Ermeniler, cephe gerisindeki savunmasız analarımıza, bacılarımıza, bebelerimize musallat olarak toplu katliamlara giriştiler. Bir yandan ordudaki Ermeniler silahlarıyla birlikte firar edip düşman saflarına katılıyor, Rus askerlerine casusluk ve gözcülük yapıyor; diğer yandan savunmasız kadın, çocuk, hasta, yaşlı demeden sivil halka katliam yapıyorlardı. Devlet, 24 Nisan 1915’te bir genelgeyle, yurdun dört bir yanını saran Ermeni isyanlarını önlemek için bir dizi tedbirler almış, isyanları organize eden Hınçak ve Taşnak komitelerinin kapatılmasını ve teröristlerin tutuklanmasını emretmiştir. İşte 24 Nisan, Ermeni terör yuvalarının dağıtıldığı ve elebaşlarının yakalanıp örgütlerinin çökertildiği tarihtir. Bu önlemler de yeterli olmayınca, 27 Mayıs 1915’te Geçici Sevk ve İskan Kanunu çıkarılacaktır. Tehcir kelimesi, uluslararası literatürde sınır dışı etme anlamında kullanılır. Ermeniler ise sınır dışı edilmemiş, güvenlik gerekçeleriyle geçici olarak yurt içinde güvenli yerlere yerleştirilmiştir.

Geçici Sevk ve İskan Kanunu 27 Mayıs’ta çıkarılmışken, Ermenilerin 24 Nisan’ı sözde soykırım tarihi ilan etmelerinin nedeni, kendilerini bağımsızlığa götüreceklerine inandıkları Hınçak ve Taşnak elebaşlarının 24 Nisan’da tutuklanıp bu örgütlerin çökertilmesidir. Yoksa bu tarihte ne tehcir, ne de herhangi bir Ermeni ölümleri söz konusudur. Kaldı ki sevk edilen Ermenilerin bir çoğu, Rusların Doğu Anadolu’yu işgalinden sonra geri gelmiş ve kaldıkları yerden terör estirmeye ve katliamlara devam etmişlerdir. Nihayet Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa, kesin olarak kendilerini yenilgiye uğratıp bu beladan milletimizi kurtarmıştır.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.