• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

KAPTANIDERYA'NIN LEVENTLERİ VE EFSANE KALYONDAKİ MONTAJ MASASI

01 Ağustos 2026, Cumartesi 19:49
KAPTANIDERYA'NIN LEVENTLERİ VE EFSANE KALYONDAKİ MONTAJ MASASI

Gazete demek her santimi bin zahmet, her dakikası emek demekti.

Fikriniz okura ulaşana kadar öyle şeyler yaşanırdı ki benim bile hiç görmediğim safhalar vardır.  

———

Vadinin dibinden bir ırmak akar “zaman” gibi… Karşı yamaçlara bakınca, zirvelere kadar görebilirsin bütün manzarayı.

Peki, sen neredesin? 

Nasıl bir bayırdasın, biraz uzağında hangi orman, hangi kayalık, hangi uçurum, hangi yokuş, hangi kıraç arazi var, oradayken bilemezsin…

İnsan, kendi manzarasının bile bütününü ta uzaktan yani zamanın geçtiği şu vadinin karşısından bakarsa görebiliyor ancak.

Kırk yılda ne sular aktı bu vadinin dibinden… O tatlı toyluğumuz, o sıcak meraklarımız, o terli koşturmalarımız getirdi hepimizi buralara kadar.

❤️❤️❤️

 

Ben onu 84’te görüp tanımıştım. İşte şimdi kırkiki yıllık arkadaşımızı, dostumuzu, abimizi İdris-i Bitlisî Tepesi’nin batı yamacına götürüp, babacığının koynuna yatırdık.

Karyağdı Yokuşu’ndan Eyüpsultan meydanına inerken kafamda, aklımda, gönlümde binlerce hayal…

Evet; “hayat, hayaldir” nasihatini bizlere tekrarlayan büyüklerimiz bile ahh, artık derûnumuzdaki birer güzel fısıltı olarak kalmış!.. Susadıkça eğilip, yüzümüzü yüzüne yapıştırdığımız ferah, serin, derin, temiz ve tenha gözeler gibi. 

❤️❤️❤️

 

O senenin başında teknik eleman olarak istemişlerdi beni Gürbüz Azak ustamızın yanından. İlk önceleri sadece ufak tefek çizimler ve “sayfa pikajları” yapıyordum. Yani ana hatları ve ölçüleri belirlenerek mavi baskı yapılmış “milimetrik pikaj kartonları” üzerine, dergide göreceğiniz bütün yazıları, başlıkları, çizgileri, şekilleri hazırlayıp yapıştırmak, pike etmek işiydi “pikaj”. 

Sonra “montaj” için bunların birebir boyutta filmleri çekiliyordu. Bu filmler “astrolon” denen kocaman sert naylon plakalara belli bir düzen içinde ve dikkatle monte ediliyordu. Astrolonlar, bir kâğıt tabakası boyundaki montajın çalışılabileceği ebatta olurdu. 

Bu işlem “montaj masası” denen metalden yapılmış, en üstünde göz almayacak buzlu cam bulunan ve içinde florasan lambalar yanan masalarda yapılıyordu. Geniş yönünde alt alta ve çekilerek açılan, yukarıda çalışılmış astrolonların bütün olarak yerleştirilebileceği birçok çekmeceleri olan masalardı.

Bunların (ebat kağıda basılacak montajların yapılabildiği) 120 cmlikleri de vardı. Fakat bütün gazeteler ve dergilerin çoğunluğu bobine basıldığı yani ebat elliyedi sekseniki olduğu için montaj masaları bir buçuk metrekareydi. 

❤️❤️❤️

 

O zamanlar en sık kullanılan iki kâğıt ebadı 70x100 ve 57x82 idi. Yani basılabilecek en büyük afişin uzun kenarı ancak 100 santim olabilirdi. Matbaa makineleri de yine bu ebatlarda çalışırdı. Makineler ve işler ebadı ile anılır “yetmişyüz bir broşür hazırlayacağız”, “bak bakalım kimin elliyediseksenikisi boş, acil bir kitap işimiz var” gibi cümleleri kurulurdu.

Yüksek tirajlı işler ister istemez bobinlere basılırdı. Ebat kâğıtlar ise gramajına göre genellikle beş yüzlük ve “top” denen paketler halinde baskıya girer ve bunlara daha oyuncaklı işler yapmak mümkün olurdu.

En büyük ebat basan 70x100, onun yarısını basabilen 50x70 makineler farklıydı. Afiş, broşür gibi reklam tanıtım sektöründe bu ebatlar yaygındı.

Gazete, dergi ve kitaplar ise 57x82 ebadındaki kâğıtın katlanmasından meydana geliyordu. Bunları basan makineler de ayrıydı. Sonraki yıllarda gazetelerin boyu birkaç defa değişene yani ufalana kadar klasik ebat buydu.

❤️❤️❤️

 

O zamanlardaki gazetelerin tek sayfası 41x57 cm idi. Vapura oturup ellerini iki yana açmış halde gazete okuyan adam, elinde 57x82 boyutunda bir kağıt tutuyor demekti.

Yani bu bir tabaka kağıdı ikiye katlarsan iki yaprak (dört sayfa) gazete ebadını, dörde katlarsan dört yaprak (sekiz sayfa) dergi ebadını, sekize katlarsan sekiz yaprak (onaltı sayfa) kitap ebadını bulurdun. 

Bu tek defada basılan kâğıdın katlanmış haline “forma” denirdi. 

Bir kâğıt da zaten daha fazla katlanmıyordu.

❤️❤️❤️

 

Bütün kitap ve vergiler forma forma basılır sonra ardarda konarak “cilt” yapılırdı. Basılmış kağıt tabakalarının katlandığı ve bu formaların üzerine kapağını da taktıktan sonra ciltlendiği yere “mücellithane” bu işi yapanlara “mücellit” denirdi.

Daha eskiden “mecmua” denen dergi ve kitaplar son olarak, sırt kısmı hariç üç kenarından traşlanır, böylece katlı kenarlar da açılarak dört tarafı muntazam hale gelmiş olurdu.

Bizler eskiden, kaldırım kenarlarında ve sahaflar çarşısında, bol miktarda kenarları alınmamış yani traşlanmamış kitap bulur, bunları okumaya çalışırken de aralarına sert bir şey veya bıçak sokarak sayfaları açmaya çalışırdık.

❤️❤️❤️

 

O günkü montaj işini; bu günkü bilgisayar teknolojileri sayesinde, her işin çözülmüş şeklini önünde bulan insanlara nasıl anlatabilirim bilemiyorum. 

Gazete demek her santimi bin zahmet her saniyesi emek demekti.

Fikrin ortaya çıkıp okura ulaşması arasında öyle şeyler yaşanırdı ki ömrümü verdiğim bu işte benim bile hiç görmediğim safhalar vardır.

❤️❤️❤️

 

Ve bu işin mantığını anlamayan, sırrını çözemeyen, ben gazetecilikten anlarım diyemezdi. Resul İzmirli, Nuh Albayrak ve daha kimler pikaj ve montaj masalarının başında hatıra fotoğrafları çektirmiştir. İşi de anlarlar ve yapabilirler. Fakat bizim o ilk Sıtkı Kazancı, Sadık Söztutan, Bekir Hazar, Hanefi Söztutan, Levent Geylan, Ragıp Karadayı, Ünal Bolat gibi arkadaşların bulunduğu, Rahim Er ağabey ile başladığımız ve Şaban Çibir ağabey ile devam ettiğimiz dönemde bu işin, kesin olarak efsanesi (Türkiye Çocuk olarak söylüyorum) Sadık Söztutan’dı. Ondan sonra montaj masasının dümenini Ahmet Ertuğrul eline aldı. Ve dergimiz daha nice okyanusları aştı, kıtalara ulaştı.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Rakip Karadayı
    03-08-2026 10:36

    Yine zevkle okudum. O günlere gittim geldim. Kalemine, kalbine kuvvet, ömrüne bereket, ceddine rahmet.

  • yorum avatar
    selsebilsen@gmail.com
    01-08-2026 23:51

    O günler çok güzeldi. Türkiye Çocuğun altın yıllarıydı. Bizler Türkiye Çocuk ile büyümüş şanslı nesiliz.

  • yorum avatar
    Sadık Söztutan
    01-08-2026 21:42

    Bu yazının başlığı “Gazeteci adaylarına dersler” olsa yeridir. Her gazeteci bunları bilmeli aslında… Tekrar eline sağlık.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.