VOLTAIRE REZİLLİĞİ
11 Mayıs 2026, Pazartesi 11:53
Osmanlı sözde aydınlarının hayrân olduğu Voltaire, Zeyneb bint Cahş’ın, Efendimizle olan nikâhını konu alan bir tiyatro eserinde, hem İslâmiyete hem de Risâletpenâh Efendimize hakaretler yağdırmıştır. Zeyneb bint Cahş hazretleri, Abdülmuttalib b. Hişâm b. Abdümenaf b. Kusay’ın kızıdır. Zeyd b. Hârise ile boşandıktan sonra Efendimizle tezevvüc eylemiştir.
Zeyd Bin Hârise (radıyAllahü anh) önce Hazret-i Hadice vâlidemizin kölesi iken, vâlidemiz, Efendimizle teehhül edince (evlenince) Zeyd efendimizi, Risâletpenâh Efendimize hediye etmiştir. Efendimiz onu âzâd etmişken o, Resûlullâh’a hizmet şerefini seçerek sonra evlâtlığı olmak bahtiyarlığına erişmiştir. Sonra Zeyd Efendimizden boşanan Zeyneb vâlidemizin Efendimizle olan nikâhı gündeme gelince, Arap toplumu için câhiliye devri âdetlerinden kalan “Evlâtlıkların boşanan hanımıyla evlenilmez” geleneği Efendimizin canını sıkıyordu. Hâlbuki ilm-i ledün vâsıtasıyla Zeyneb vâlidemizle teehhül edeceğini biliyor ama sıkıntı çekiyordu. Bu sırada Ahzâb Sûresi 37 âyet-i kerîmesi nâzil oldu. “Hani sen Allah’tan kendisine ni’met verdiği, senin de (âzâd etmek sûretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye (Eşini nikâhında tut, onu boşama) Allah’tan sakın diyordun. Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve Allah’tan çekiniyordun. O hâlde kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktır. Zeyd eşinden yana istediğini yerine getirince (eşini boşayınca) onu seninle evlendirdik. Eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında) evlâtlıklarının eşleriyle evlenmelerinde bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlakâ yerine getirilmiştir.”
Böylece köklü bir câhiliye âdeti de ortadan kaldırılmıştır.
İşte Voltaire, bu konuyu işleyen bir “tiyatro eseri(!) yazmış, adına da “Fanatizm ve Peygamber Muhammed’in Bağnazlığı” demiştir. Eser önce Fransa’da yasaklanmış, fakat yazar bu tiyatro metnini Papa Benova’ya (Benedictus) takdîm ederek hem kendisini kutsatmış hem de töhmet altında kalmaktan kurtulmuştur. Bu rezil tiyatro eserini Papa’ya takdîm ederken “(Hâşâ sümme hâşâ) sahte ve barbar bir dînîn kurucusuna karşı bu yazıyı hakîkî dînin reisine adamak istiyorum” demiştir. (Biliyorum ki okurken nefret ediyorsunuz, ama bu hayranlık duyulan yazarların kim olduklarını da bilmek zorundayız!)
Yine geçenlerde ölen Danimarkalı karikatürist Kurt Westergaard Efendimiz hakkında rezîlâne karikatürler yayınladı. Efendimiz’in adını bile anarken içimizin titrediği kâinâtın efendisine yapılan bu hakâret ve yine Efendimiz hakkında edepsiz karikatürler yapan İsveçli karikatürist Lars Vilks bir trafik kazasında yanarak öldü (Bu dünyânın yanması âhıret için zerre bile değildir. Esas hükmü RabbZü’l-celâl verecektir.) Bu olaylar sonrasında İslam dünyâsında büyük infiâl meydana geldi, ama artık bunu engelleyecek bir Abdülhamîd Han yoktu.
Bir düşünelim: Hangi Müslümân bir diğer peygamber hakkında böyle edepsizce davranır? Bu mümkün değildir. Çünkü Müslümanlar, Kur’ânı kerimde tebcîl edilen bütün peygamberleri tasdîk ederek “âmentü” demiştir.
Voltaire’in bu oyunu II. Abdülhamîd devrinde oynanmak istenmiş ve bütün biletler satılmıştır. Paris büyükelçisi Münir Paşa durumu Hâkân’a bildirince, Koca Sultân elçiye bir telgraf çekmiştir: “Reisicumhûr hazretlerine git, selâmımı teblîğ eyle, bu piyesin oynanmasını uygun bulmadığımızı anlat” demiştir. Eser bundan sonra oynatılmadan kaldırılmıştır.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
ozan yavuz
11-05-2026 17:41Aman efendim bilmezmiyim???