• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

YÜKSELEN BETON, ALÇALAN İNSANLIK KOMŞUNUZU TANIYOR MUSUNUZ?

12 Nisan 2026, Pazar 10:52
YÜKSELEN BETON, ALÇALAN İNSANLIK KOMŞUNUZU TANIYOR MUSUNUZ?

Büyük şehirler…

Işıkları hiç sönmeyen, yolları hiç boşalmayan, kalabalığı hiç eksilmeyen şehirler… Ama garip bir şekilde en çok yalnızlığın yaşandığı yerler de yine buralar.

Aynı apartmanda yıllarca oturup birbirinin adını bilmeyen insanlar var. Asansörde göz göze gelmemek için telefonuna bakanlar, kapı önünde karşılaşınca başını çevirenler, “selam” vermeyi yük gibi görenler… Oysa bir zamanlar komşuluk, akrabalık kadar yakındı. Anahtarlar birbirine emanet edilir, bir tabak yemek kapıdan girer kapıdan çıkardı. Şimdi ise kapılar çelik, kilitler sağlam, ama kalpler kilitsiz değil.

Bir apartmanda onlarca daire… Her birinde ayrı bir hayat, ayrı bir telaş, ayrı bir yorgunluk. Ama kimse kimsenin yorgunluğunu bilmiyor. Üst katta hasta bir yaşlı var belki; alt katta işsiz bir baba, elektrik faturasını nasıl ödeyeceğini düşünen. Yan dairede ağlayan bir kadın, karşı dairede sessizce borçlarını hesaplayan bir genç. Duvarlar ince, sesler duyuluyor; ama kimse duymamayı tercih ediyor.

En acısı da şu: Aynı merdivenleri paylaşıp aynı havayı soluyan insanlar, birbirine yabancı. Bir yangın çıksa panik oluruz belki; ama kalplerdeki yangını kimse fark etmiyor. Oysa yardımlaşma bir şehrin ruhudur. Ruh gidince geriye sadece beton kalıyor.

Komşusu açken tok yatan insanın dramı aslında onun da yoksulluğudur. Cebinde para olabilir, evi sıcak olabilir; ama kalbi üşüyordur. Çünkü insanı insan yapan şey, başkasının derdiyle dertlenebilmesidir. Bunu kaybettiğimiz gün, sadece komşuluğu değil, insanlığımızın bir parçasını da kaybettik.

Büyük şehirler bize hız verdi, konfor verdi, imkân verdi. Ama biz bu imkânların arasında birbirimizi kaybettik. Çocuklarımız aynı apartmanda büyüyor ama birlikte oynamıyor. Anneler birbirine gitmiyor. Babalar kapı önünde iki kelam etmiyor. Bayramlar bile apartman boşluğunda yankılanmadan geçip gidiyor.

Oysa bir kapıyı çalmak bu kadar zor olmamalı. Bir “İhtiyacınız var mı?” demek bu kadar ağır gelmemeli. Bir tabak çorba, bir bardak çay, bir selam… Belki de bir insanın hayata tutunmasına yetecek.

Şehirler büyüdükçe kalpler küçülmemeli. Beton yükseldikçe merhamet alçalmamalı. Aynı apartmanda yabancı gibi yaşamak kader değil; tercih. Ve her tercih, bir gün bizi de yalnız bırakacak.

Belki de yeniden başlamanın vakti gelmiştir. Asansörde başımızı kaldırıp gülümsemekle. Kapı komşusunun adını öğrenmekle. Çocuklara “komşu” kelimesinin anlamını yeniden öğretmekle.

Çünkü bir şehir, ışıklarıyla değil; içindeki insanların birbirine verdiği selamla aydınlanır. Ve o selam eksikse, en parlak şehir bile karanlıktır.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Erkan
    19-04-2026 17:13

    Ellerinize, emeğinize sağlık Efendim, hepimizin ortak duygusunu dile getirmişsiniz. Sadece komşuluklar değil, aynı hane içinde bile insanlar birbirine yabancılaştı maalesef. Çocuklarımızın yüzlerini ancak yemekte görebilir olduk, o da her zaman değil. Yalnızların kalabalığı yada kalabalıkların yalnızlığı...

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.