• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

YABANCI OKULLAR Cephede Değil, Sınıfta Yenildik

04 Ocak 2026, Pazar 00:25
YABANCI OKULLAR Cephede Değil, Sınıfta Yenildik

Osmanlı’nın yıkılışını yalnızca cephelerde aramak, hakikatin yarısını görmektir. Asıl yıkım, top sesleriyle değil; sınıf zilinin sesiyle başladı. Yabancı okullar, Osmanlı topraklarında masum birer eğitim kurumu gibi göründü; oysa gerçekte bir milletin inancına, ahlakına ve ruh köklerine yönelmiş sessiz işgal merkezleriydi.

Bu okullarda verilen eğitim, bilgi öğretmekten çok kimlik bozmayı hedefliyordu. Çocuklara matematik anlatılırken, satır aralarında kendi medeniyetlerinin “geri”, Batı’nın ise “üstün” olduğu telkin ediliyordu. Din, hayatı anlamlandıran bir merkez olmaktan çıkarılıp; ilerlemenin önünde duran bir yük gibi gösteriliyordu. İman, alaya alınmadan ama sistemli biçimde önemsizleştirilerek zayıflatıldı.

Yabancı okullar, Osmanlı toplumunun ahlaki dokusunu da sessizce parçaladı. Edep, hayâ, aileye bağlılık ve itaat gibi kavramlar; çağdışı etiketlerle itibarsızlaştırıldı. Genç zihinlere özgürlük adı altında sınırsızlık, bireysellik adı altında bencillik aşılandı. Böylece ne tam Batılı ne de kendi gibi olabilen, köksüz bir nesil ortaya çıktı.

Bu kurumlar yalnızca bireyi değil, toplumsal düzeni de hedef aldı. Aynı evin içinde iki ayrı dünya oluştu: evde dua eden anne, okulda inancı sorgulanan çocuk. Anne-baba otoritesi zayıflatıldı, gelenekler küçümsendi, geçmişle bağlar koparıldı. Bu kopuş, milletin hafızasında onarılması zor yaralar açtı.

Daha da vahimi, birçok yabancı okulun açık ya da örtülü misyonerlik faaliyeti yürütmesiydi. Eğitim, bir maske; asıl hedef ise din değiştirme, zihni yönlendirme ve sadakati başka merkezlere kaydırmaktı. Maalesef basiretsiz yöneticiler, kendi topraklarında yetişen çocukların kalbini ve aklını başkalarının müfredatına emanet etti. Bu, bir devlet için sadece ihmal değil; tarihî bir basiretsizlikti.

Bir millet, çocuklarına kendi inancını ve ahlakını öğretmezse; başkaları bunu kendi çıkarına göre öğretir. Osmanlı’nın yaşadığı tam olarak buydu. Yabancı okullar, asker göndermeden, bayrak dikmeden, tek kurşun atmadan; nesilleri dönüştürdü, direnci kırdı, ruhu çözdü.

Bugün geriye dönüp bakıldığında acı gerçek şudur:

Osmanlı, bazı cepheleri savaşarak kaybetti; ama asıl yenilgiyi, eğitimde gösterdiği gafletle yaşadı. Ve bu gafletin bedelini, yalnız bir dönem değil; nesiller boyunca ödedi.

19. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı topraklarında yabancı devletler ve misyonerler tarafından açılan okul sayısı önemli ölçüde artmış ve yaklaşık 1.600 civarına ulaşmıştı...

Harputta Amerikan kolejinin ne işi vardı?

Değil mi?

Yorumlar

  • yorum avatar
    Hicran Seçkin
    06-01-2026 00:01

    "Aynı evin içinde iki ayrı dünya oluştu: evde dua eden anne, okulda inancı sorgulanan çocuk." Maalesef maalesef bu durumdayız...

  • yorum avatar
    Hüseyin
    04-01-2026 18:55

    Bu yazı acı bir hakikati hatırlatıyor: Osmanlı sadece cephede değil, müfredatta kaybetti. Silahla değil, zihinle vurulduk. Yabancı okullar bilgi değil, üstünlük kompleksi öğretti; iman sessizce aşındırıldı. Bugün “Harput’ta Amerikan koleji ne arıyordu?” sorusu, geçmişten çok bugüne sorulmalı. Çünkü eğitim ihmali, nesil kaybıdır.

  • yorum avatar
    Muammer
    04-01-2026 12:09

    İşte, hepimiz bunu yaşadık… Ve kendi ormanında açılmış kuyulara düşen ceylanlar gibi; kendi memleketimizde, kendi okullarımızda, kendi yuvalarımızda en büyük tuzaklara yakalandık!..

  • yorum avatar
    Mustafa
    04-01-2026 11:59

    Aynen katılıyorum okullarda özellikle gerici yaftası vuruluyor aşağılanma duygususu hissediyor Bu baskıdan bir gencin çikması kolay deyil eyerki kendini ona benzetmeye bir sıkıntı görmemişse Bu durum sağlam bir din eğitimi almış olsa bile kolay bir durum deyil

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.