VEHHÂBİLİK VE SELEFÎLİĞİN GERÇEK YÜZÜ
13 Şubat 2026, Cuma 01:05
Peygamber efendimiz aleyhisselam bir gün eshabına;
“İsrailoğulları yetmiş iki fırkaya ayrıldı. Benim ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırka hariç hepsi cehennemdedir.” Buyurdu.
Orada hazır bulunan sahabe-i kiram dediler ki: O kurtulacak olan fırka hangisidir ey Allah’ın Resûlü!
Efendimiz aleyhisselam: Onlar benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir.” Buyurdu. (Sünen-i Tirmizi)
Bu hadis-i şerife istinaden, Cehennem azabından kurtulacağı müjdelenen topluluğa “Fırka-i Nâciye” denilmekte olup;
Aynı zamanda bunlara, Peygamber efendimizin ve Eshab-ı kiramın yolunu takip ettikleri için “Ehl-i sünnet vel-cemâat” denilmiştir.
Diğerlerine ise, sırât-ı müstekîmden ayrılan, kendi heves ve arzularına uyan topluluklar anlamında “Fırka-i Dâlle” denilmiştir.
Fırka-i Dâlle denilen bozuk fırkalar, belli bir müddet yaşamış sonra unutulup gitmişlerdir.
Ancak bunlardan ikisi aktif olup, İslam alemine bid’at ve dalâlet zehirini akıtmaya devam etmektedirler.
Bunlardan biri İran merkezli Şiilik, diğeri ise Suudi Arabistan merkezli Vehhâbiliktir.
Allahü teala, Kur’an-ı kerimde,
“İslamiyetin en büyük düşmanı, yahudiler ve müşriklerdir……” buyuruyor. (Mâide 82)
Teslis (baba-oğul-kutsal ruh) inancını benimseyen Hristiyanlar da Allahü tealaya şirk koştukları için müşriktir.
İslamiyeti içerden yıkmak için, ilk fitneyi çıkaran yahudi, Yemenli Abdüllah bin Sebe’dir.
Bu, hakiki müsliman olan Ehl-i sünnete karşı, Şî’a fırkasını kurdu.
Her asırda, Şii alimi olarak ortaya çıkan Yahudiler, bu fırkayı kuvvetlendirdiler.
Yahudilerin İslamiyete yaptıkları zararlar, Kuveyt’te Mektebetü’s-sahâbeti’l-islâmiyye’nin neşrettiği Hiyânetü’l-yehûd kitabında uzun yazılıdır.
İslamiyetin yayılmasıyla birlikte orta çağdaki hâkimiyetleri yıkılan papazlar, İslamiyeti yok etmek için, misyoner cemiyetleri oluşturdular.
İngilizler bu işte daha da ileri gidip, Londra’da Müstemlekeler Nezâreti’ni, yani Sömürgeler Bakanlığı’nı kurdular.
Bu bakanlık çatısı altında, özel yetiştirdikleri binlerce casusu İslam beldelerine göndererek akla, hayale gelmeyen yahudi hileleri ile islamiyeti içerden yıkmaya başladılar.
Mısır, Irak, İran, Hicaz ve hilâfet merkezi olan İstanbul’da casusluk faaliyetlerinde bulunması için de İngiliz misyoneri Hempher’i görevlendirdiler.
Hempher, 1713 senesinde Basra’da, henüz 14 yaşında olan Muhammed bin Abdülvehhab Necdî’yi, yalan ve hileleri ile kendi tuzağına düşürdü.
Bununla uzun zaman arkadaşlık yaparak İngiliz Sömürgeler Bakanlığı’ndan aldığı hile ve yalanları telkin etti.
Muhammed bin Abdülvehhab, Hempher’in yalan ve iftira dolu telkinlerine İbni Teymiyye’nin (D.1263-Ö.1328) Ehl-i sünnete uymayan bozuk görüşlerini de katarak etrafına taraftar toplamaya başladı.
Başta kardeşi Süleyman bin Abdülvehhab olmak üzere, çok sayıda alimin reddiyelerine rağmen, fikirleri bilhassa bedevî denilen göçebe Arablar arasında yayıldı.
Nihayet 1737 senesinde, İngilizlerin maddi, siyasi ve askeri yardımları ile bozuk görüşlerini Vehhâbilik ismi altında ilan etti ve Şeyh-i Necdî diye meşhur oldu.
Yine İngilizlerin desteği ile şimdiki Arabistan kraliyet ailesinin atası olan Der'iyye Emîri Muhammed bin Suud ile ittifak yaptı.
Daha sonra Muhammed bin Abdülvehhâb'ın kızıyla evlenen Muhammed bin Suud, Vehhâbiliğin yayılması için her türlü desteği verdi.
Böylece Emirliğin (Arabistan kralı) Muhammed bin Suud ailesinin, Şeyhliğin (Dini lider) ise Muhammed bin Abdülvehhab'ın soyundan gelmesi kararlaştırılarak,
Bugün ki Suudi Arabistan'ın, dini ve siyasi mezhebi olan Vehhâbiliğin temeli atıldı.
Vehhâbilik veya Selefîlik, Suudi Arabistan'nın resmî mezhebi olup, tedrisat, vaazlar ve fetvalar, hep bu mezheb üzeredir. Ilımlı olanları Hanbelî olduklarını söylerler. Diğer üç Sünnî mezhebi resmen tanımazlar.
İngilizler tarafından tesis edilen Vehhâbîlik, selefiyyecilik, mezhebsizlik, reformculuk, Kâdîyânî, Mevdûdî ve Teblîg-ı cemâ’at ismi altındaki bozuk yolların hepsinde tasavvuf düşmanlığı vardır.
İngilizlerin desteği ile mezhebsiz ve tasavvuf düşmanı olan İbn-i Teymiyye islam alimi ilan edildi.
Yine İngilizlerin yardımı ile, Vehhâbî kitapları bütün dünyadaki Râbıtatü’l-âlemi’l-islâmî dedikleri vehhâbî merkezleri vasıtası ile her memlekete yayıldı.
İbn-i Teymiyye’nin kitaplarındaki sapık fikirleriyle İngiliz casusu Hempher’in yalan ve iftiralarının karışımından oluşan,
Vehhâbiliğin temeli üç esas üzerine bina edilmiştir.
1-“Amel, ibadet, imanın parçasıdır. Bir farzı yapmayan, mesela farz olduğuna inandığı halde, bir namaz kılmayan kâfir olur. Bunu öldürmeli, mallarını taksim etmelidir.” diyorlar. (Bunlar kendi kitapları olan Fethu’l-mecîd’in 17, 48, 93, 111, 273,337 ve 348. sayfalarında yazılıdır.)
2- “Peygamberlerin ve Evliyanın ruhlarından şefaat isteyen, bunların mezarını ziyaret edip, bunları vesile ederek düa eden kâfir olur.” diyorlar.
3- “Mezarlar üzerine türbe yapmak ve türbelerde namaz kılmak ve orada hizmet ve ibadet edenlere kandil yakmak ve ölülerin ruhlarına sadaka adamak, caiz değildir.
Bunları yapan sünnî veya şiî müslimanlar, müşrik olduğundan bunları öldürmek, mallarını yağma etmek helal olur. Bunların kestikleri leş olur.” diyorlar.
Vehhabilerin, Fethu’l Mecîd ve Keşfü’ş şübühât isimli kitaplarında,
“Vehhabi olmayanların kanları ve malları helaldir” yazdığı için, bu sapkın inançlarının gereği olarak kendilerinden olmayan müslümanlara yapmadıkları zulüm ve işkence kalmamıştır.
Nitekim Ahmet bin Zeynî Dahlân'ın (ö.1886), Hulâsâtü’l-kelâm ve
Eyüp Sabri Paşa'nın (ö.1890) Târîh-i vehhâbiyyân kitabında Taif'deki müslümanlara nasıl işkence yaptıkları, kadınları ve çocukları barbarca öldürdükleri uzun yazılmıştır.
Yine Seyyid Zeyni Dahlan'ın El-fütuhâtü’l İslâmiyye isimli eserinin “Fitnetü’l-vehhâbiyye” başlığı altında, Vehhabilerin bozuk itikadları ve müslümanlara yaptıkları zulüm ve işkenceler anlatılmaktadır.
Din kisvesi altında yalan ve hilelerle itikadı bozulup mankurtlaşan insanların, akla hayale gelmeyecek derecede ne tür vahşet ve zulümler yapabileceklerini anlamak açısından, çok ibretli tarihi bir vesika olarak;
Bu kitaplarda özetle deniyor ki:
“Vehhabiler 1803 senesinde, Osmanlı idaresi altındaki Taif kalesine saldırarak kadın-erkek, çoluk-çocuk demeyip, beşiktekiler de dahil hepsini öldürdüler. Dere gibi sokaklardan kanlar aktı.
Evleri basıp her şeyi yağma ettiler. Şehitleri 16 gün boyunca hayvanların ve kuşların yemesi için bir tepeye bıraktılar.
Vehhabiler, kütüphane, tekke ve evlerden ne kadar, Kur’an-ı kerim, tefsir, hadis ve din kitabı varsa hepsini parçalayıp yerlere attılar.
Kur’an-ı kerim ve din kitaplarının üzerinde ayetler yazılı meşin ciltlerinden çarıklar yapıp kirli ayaklarına giydiler.
Bu zulümlerden sonra Eshab-ı kiramın, evliyanın ve alimlerin kabirlerini ve türbelerini yıktılar.”
Bu vahşeti daha detaylı okumak için;
https://dintahripcileri.com/vahhabilerin-osmanliya-ilk-isyanlari/ linki tıklayabilirsiniz.
Vehhabilerin sapkın inançları sebebiyle geçmişte yaptıkları bu vahşet ve zulümler,
Bugün de aynı inanca sahip başta IŞİD olmak üzere El-Kaide, Taliban, Boko Haram, Eş-Şebab ve El-Mehdi gibi radikal terör örgütleri ile devam etmektedir.
Peygamber efendimizin cehennem azabından kurtulacağını müjdelediği Fırka-i Nâciye’den olabilmek ve gelecek neslimizi ebedi felaket tuzaklarından koruyabilmek için,
Mezheb imamlarımızın ve Selef-i sâlihînin nurlu yolunu bizlere dosdoğru ulaştıran Ehl-i Sünnet vel-cemâat alimlerinin kitaplarını okumalı;
Fırka-i Dâlle’nin en aktif kolu ve İslam aleminin baş belası olan
Vehhâbilik ve Selefîlik yolunun ilham kaynağı,
İbn-i Teymiyye, (D.1263/Ö.1328), (D.Harran/Ö.Şam)
ve onun bozuk fikirlerinin günümüze kadar ulaşmasına vesile olan baş çömezleri;
1-Muhammed bin Abdülvehhab, (D.1703/Ö.1792),(D./Ö.Arabistan/Necid)
2-Cemaleddin Efgani, (D.1838/Ö.1897), (D.Afganistan/Ö.İst.)
3-Muhammed Abduh, (D.1849/Ö.1905), (D./Ö.Mısır)
4-Reşit Rıza, (D.1865/Ö.1935), (D./Ö.Lübnan)
5-Seyid Kutup, (D.1906/Ö.1966), (D./Ö.Mısır)
6-Mevdudi, (D.1903/Ö.1979), (D.Hindistan/Ö.Pakistan)
gibi dini tamir davasındaki din tahripçilerinin yazılarına ve bunları İslam alimi kabul edip, onların bozuk görüşlerini referans alan din adamı suretindeki din hırsızlarının, sözlerine ve yazılarına asla itibar etmemelidir.
Konu hakkında daha detaylı bilgi almak için,
Hakîkat Kitâbevi yayınlarından;
İNGİLİZ CÂSÛSUNUN İ’TİRÂFLARI ve İngilizlerin İslâm Düşmanlığı kitabını mutlaka okumalıdır.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.