ÜSKÜDAR’DA ŞAFAK SÖKERKEN GALATA’DA BAYRAK YÜKSELİYOR
06 Ocak 2026, Salı 01:25
1 Ocak Sabahı Galata Yolunda Yaşanan İbretlik Hadise nedir?
1 Ocak… 2026 yılının ilk günü ve sabahı…
İnsanlar, derin uykuda ya da akşamdan yorgun düşmüş olmanın verdiği rehavetle bazıları bir kenara sızmış vaziyette…
Akşamın acı karanlığında köşe başına sinmiş gencecik bir vücut…
Dondurucu soğuğa rağmen kıvrılmış kaldırım taşlarının üzerine… Aslında takati oraya kadar yetmiş… Aldığı alkolün güçsüzleştirdiği bacakları onu oraya kadar taşıyabilmiş… Yoldan geçen bir genç yetişiyor imdadına…
Dürtüp uyandırıyor zavallıyı… Yılbaşı gecesi herkes eğlenirken o da onlara uyuvermiş ama herkes evine çekilirken onu unutmuşlar geride… O zavallı da tam soğuktan donmak üzere iken yetişiyor camiden çıkan genç…
Kaldırıyor onu yerden… Çıkarıp sırtına koyuveriyor paltosunu … Sonra bir pastaneye girip sıcak bir çay ikram ediyor akşamdan kalan adamcağıza…
Adam tam gözlerini açamamış hala… Neredeyim diye soruyor gence…
Genç de camiden çıktığını, kendisini yerde yatarken bulduğunu tam donacakken Allah’tan yetiştiğini söylüyor adama…
Adam sıcak çayı da içince geliyor biraz kendine… Genç börek de getirtiyor adamın önüne ve beraberce yapıyorlar kahvaltılarını… Alkolün tesirinden tamamen kurtulması için de bir kahve ısmarlıyor…
Gencin elindeki al bayrak takılıyor adamın gözüne; “Hayırdır birader nereye bu saate? Maç filan mı var?”
Bizim genç de “haberin yok mu? Bugün Galata’da toplanıyor herkes!”
Adam tekrar soruyor; “İyi de niçin?”
“Tabi Filistinli masum, mazlum kardeşlerimiz için!” deyince boynunu büküyor adam…
Anladım, hatırladım… Okumuştum internette… Sonra şunları söyledi;
- “Beni niye donmaktan kurtardın peki? Ben sarhoşum. Leş gibi de alkol kokuyorum şu an… Üstelik sen camiden çıkmışsın… Seni kirletmemden çekinmedin mi?”
Delikanlının vicdanları ısıtan şu sözleri akıveriyor dilinden…
-
Olur mu öyle şey kardeşim? Bizim inancımızda mazluma, düşmüşe el uzatmak var… Bunu telkin eder dinimiz… Ben sana insan gözüyle baktım sarhoş gözüyle değil… Sen orada üşürken ben nasıl yanından geçip giderdim!”
Adam hüzünlü bir yüz haliyle sadece “anladım” dedi.
Sonra pastaneden çıkıp biraz yürüdüler. Adam bir yandan da mahzun ve mahcup bir vaziyette arada bir gence bakıyordu ve ağzından bir söz dökülüverdi; “Aslında ben dindarlardan ve senin gibilerden nefret ederim ama bugün beni çok şaşırttın sen… Üstelik hem beni ölümden kurtardın hem de senin ikramınla karnımı doyurdum. Bu konuda kafamı çok karıştırdın…”
Genç de bir isteği olup olmadığını sorup ayrılıyorlar biraz ileride…
Yani iyilik yapılıyor ve orada kapanıyor mevzu…
Üstelik belki bir daha birbirlerini görme ihtimalleri olmamasına rağmen…
Bu olay 1 Ocak sabahı Beşiktaş’ta yaşanmıştır.
Filistin yürüyüşü için namazını Beşiktaş’ta bir camide kıldıktan sonra Galata’ya doğru giden bir gencin hikayesi…
Masum ve mazlumlar için giderken yolda gördüğü bir sarhoşu sadece insan olduğu için ölümden kurtaran bir kahramanın yaşadıkları…
Bu genç meydanda toplanan yüzbinlerin özetidir aslında…
Yeryüzünden nerede bir masum varsa dinine, diline ve rengine bakmaksızın yardıma koşan bir büyük medeniyetin varisi olan, bu mesuliyeti de omuzlarında şerefle taşıma refleksi gösteren her kahramanın yapacağı ve yapmaktan da şeref duyacağı bir hikâyenin küçücük bir özetidir burada yaşananlar…
Bu hadise; Çanakkale’dir, Sarıkamış’tır, 15 Temmuz’dur, Filistin’dir ve de Gazzeli İbrahim için atan ortak kalplerin hikayesidir.
1 Ocak 2026 sabahı 500 binden fazla insanın kar, soğuk, fırtına ve ayaz demeden toplandığı Galata, bir asra yakın zamandır maneviyatı teslim alınan bir milletin rehavetten ve ölü toprağından silkelenip ayağa kalktığının bir nişanesi olarak da anlaşılmalıdır.
Galata, bir uyanışın sembolüdür. Tarih boyunca destanlar yazarak her daim Hakk’ın yanında duran bir milletin dünya nizamına ayar verme kararlılığının işareti olarak da görülmelidir.
Sayın Bilal Erdoğan’ın şu ifadeleri de beklenen günün çok uzaklarda olmadığına bir işarettir; “İnşallah Rabbim bu milletin duruşunu bizlere göz aydınlığı olarak bu sene Filistinli kardeşlerimize özgürlük olarak nasip eder. Kudüs'ün özgürlüğünü görmeyi de bizlere nasip eder."
Bizlere de tek söz düşer; “Âmin! Binlerce Âmin!”
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Ayşe Demir
06-01-2026 21:31Amin!
Aziz
06-01-2026 16:53Amin.
Musa Çetiner
06-01-2026 14:21Hocam bazen gençliğe kızıyorum bizim nesil böylemi olacaktı rabbim neylerse güzel eyler kalemine eline sağlık
Fatma Guclu
06-01-2026 12:55Aminn.
Elif
06-01-2026 10:27Amin!