• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

TARİHİN GÖZYAŞLARI

24 Ocak 2026, Cumartesi 01:07
TARİHİN GÖZYAŞLARI

“Eğer Konyalı İbrahim Hakkı Bey olmasaydı, bugün pek çok Osmanlı kitabesini ve şehir hafızasını hiç bilmeyecektik.

Sessiz, sahada çalışan, belgeye dayalı tarihçiliğin en güçlü temsilcilerindendir.”

Öyleyse bu konferansını görmeliydim.

———

Ben tarih seven bir delikanlı olarak Cağaloğlu sokaklarında ayakkabı eskitmeye başladığım yıllarda, içinde namaz kılınan oda veya köşe bulunan gazetelere yazan bazı isimler vardı. Bunların içinden ilk hatırladığım; 70’li yılların Yeni Asya gazetesindeki “Tarih Sohbetleri” başlığı altında çıkan yazı ve fotoğraflarla birlikte İbrahim Hakkı Konyalı adıdır.

❤️❤️❤️

Aynı gazetede iki isim daha görürdüm. Bunlardan Erol Erşenkal uzunca boylu, yağ tutmamış, halim selim bir büyüğümüzdü, mesaiye de gelir çalışırdı.

Diğeri ise Cemal Kutay. Gazeteye ve yayınevine eser veren bu adamın okuduğum kitapları da olmuştu. Fakat çok yıllar sonra, 2000 senesi olabilir, bir büyük süpermarkette kitaplarına rastladım. Nice kıymetli yazarın nadide eserlerinden numune bile olmayan bu mağazada, yerdeki paletler üzerine, bir buçuk metrelik küp şeklinde kitaplar istif edilmişti. Şaştım kaldım. Buraya yığılmış şu binlerce kitap nasıl satılacak ve okunacaktı? 

Birini açtım karıştırdım, sonra hayretle okumaya başladım. Öylece, ayakta donup kalmış halde kendimi unutarak, kitabın üçte birini okumuşum. 

Peki neden böyle şaşkındım? Çünkü “tarihçi” olarak tanıdığım bu zat; “namaza başlarken ve namaz içinde öyle değil de şöyle yapmak lazım, şu dua yerine böyle söylemek lazım” diyerek bütün İslam ulemasına, hazreti Peygamberimize ve hatta Allahü teala hazretlerine akıl vermeye yelteniyordu! Galiba kendini dinin sahibi ve ibadetlerin nasıl olacağına karar verenin de gene kendisi olduğunu zannediyordu!.. Kitabın konusu ve tamamı bu istikametteydi… 

Tımarhaneden kaçmışa benzeyen bu laflarını görünce, Cemal Kutay imzalı ne varsa gözümde artık birer çöpe döndü. Adını bile ancak, millete zarar verdiğini bildirmek için telaffuz eder oldum. 

Yazık etti kendine!

❤️❤️❤️

Cağaloğlu sokaklarına dönelim.

Meşhur ve tarihi Cağaloğlu Hamamının kapısından başlayan yol dümdüz gidip meydanda Babıali Caddesini atlar, çınarlar arasından ilerleyerek Nuruosmaniye Camii bahçesine girer ve diğer yönde bulunan Kapalıçarşı’nın ana kapısına yapışır.

İşte bu Nuruosmaniye caddesinin ilk bölümü, meydana yani köşede bulunan ve ilk defa 1500’lü yıllarda yapılmış olan Cezeri Kasım Paşa Camiine kadardır.

Bizim bildiğimiz zamanlarda bu caminin yeri metruk bir alandı. Babıali Caddesinin, ortasından geçtiği Cağaloğlu meydanının köşesindeki mezbeleye dönmüş bu alanın ne olduğunu da bilen yoktu. Halbuki buralar Basın’ın merkeziydi yani memleketin kalbi hüviyetindeydi.

Meğer burada, belli bir tarihte yıkılan camilerimizden biri varmış. Sonraki yıllarda cami tekrar yapılınca bunu öğrendik.

❤️❤️❤️

Yeşilay Genel merkezi o yıllarda işte bu sokaktaki Yeşilay Han’daydı. Derneğin uzun yıllar genel başkanlığını yapmış olan Selahattin Kaptanağası zor zamanlarda, kıt imkanlarla çeşitli faaliyetlerde bulunuyordu.  Burada Yeşilay dergisi ve Mavi Kırlangıç çocuk dergisi çıkıyordu. Ayrıca, şimdiki evlerimizin salonları kadar anca gelen Yeşilay salonunda seri konferanslar tertip ediliyordu.

İşte bunlardan birini unutmam asla mümkün değildir…

❤️❤️❤️

Yeşilay, kendi için, arka cepheye bakan bir salonu kullanıyordu. Dar kapılı bu genişçe odada sandalyeler vardı ama oturanların iki misli insan daha kendini odaya sıkıştırırdı. Ön tarafta yere oturanlar, arka ve karşı duvara dizilenler olurdu. Hele kapı ağzı; kendini veya bacağını değil tek kulağını bile kapıdan sokabilenler şanslı olduğunu düşünür, çünkü burada aldıklarının bir kazanç olduğunu bilir ve bu emaneti yeri geldiğinde başkalarına da aktarabilmek için ömür boyu yanında taşırlardı.

İşte zaten şimdi, tam da buna şahit oluyorsunuz…

❤️❤️❤️

O gün de kapı ağzında bekleyenlerden biri bendim. Sonradan bir boşluk bulup içeri sıkışabilmiştim.

Kalabalığın önündeki sandalyede oturan çok yaşlı biri vardı.

Hiç kimse ses çıkarmıyor, nefes bile almazcasına sessiz ama derin soluyup o ânı içine çekiyordu.

Daha önce bazı yazılarını okuduğum İbrahim Hakkı Konyalı, memleketimizde yaşanan tarih ve arşiv katliamını anlatıyordu…

.

Çok üzgündü. 

Sultanahmet ve çeşitli merkezlerden beygir arabalarına doldurulan Osmanlı evrakının Sirkeci istasyonundaki vagonlara taşınmasından sonra, ihmal ve facianın sadece o kadarla sınırlı olmadığını anlattı.

Eliyle arkasını işaret ederek;

“Şuradaki Osmanlı Arşivlerini bilirsiniz…

Bir kısım evrakı o binanın çatı katına yığmışlar. Fakat muhafazaya almamışlar. Her taraf rutubet. Yağış olunca çatı şıp şıp damlıyor. O eşsiz, tarihî hüviyete haiz belgeler mahvolmuş. Kapıda durdum, içeriye adımımı attım kii, böyle dizlerime kadar kağıt hamuruna battım!” dedi ama artık hıçkırıklarını tutamıyor ve gözlerinden yaşlar süzülüyordu…

.

Rabbim rahmet eylesin.

Bu millet bu ümmet bu memleket hayrına çalışan kim varsa Allahü teala hepsinden razı olsun.

❤️

OSMANLI ARŞİVLERİ BİNASI:

Eski ahşap bina, Cağaloğlu’ndaki Molla Fenari Camiinden başlayıp tramvay yolundaki Firuz Ağa Camiinin altına çıkan Ticarethane sokağındaydı. Geniş bir bahçe içindeki o bina yıkılıp betonarme yapıldı sonra o da yıkılıp yerine oteller yapıldı. 

.

BAZI KAYNAKLAR:

- Devlet Arşivleri Başkanlığı’nın yayımladığı metinlerde, Bulgaristan’a satılan Osmanlı evrakının kurtarılması ve Türkiye’ye kazandırılması için İbrahim Hakkı Konyalı’nın yoğun çaba ve resmi girişimlerde bulunduğu açıkça belirtilmektedir.

- Prof Dr Ekrem Buğra Ekinci, yazdığı makalede; Konyalı’nın 1931 yılında kaleme aldığı yazılara dayanarak, Bulgaristan’daki Osmanlı belgelerinin okkasına satıldığını tespit eden Konyalı’nın, bu satışın durdurulması için Defterdarlık ve ilgili devlet makamlarıyla temasa geçtiğini, hatta konuyu başbakana kadar taşıdığını yazmaktadır.

- Anadolu Ajansı haberine göre;

Bulgaristan’da Osmanlı arşiv belgelerinin satıldığına dair kamuoyunu ilk uyaran ismin İbrahim Hakkı Konyalı olduğu, Konyalı’nın bu belgelerin elden çıkmasını önlemek ve devletin dikkatini çekmek amacıyla yoğun bir çaba gösterdiği, vurgulanmaktadır.

- İnönü Vakfı’nın kaynaklarında;

İbrahim Hakkı Konyalı’nın Bulgaristan’daki Osmanlı evrakının satışını haber alır almaz İsmet İnönü’ye doğrudan telgraf çektiği, bu evrakın millî tarih ve hukuk açısından taşıdığı önemi anlatarak satışın durdurulmasını talep ettiği açıkça kaydedilmektedir.

.

İBRAHİM HAKKI KONYALI

1896 doğumlu olan İbrahim Hakkı Bey Konyalı olduğu için memleketinin adıyla tanınır.

Cumhuriyet döneminin en önemli yerli tarih araştırmacılarından biridir.

Türkiye’de tarih, kitabe ve şehir tarihi denince ilk akla gelen isimlerden biridir.

Ömrünü Osmanlı ve Selçuklu eserlerini belgelemeye adamıştır. Anadolu’yu şehir şehir dolaşarak: Camileri, türbeleri, medreseleri, mezarlıkları, vakıf eserlerini, kitabeleri birebir okuyup kopyalamıştır.

Bugün kaybolmuş veya tahrip olmuş binlerce kitabe “Yerinde görmeden yazmam” anlayışına sahip olan İbrahim Hakkı Konyalı’nın defterleri sayesinde bilinmektedir.

İstanbul, Bursa, Edirne, Konya ve çeşitli Anadolu şehirleri için birincil kaynak kabul edilir.

15 Ağustos 1984 günü Akşehir’de vefat eden merhum tarihçimizin kabri İstanbul’daki Karacaahmet Mezarlığı’ndadır.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Sevim
    27-01-2026 01:05

    Tesekurler aydinlattiğinz için...

  • yorum avatar
    Sevim
    27-01-2026 01:02

    ♡♡♡

  • yorum avatar
    Mustafa Aydın
    26-01-2026 12:48

    Teşekkür ederim Muammer kardeşim. Kaleminiz dâim olsun.

  • yorum avatar
    Fatma
    24-01-2026 15:55

    ? Amin dualarınıza. Allahü teala hayır için çalışanlara rahmet eylesin, şer için uğraşmış ve uğraşmakta olanların layığını versin, ne diyelim... Elinize sağlık hocam.

  • yorum avatar
    Muammer yıldırım
    24-01-2026 13:58

    Çok güzel konular işlemşsin sevgili adaşım

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.