SİYASET VE FUTBOL (Siyasette ve futbolda neler dönüyor?)
27 Ocak 2026, Salı 00:30
Bazı kimseler burada anlatılanları bilseler de çoğu kimse duyduklarına şaşırabilir. Lütfen yazıyı sonuna kadar okuyalım…
Yıllar önce, uzun zaman siyasette bulunmuş bir büyüğümü mecliste ziyarete gitmiştim. Hoş ve güzel bir sohbet yapmıştık. Mevzu bir ara siyasetin nasıl olmaması gerektiğine geldiğinde bana “gel sana siyaseti göstereyim Mustafacığım!” diyerek odasından dışarı çıktık. O gün gördüklerimden sonra siyaset bitti bende…
Neydi o gördüklerim?
Siyasetin en büyük partilerinin ekranda birbirine en ağır hakaretleri ve tehditleri savuran vekillerinin o gün nasıl kol kola ve şakalaşarak yürüdüğüne şahit oldum…
Benim içimi daha da acıtan şey ise “o günler fikren ve ideolojik olarak uçlarda bulunan partilerin uçlarda gezinen vekillerinin “canım abim!” diyerek birbirlerinin boynuna nasıl sarıldıklarına şahit olduğumda yaşadığım hayal kırıklıklarını ise anlatamam. Aslında olması gereken bu diyebilirsiniz. Haklısınız da… Ama burada anormal olan başka bir şey var… Bu da kavgalı olduğunu zannettiklerimizin aslında perde arkasında nasıl yaşadıklarını göremiyor oluşumuz! Peki bunun sebepleri ne? Bunlar üzerinde duralım…
Adını buradan yazmak istemediğim ve herkesin de tanıdığı değerli büyüğüm olan siyasetçiye “efendim, bu ne iştir? Bunlar hani ekranlarda kanlı bıçaklı kavga eden kişilerdi? Bunlar bildiğin “kanka” olmuş!” demekten kendimi alamadım…
Siyasette usta olmasına rağmen kendi ifadesiyle “hiçbir zaman siyasetçi olamadım” diyen bu muhterem büyüğüm bana hiç unutamayacağım şu sözleri söyledi;
“Bak Mustafacığım! Bu söyleyeceklerimi iyi dinle hatta gerekirse not al, unutma!” … Çünkü gelecekte seni sana bırakmayacak olan kişilerin siyaset hedefinde olacağına can-ı gönülden inanıyorum. Bir işi sadece yapmak değil en iyi şekilde yapmak gerekir ama şunları unutma! Eğer bu partiler ve vekilleri kavga etmez, birbirlerine ağır sözler söylemez ve dost olurlarsa 10 yıl sonra ne A partisi kalır ne de B partisi ne de diğerleri! Siyaset her zaman uçlarda olmaktan, kavgalardan, tarafgirlikten ve didişmekten beslenir. Sen siyaset adamı olarak didişirsen seni tutandanlar da didişir ve siyaset ancak bu şekilde ayakta kalır. Yoksa radikalleşme olmazsa particilik ve ayrışma da olmaz. Ayrışma olmazsa bu insanların çoğu işsiz kalır.”
Siyasetçi büyüğüm bunları söyleyince ben de “efendim siz de siyasetçisiniz ama!” dedim.
Bana şöyle cevap verdi; “benim siyasette niçin bulunduğumu biliyorsun… Ben siyasette sadece kendi istediğimle durmuyorum. Beni mecburi tutan bazı sebepler var. Sen aslında onları biliyorsun. Teferruatlı biçimde yine anlatırım” dedi.
Anlatmaya kaldığı yerden devam etti; “ayrıca sana bir şey daha söyleyeyim. Spor özellikle futbol da siyaset gibi kaygan zeminli bir platform, biliyor musun? Hani futbol; centilmenlik, zeki, çevik olmak ve dürüstlüktü ya! Bunların futbolda olması lazım! Hatta ülkenin en büyük takım başkanları kulüpler arasındaki kavga, anlaşmazlık ve bölünmeyi çok kolay biçimde bitirebilirler. Hatta bu onlar için çok kolaydır.
Nasıl yani, diye düşünürsen anlatayım… Şöyle ki, mesela A futbol takımının başkanı, kendi evine misafir olarak gelen rakip takımın taraftarlarının bulunduğu tribün önüne gelip, onların takım kaşkolünü de boynuna sarıp onlara karanfil atarak “hoş geldiniz” diye alkış tutabilir (Spor bunu emretmiyor muydu? İşte buyurun centilmence yapın!). Öbür takımın başkanı da karşı takım kendilerine geldiğinde aynısını yapabilir. Belki iki başkan da biraz küfür yer ama birkaç maç sonra emin ol, her iki taraftar grubu da karşı takımın başkanının iyi niyetini anlayarak alkışlamaya bile başlarlar. Bu durum şu an bazı küçük Avrupa kulüplerinde yapılıyor. Ama küçük olarak kalıyor zavallılar! Ama şunu unutma, bu başkanlar bu hareketleri yaparlarsa 10 yıl sonra ne A futbol takımı kalır ne de B takımı ne de diğerleri… Bunlar muhalif, anlaşamayan, tarafgir ve radikal görünecekler ki taraftarlar da onların ektiği düşmanlık ve kin ortamını sürdürebilirsin. Bu düşmanlık ve kin demek para demektir. Böyle davranarak, size, “kendi takımınıza sahip çıkın!” propagandasını sahiplenmenizi sağlarlar. Bu sayede de bir grup elit kazanır her zaman! Sen de çoluğunun çocuğunun nafakasını formaya, bilete yatırır onların gönlünü hoş edersin hatta etmekle mükellef olduğuna kendini inandırırsın... Sen inanmazsan seni inandırmak için her yolu denerler. Bu kişiler, insan sarrafıdırlar ve her yolun meşru olduğuna herkesi inandırırlar, bunda da çoğunlukla muvaffak olurlar…
Hiç kimse sizi zorlamadan, onlara maddi çıkar sağlayan köleler haline geldiğinizi anlayamazsınız bile! Bunu da taraftarlık sosu altında profesyonelce başarırlar… Siz ise stada gider, saatlerce gırtlağınızı patlatır, söver, bağırır üstüne de stresten kurtulmak için girdiğiniz maçtan stresle döner bir de evde terör estirirsiniz. Sizden alaka bekleyen eşinize ve çocuklarınıza harcayacağınız eforu statta boşaltmışsınızdır çünkü... Akşam işten geldiğinizde de bir gün önceki maçın günler süren muhabbetlerini dinlemekle geçer saatleriniz… Bunu çoğu zaman anlayamazsınız. Zira verilen afyonun tesirinden kurtulamayacağınız bin bir numaralar vardır bunların elinde… Bu planları yapanlar sosyal mühendislerle çalışıp kurarlar bütün düzenlerini… Futbol yöneticileri ve planlayıcıları nemalandıkları kalabalıklar gibi hiçbir zaman bağırmaz, çağırmaz, gırtlak patlatmazlar. Hatta hiç kimseye sövüp strese bile girmezler. Basın açıklaması yapan, saçını başını yolan, kaç yönetici, kaç teknik elaman gördünüz şu ana kadar? Bu maç biter, o olmazsa başkası olur gözüyle bakarlar o yöneticilerin çoğu olaya! (Maç biter hepsi evine döner ama sen terör estirirsin meydanlarda… Küfür hatta dayak yersin de umurlarında değilsindir o ağababaların çoğunun… Onlar dünden kaldıkları gece hayatının dibine dibine vururlarken senden alaka bekleyen sıcak yuvanı ihmal ettiğinin idrakinden uzak bir hayata devam edersin de bazı şeyleri ruhun bile duymaz… Artık senin onlar için gönüllü kölelerden farkın yoktur. Rakip takımla kavga etmek için çocuğunu meydanlara getiren bir spor yönetici gördün mü sen? Onlar fil dişi kulelerde huzurla yaşarlarken senin verdiğin mücadeleyi TV ekranlarından ellerindeki kadehlerle izler çoğu! Belki de enayi diye bakarlar sana kim bilir!).
(Hatırıma bugün kavgasını verdiğimiz takımların şikeye ve uyuşturucuya müptela olmuş bahisçi yöneticileri geldi birden… Meğer bahsettiğim büyüğüm ne kadar da haklıymış demekten kendimi alamadım. Düşünebiliyor musunuz temsil ettiği veya top oynadığı takımın maçı için şikeli işlere giren kelli felli adamların yaptıklarını! Bizim gariban taraftar da evde yırtındığı ile kalıp abonelik parası ödeyerek rahatlamaya çalışır! Akıl alır gibi değil hakikaten! Gerçekten çok profesyonelce!)
Garibim zavallı evlat da odasında sosyal medya ve oyunlardan alaka kotarmaya çalışır. Eşiniz derdini size değil de komşuya ve akrabalarına anlatmaya çalışır. Neticede aklı verenin tahakkümüne giren zavallı kadıncağız da bir müddet sonra huysuz bir insana dönüşüverir. İçtimâî hayatta hiçbir zaman tesadüf yoktur. Taşlar planlı ve programlı şekilde yerine yerleştirilir.”
Tecrübeli ve gün görmüş siyasetçi büyüğüm daha çok şey anlattı. Hepsini de bugün gibi hatırlıyorum…
Futbolda da siyasette de dönen dolaplar bununla sınır değil tabi!
Özellikle siyaset… Bizler eş, dost ve akrabalarımızla hasım oluruz, yine parsayı bu işten nemalananlar götürür. Biz de “vatan millet, Sakarya!” muhabbetleri ile yemleniriz. Seçimler biter bir bakarız ki kavgaların ceremesini yine gariban halk ödüyor. Çünkü dünya sitemini kuranlar bütün hesapları bizim üzerimizden yapmışlardır. Ayrışma, kavga ve bölünme… Sonra böl, parçala ve yut! Bu yutma illaki toprak işgali değil tabi…
Aile, gençlik ve nesillerin kaybı toprak kaybından daha büyük zayiat verir. Toprağınızı kaybedersiniz belki ama kaybettiğiniz nesiller kaybettiğiniz toprakları geri almaya yanaşamazsa o zaman hakikaten kaybetmiş olursunuz…
Allahü teala rahmet eylesin, mekânı cennet olsun... Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun şu sözlerini hiç unutmayalım; “Seçimler kavga aracı olmasın. Sel gider kumu kalır. Bu seçim de gidecek ama siz akraba olarak komşu olarak kalacaksınız” … İşte her şeyin hülasası şu muhteşem ifadelerde saklı!
Sakın siyaset ve futbol gibi hususlarda yakınlarınızla kavga edip bölünmeyin. Ayrılıkta azap, birlikte rahmet var buyuruluyor. Allahü teala, bu kadim toprakların pak ve saf Müslümanlarını her türlü ayrışmadan muhafaza buyursun inşallah…
Lütfen sadece biraz uyanık olalım!
Yeter artık projelere sürekli malzeme olduğumuz!
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Emre
31-01-2026 18:42https://m.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1255
Osman Bey
28-01-2026 00:14Tebrik ederiz hocam. Çok güzel tespitler... İnşallah şuurlu bir gençlik, bunları elinin tersiyle itecek ve muhakkak bir toparlanma olacak...
Engin Şenbilgin
27-01-2026 20:43Çok doğru bir konuya parmak basmışsınız tebrikler hocam. Planlı olarak kitleleri yönlendirmek, zor durumda kalınınca gündemi değiştirmek, toplumsal yapıyı şekillendirmek için kullanılan iki unsur siyaset ve futbol. İkisi de uyuşturucu madde gibi bağımlılık yapıyor, aklı örtüyor ve toplumsal yapıyı aile temelinden itibaren bozuyor. Kurtulmak mümkün mü???????
Engin Şenbilgin
27-01-2026 20:41Çok doğru bir konuya parmak basmışsınız tebrikler hocam. Planlı olarak kitleleri yönlendirmek, zor durumda kalınınca gündemi değiştirmek, toplumsal yapıyı şekillendirmek için kullanılan iki unsur siyaset ve futbol. İkisi de uyuşturucu madde gibi bağımlılık yapıyor, aklı örtüyor ve toplumsal yapıyı aile temelinden itibaren bozuyor. Kurtulmak mümkün mü ???????
Elif Türk
27-01-2026 16:07Kaleminize sağlık hocam. Çok güzel tespitler gerçekten. Siyaset ve futbol konusu en nihayetinde halkı gariban bırakan ve halkı etkileyen iki unsur. Tüm bu karmaşalar içinde aile kavramını yok saymak da son derece endişe verici.
Ciha
27-01-2026 15:36Maşallah Mustafa hocam, günümüzdeki gayesiz ve anlamsız taraftarlığa çok güzel bir bakış açısı kazandırmışsınız. Allahü Teala bizleri her türlü tefrikadan ve malayaniden muhafaza eylesin. Anlayabilene sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
Gülnur Aydın
27-01-2026 15:28Değerli hocamız, içtimai dokumuzun en hassas noktasına değinmiş. Maalesef bazen fanatizm gözümüzü kör edebiliyor, ancak unutmamalıyız ki hiçbir siyasi görüş, kalp kırmaya değecek kadar kutsal değildir. Nesiller boyu süren komşuluk ve akrabalık hukukunu, dönemsel tartışmalara feda etmemeliyiz. Bu toprakların mayasında birlik vardır; ayrışma tuzağına düşmemek için bu sözleri kulağımıza küpe etmeliyiz.
İbrahim AKÇAY
27-01-2026 14:21Mühim bir konu. Siyasetin doğasında doğru söylememe ve sahte davranışlar olduğunu herkesin anlaması gerek. Doğruluktan ayrılmamak umudu ile. Kaleminize sağlık
Esil
27-01-2026 12:26Elinize sağlık hocam. Siyaset ve futbol yüzünden, başkalarının kurduğu oyunda hiçbir kazancımız olmadan birbirimize zarar veriyoruz. Fanatiklik ve hırs onlara kazanç sağlarken, dediğiniz gibi biz dostumuzu, akrabamızı, komşularımızı kaybediyoruz. Neticede maçlar bitiyor, seçim geçiyor ama ayrılıklarımız, kavgalarımız ve üzüntülerimiz bize kalıyor.
Hilmi
27-01-2026 12:22Hocam o kadar güzel anlatmışsınız ki aşağıda halkın siyasetçiler için birbirini yedikleri kavga ettikleri bir zamanda aslında siyasetçilerin bu kavga sayesinde keyiflerinin yerlerinde olduğunu gösteriyor.
Eren Yemen
27-01-2026 12:12Tam da günümüzün ihtiyaç duyduğu farkındalığın portresini çizmişsiniz abi. Kaleminize sağlık.
Mehtap KARAKURT
27-01-2026 11:51Hocam, yıllardır “bizim kavga ettiğimiz yerlerde başkalarının kazandığını” ve bedelini hep ailelerin, gençlerin ve toplumun ödediğini bu kadar sade, açık ve gerçekçi anlatan bir metin okumamıştım. Siyasetin ve futbolun nasıl birer ayrıştırma aracı hâline getirildiğini çok net biçimde ortaya koymuşsunuz. Düşündürten, insanı kendi kabulleriyle yüzleştiren, sarsıcı bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.
Emircan ünlü
27-01-2026 11:33Sayın hocam çok değerli bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık. Hiçbir zaman dostlarımın yanında siyaset, futbol konuşmadım. İyi insan, kötü insan olarak sohbette bir değere koymuşumdur.
Tahir
27-01-2026 11:21Yıllardır muhalefetin sahte olduğunu anlatıyordum. Fakat, söylenmemesi gereken birçok sebepten dolayı bu meselenin siyaset için çok fazla dile getirilmemesi gerektiğine karar verdim. Siyasetin bu şekilde devam etmesini daha hayırlı ve faydalı buluyorum. Futbol konusunda ise halkın bilinçlendirilmesi kesinlikle fayda sağlayacaktır. Taraftar olmak saygısızlık, kavga, küfür gerektirmez. Sağlam bir rekabet mümkün.
Fazıl kırkbir
27-01-2026 10:50Elinize sağlık hocam ülkemizdeki siyaset ve futbolun durumunu tam anlamı ile ortaya koymuşsunuz. Muhtemelen aralarındaki benzerlik bizde takım tutar gibi parti tutmaya sebep oluyor. Gerilisindedir çoğu zaman tiyatro seyrediyoruz. İşin acı tarafı gerçekten de ikisinin de düzelmesini isteyen insan sayısı belki yüzde 5 bile yok.
Eda
27-01-2026 10:23Elinize sağlık hocam. Ben de okurken aklıma bin türlü yaşanmış hikaye geldi. Siyaset felsefesinde ideolojiler öğretilirken "aslında hepsi ülkesi için iyi olanı ister" derdi hocalarım. Doğrudur da inanırım. Ancak bugün bu ideolojiler bir futbol takımı gibi, ekranlarda izlediğimiz ise Türkiye'nin en uzun soluklu, en çok reyting alan kaotik dizisidir. Bizi temsil etsin diye seçtiğimiz vekiller meclis kantininde ucuza yemek yiyip film çeken aktörler gibi hareket etmektedir. Peki halkı duyan var mı? Halkı düşünen? Aldıkları yüksek tutarlarla ayrıcalıklı bir sınıfa dönüşen, hatta vekilliğini Osmanlıdaki gibi babadan oğula bırakan insanlar halkın sesini nasıl duyacaklar? Sorun ekranda izlediğimiz dövüşün danışıklı olması değil de bu insanların geldikleri görevin etinden sütünden yararlanıp görevin gereklerini yerine getirmemesidir. Yazık olan tribünde var gücüyle bağıran halk.
İbrahim İNAL
27-01-2026 10:14Yazı, büyüğünüzün ifadeleri ile de ne kadar doğruluğu olduğu aşikar...Cenab-ı hakk ne iş yaparsak riyadar ve kibirden uzak yapmamızı ve kolaylıkla muvaffak eylesin inşaallah...merhum Yazıcıoğlu'nun şu ifadeleri de dikkate şayan! "Üç günlük dünya için fırıldak olmaya gerek yok" vefat günü Kahramanmaraş tan hareket etmeden öncede ifade etmişlerdi...ruhu şad derecesi âli olsun.kaleminize sağlık...
Ayşe Demir
27-01-2026 10:06Okudukça insanın içi burkuluyor. Perde önünde kavga, perdenin arkasında ise kol kola yürüyenlerin olduğu bir düzende bedelini ödeyen halk. Siyasette de futbolda da ayrışma bilinçli şekilde körükleniyor; biz kavga ediyoruz, kazanan başkaları oluyor. En acısı da bunun farkına varmadan ailemizi, dostluğumuzu ve huzurumuzu yitirmemiz. Biraz durup düşünmek, kavga yerine ferasetle hareket etmek zorundayız.
Zekeriya AYAZ
27-01-2026 09:37Kendime baktığımda en azından spor kısmı için maşalıktan kurtulmuşum abicim :-)
Şilan Çetin
27-01-2026 09:20Bu kalabalıkların birer parçası olmak kişiye aidiyet hissi verdiği için kapılıyoruz belki de, bu nedenle uzun vadeli sonuçları gözlerimiz göremiyor efendim çok haklısınız.
Ahmet
27-01-2026 08:23Hocam yine günümüzün en popüler ama aynı zamanda Bu yüzyılın toplumları ülkeleri yöneten sömürge sisteminin iki büyük sac ayağını konu edinmiş ve büyük cesaretle adalet için halk için hakikat için doğruları anlatmış kapitalizmin büyük oyunu olan toplumları ve ülke kaynaklarını Egemen azınlığın hangi metotlarla sömürdüğünü Ortaya koymuş uyuyan milyonları uyandırmak için bir kişi yeter demiş malkom x artık uyanmamız dileğiyle
Mithat Arda Aktolga
27-01-2026 08:05Katılıyorum zira hem futbol hem de siyaset camiası kavga ve manşetlik olay olmadan ilerleyemeyecek şekilde dizayn edilmiştir