ŞEFAATİ İNKÂR ETMEK
29 Mayıs 2026, Cuma 12:24
Lügatte, “Suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için birine aracılık etmek” anlamına gelen şefaat kelimesi, dini bir terim olarak;
“Kıyamet gününde peygamberlerin ve kendilerine izin verilen salih kulların, müminlerin bağışlanması için Allahü tealaya niyazda bulunması” manasında kullanılmaktadır.
Biliyoruz ki, bu dünyada, imkanı olan ve önemli mevkilerde bulunan insanlar, bazen sevdikleri veya yakınlık hissettikleri kimselere yardımcı olmak isterler ki, bu da bir nevi şefaattir.
Bu şekilde dünyada insanların birbirlerine şefaatçi olmaları söz konusu olduğu gibi ahirette de Allahü tealanın izin vermesiyle şefaat olacaktır.
Cenabı Hak dilemedikçe insanlar ne bu dünyada ne de ahirette hiçbir şey yapamazlar.
Nitekim arzu edilen çok şeyler vardır ki, bütün esbaba tevessül edildiği, bütün şartlar yerine getirildiği halde elde edilemiyor.
Çünkü her şeyi yaratan Allahü tealadır. O dilemedikçe herhangi bir şeyin gerçekleşmesi asla mümkün değildir.
Ahirette de Peygamber Efendimiz başta olmak üzere Allahü tealanın izin verdiği bütün sevgili kulları şefaat edecektir.
Şefaatla ilgili ayet-i kerime ve hadisi şerifler gayet açık ve net olup, inkârı mümkün değildir.
Asr-ı saadetten bu yana bütün Ehl-i sünnet alimleri şefaatin hak olduğunu haber vermişlerdir.
Nitekim Ehl-i sünnet alimlerinin en büyüğü olan İmam-ı a’zam Ebû Hanife hazretleri de El-fıkhu’l-ekber isimli eserinde;
(Peygamberler, alimler ve salihler, günahkârlara şefaat edecektir.) buyurmaktadır.
Hatta Vehhabiler bile, önceleri inkâr ederken, bugün onlar da şefaatin hak olduğunu tasdik etmektedirler.
Fakat, yeni türeyen bazı mezhepsizler, şefaati inkâr ederek ayetlere, hadislere ve bütün İslam alimlerine karşı gelmekte ve
sapıklıkta Vehhabiliği ve Mutezile’yi de geride bırakmaktadırlar.
Elbette Allahü tealanın izin verdiği kimseler şefaat edecektir.
Nitekim Allahü Teala Bakara suresi 255. ayet-i kerimede:
( …. O’nun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez ……) ve
Yunus suresi 3. ayet-i kerimede:
(…….O'nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz……) buyurarak,
kendi izni olmadan hiç kimsenin şefaat edemeyeceğini haber vermektedir.
Yine Allahü Teala Zuhruf suresi 86. ayet-i kerimede:
(Onların Allah’ı bırakıp da, taptığı putlar şefaat edemez. Ancak hak dine inanıp ona şahitlik eden kimseler şefaat eder.) buyurarak,
Putların şefaat edemeyeceğini, ancak hak dine inananların şefaat edeceğini bildirmekte,
Sebe suresi 23. ayet-i kerimede:
(Allah, şefaat edene ve şefaat edilene izin vermedikçe, hiç kimse şefaat edemez, şefaati fayda vermez.
Kalblerindeki müthiş korku giderilince, [şefaat bekleyenler, şefaat edenlere] “Rabbiniz şefaat hakkında ne buyurdu?” diye soracaklar.
Onlar [şefaat edenler] ise, “Hak olanı buyurdu [şefaate izin verdi]” diyecekler.) buyurarak,
şefaatin hak olduğunu haber vermekte,
Necm suresi 26. ayet-i kerimede:
(Sadece Allah’ın dilediği ve razı olduğu kimselere şefaat etmesi için izin verilen, göklerde nice melekler vardır.) buyurarak,
meleklerin de şefaat edeceğini bildirmekte,
Enbiya suresi 28. ayet-i kerimede:
(…….. Onlar, Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. ...) buyurarak,
Allahü tealanın hoşnut olduğu kimselere şefaat edileceğini ve
Taha suresi 109. ayet-i kerimede:
(O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.) buyurarak,
Allahü tealanın izin verdiği kimselerin şefaatinin fayda vereceğini haber vermektedir.
Peygamber efendimiz ise hadis-i şeriflerinde:
(Kıyamette Allahü teala, “Melekler, peygamberler ve salihler şefaatlerini yaptılar. Bundan sonra benim büyük rahmetim kaldı” buyurur.) [Buharî],
(Yüz müslüman, bir ölüye şefaat edip cenaze namazını kılarsa, şefaatleri kabul edilir ve ölü mağfiret olur.) [Müslim, Tirmizî, Nesaî],
(Şirkten uzak kırk mümin, bir müslümanın cenaze namazını kılarsa, Allahü teala, muhakkak o müminlerin şefaatlerini kabul ederek, o ölüyü affeder.) [Müslim, Ebu Davud] ve
(Rabbim ümmetimin yarısının Cennete konulmasıyla şefaat arasında beni muhayyer kıldı. Ben şefaati seçtim. Allah’a ortak koşmadan ölen her mümine şefaat edeceğim.) [Tirmizî, İbni Mace],
Buyurmaktadır.
Bütün fıkıh kitaplarında şefaati inkâr eden imamın arkasında namaz kılmanın caiz olmadığı bildirilmiştir.
Bunlardan bazıları;
(Şefaati inkâr eden imamın arkasında namaz kılmak caiz değildir.) (Halebî),
(Şefaati, kiramen kâtibin meleklerini veya rü’yetullahı inkâr edenin arkasında namaz kılmak caiz olmaz. Çünkü o kimse küfür üzeredir.) (Nimet-i İslam) ve
(Resulullah’ın şefaat edeceğine, kiramen kâtibin meleklerine ve Cennetteki rü’yete inanmayan imamın arkasında namaz kılınmayacağı Hülasa’da yazılıdır) (Milel-Nihal) diyor.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.