• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

ŞANLI ECDADIN İ'LÂY-I KELİMETULLAH DAVASI

12 Mayıs 2026, Salı 10:49
ŞANLI ECDADIN İ'LÂY-I KELİMETULLAH DAVASI

İslamiyet yayılırken tarih boyunca büyük sıkıntılar çekilmiş, Sahabe-i kiram, Tabiin ve Tebeu't-tâbiîn radiyallahüanhüm ecmaîn hazretleri ve sonradan gelen kıymetli insanlar dünyanın her yerine mübarek davayı yani din-i İslam davasını kanlarıyla, canlarıyla yaymak için hayatlarından vazgeçerek mücadele etmişler, karşılığında ise ne mal ne mülk ne de şan aramaksınız sadece Allahü tealanın rızasını kazanmak, bir insanın bile ateşten kurtarılmasını sağlamak için kan ve ter akıtmışlardır. Bu uğurda da her şeylerinden vazgeçmişler, yavrularını ve ailelerini Allahü telaya emanet ederek at sırtında adım atmadıkları yer bırakmaksızın Kutuplardan Afrika çöllerine hatta bilinmeyen kıtalara kadar gitmişlerdir. Bu istek ve azim sayesinde bizler de bu topraklarda Müslüman olarak yaşamaya devam ediyoruz. O mübarek insanlar rahatlarından ve huzurlarından feragat etmeselerdi ne bizler bu topraklarda Müslüman olarak yaşardık ne de İslamiyet’in ne olduğunu bilirdik.

Her şeylerini feda eden mübarek insanların davalarını aradan geçen 1500 yıl sonrasında kadife koltuklarda ve sıcak odalarında klavye başında teraziye koymaya çalışan nasipsiz hokkabazların ise bu âlemde olmasa da öbür âlemde büyük bir hesaba çekileceği ve kullandıkları her galiz ifadenin hesabını çok ağır biçimde ödeyecekleri bellidir.

Başta Eshab-ı kiram olmak üzere İslam davasıyla yola çıkan bütün mübarek zatlar geçmişte attıkları tohumların bütün dünyayı yeşerttiğini göremeseler de yapılan her güzel iyiliğin karşılığı onlara sadaka-i cariye olarak yazılmaya devam etmektedir.

Sahabe-i kiram efendilerimiz, yeryüzünü İslam nuru ile donatmak için bütün her şeylerini vermişler, bu mücadeleler sırasında da ya canlarını ya da uzuvlarını o topraklarda bırakmışlar, hülasa kanlarını akıttıkları toprakları vatan yapmışlardır.

Bugün İspanya’dan Amerika’ya, Kutuplardan Afrika çöllerine, Çin hudutlarından Atlas Okyanusu’na kadar bütün cihana yaydıkları İslam davası o bölgelerin insanlarının gönüllerinde filizlenip koca koca çınarlar olarak varlıklarını bugünlere kadar taşımışlardır. İslam davası için her mücahidin mübarek bedeninin bulunduğu topraklar tescilli vatan toprağı, mübarek alınlarını secdeye koydukları her toprak parçası da Müslümanın yeryüzündeki mescididir.

İslam davası uğruna akıtılan her damla kan, dökülen her damla ter o toprakların bayrağına renk verirken, uğrunda can verilen her yer ise vatan toprağı olarak zulme ve karanlığa karşı bir meşaledir. 

Din-i İslam’a Eshab-ı kiram efendilerimizden sonra en büyük hizmeti bir arada yaşadığı milletlerle veren Osmanlı ise 23,5 milyon kilometrekareye ulaştığı topraklarda hem huzurun hem de güvenin sembolü olmuş, bugün bütün dünyanın bir araya gelip de çözemediği meseleleri tek bir elçi ile çözmüş, meseleleri hep suhuletle neticeye ulaştırmıştır. Osmanlı, sahip olduğu  “İnsanlığa Hizmet Davası’nda hep bir adım ileride olmuş, o zamanlarda ulaştığı zirvelere bugün hala ulaşabilen bir güç çıkmamıştır.

Her inançtan insanın sığınağı olup onların saçının teline bile zarar gelmesine müsaade etmeyen ecdadın mefkûresi ise yeryüzünün her yerine İslam davasını ulaştırmak, bunun için de hiçbir maniye fırsat vermeden her adımı aklı ve vicdanıyla atarak geriden gelenlerin de muvaffakiyetle kendilerine bırakılan bayrağı ileriye taşımalarına imkân sağlamaktır. Bu uğurda da hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan sürekli yeni ufuklara yelken açmayı ve bunu da nesillerine vizyon olarak aşılamayı çok iyi başarmış medeniyetin adıdır Osmanlı…

Mübarek sahabelerin bıraktığı İslam davasını bütün cihana yayma kararlığından zerre sapmayan Müslüman Türk milleti de adaleti ve sevgiyi baş tacı ederek bütün yeryüzündeki insanların gönlüne bırakmayı bilmiştir.

ORHAN GAZİ’NİN OĞLUNA NASİHATİ

Büyük oğlu şehzade Süleyman’ın vefatına ziyadesiyle üzülen Orhan Gazi rahatsızlanır. Veliahtlığa getirdiği Murad Han’a şu nasihatlerde bulunur;

“Oğul, saltanatına mağrur olma. Unutma ki, dünya, hazret-i Süleyman’a kalmamıştır. Unutma ki, dünya saltanatı geçicidir, lâkin büyük bir fırsattır.

Allahü teala yolunda hizmet ve Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) şefaatine mazhariyet için, bu fırsatı iyi değerlendir. Dünyaya ahiret ölçüsüyle bakarsan ebedî saadeti feda etmeye değmediğini göreceksin.

Oğul! Rumeli Hıristiyanları rahat durmayacaktır, sen o canibe yürü... Rumeli fethini tamamla... Kostantiniye’yi ya fethet yahut fethe hazırla, civardaki Türk beyleriyle mesele çıkarmamaya çalış.

Ahali her ne kadar bizi istese de başlarında bulunan beyler, beyliklerinden geçme taraftarı gözükmez. Daha bir zaman idare edecekler, lâkin sonunda olmuş meyve gibi avucuna düşecekler.

Anadolu’da gaile çıkmazsa Rumeli işini rahat halledersin. Bu yüzden Anadolu’nun sessizliğini bozmamaya gayret et.

Cennetmekân babam Osman Gazi Han, Söğüt ve Domaniç’ten ibaret bir avuç toprağı beylik yaptı. Biz Allahü tealanın izniyle beyliği hanlığa çevirip sultanlığı ikmal ettik. Sen daha da büyüğünü yapacaksın.

Osmanlıya iki kıta üstünde hükmetmek yetmez. Zira i’lâ-yı kelimetullah azmi dünyaya sığmayacak kadar yüce bir azimdir. Selçuklu’nun vârisi biz olduğumuz gibi Roma’nın vârisi de biziz.

Oğul, Kur’ân-ı kerîm’in ve edille-i şeriyyenin hükmünden ayrılma… Adaletle hükmet… Gâzileri gözet... Dine hizmet edenlere hizmeti şeref say... Fakirleri doyur... Zalimleri ise cezalandırmakta tereddüt gösterme... En kötü adâlet, geç tecelli eden adâlettir. Sonunda hüküm isabetli dahi olsa, geciken adâlet zulümdür. Oğul, biz yolun sonuna geldik, sen daha başındasın. Cenabı-ı Hak saltanatını mübarek kılsın.”

İhlas ve samimiyetle başlayan mübarek ve kutlu yolculuk, 600 yıldan fazla sürmüş, koca çınarın gölgesinde nice insanlar güvenle yaşamışlardır.

Necip Fazıl’ın hocası Seyyid Abdülhâkim Arvâsi hazretleri, Osmanlı’yı sevmenin iman alameti olduğunu, Eshab-ı kiram efendilerimizden sonra İslamiyet’e en büyük hizmeti Müslüman Türk milletinin yani Osmanlı’nın yaptığını ifade buyurmuşlardır. Hepimiz de Osmanlı’yı İslamiyet’e yaptığı hizmetler dolayısıyla sever ve baş tacı ederiz.

Yorumlar

  • yorum avatar
    ramazan pehlivan
    12-05-2026 16:13

    Selçuklu’nun vârisi biz olduğumuz gibi Roma’nın vârisi de biziz.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.