• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

PENCEREDE KALAN GÖZLER

15 Mart 2026, Pazar 00:30
PENCEREDE KALAN GÖZLER

Bayram sabahı…

Güneş doğuyor ama bazı evlerde aydınlık içeri girmiyor. Perdeler aralanıyor, kapı siliniyor, en güzel örtü seriliyor. Yaşlı bir anne, titreyen elleriyle baklavayı dilimliyor. “Torunlar sever.” diyor içinden. Bir baba, bastonuna yaslanıp balkona çıkıyor; sokaktan geçen her arabada bir umut, her ayak sesinde bir heyecan arıyor.

Saat ilerliyor. Telefon suskun. Kapı hâlâ çalmıyor.

Oysa bir zamanlar o evde bayram sabahları yerinde duramayan çocuk sesleri vardı. Yeni ayakkabılar giyilir, şekerler ceplere doldurulur, kahkahalar duvarlara çarpıp geri dönerdi. Anne mutfaktan seslenir, baba harçlıkları hazır ederdi. Ev, sadece bir mekân değil; kalplerin aynı ritimde attığı bir yuvaydı…

Şimdi o çocuklar büyüdü. Başka şehirlerde, başka hayatların içinde savruldular.

Bayram, onlar için çoğu zaman bir tatil takvimine dönüştü. Uçak biletleri alındı, otel rezervasyonları yapıldı, deniz kenarında kahvaltı sofraları kuruldu. Fotoğraflar paylaşıldı: “Bayram kaçamağı.” Altında gülümseyen yüzler… Ama o karelerde eksik bir şey var. O fotoğraflarda, pencereden yol gözleyen bir anne yok.

Yaşlılık zor bir imtihandır. Ama en zoru beklemektir. Çocuklarını dokuz ay karnında, bir ömür kalbinde taşıyan bir annenin bayram sabahı tek dileği vardır: “Kapı çalsın.” Bir babanın en büyük zenginliği, evladının eşiği aşarken “Baba!” diye sarılmasıdır. Onlar hediyeye, pahalı sofralara değil; bir çift elin ellerini tutmasına, bir başın omuzlarına yaslanmasına muhtaçtır.

Bayramın anlamı yavaş yavaş siliniyor. Şekerlerin tadı aynı, takvim aynı; ama ruh başka. Çünkü bayram, bir araya gelmekti. Küslükleri bitirmekti. Büyüklerin elini öpmek, küçüklerin başını okşamaktı. Şimdi çoğu evde bayram, kısa bir telefon konuşmasına sığdırılıyor:

“Anne, bayramın mübarek olsun. Bu sene gelemiyoruz.”

O cümlenin ardından gelen sessizliği kimse duymuyor. O sessizlikte bir annenin yutkunduğu, bir babanın gözlerini kaçırdığı bilinmiyor. “Canları sağ olsun.” diyorlar. “Yeter ki mutlu olsunlar.”

İşte anne baba yüreği böyle bir şey… Kırılır ama beddua etmez. Bekler ama vazgeçmez.

Belki kimse kötü değil. Hayat hızlı, yollar uzun, sorumluluklar ağır. Ama bazen insanın içini acıtan soru şu oluyor:

Deniz kenarında geçirilen birkaç gün mü daha kıymetli, yoksa yıllarca seni beklemiş bir kalbin duası mı?

Bir gün roller değişecek. Bugün “gelemiyoruz” diyenler, yarın kapıya bakacak. O zaman anlaşılacak ki bayram; tatil değil, vuslattır. Bayram; takvimdeki kırmızı gün değil, anne babanın gözündeki ışıltıdır. Ve o ışık söndüğünde, en güzel tatiller bile insanın içindeki boşluğu doldurmaya yetmez.

Bayram belki hâlâ geliyor. Ama asıl mesele, bizim gidip gitmediğimiz. Çünkü bazen bir yolculuk, bir ömrün en büyük vefası olur.

Anne baba duası gibi bir hazineyi ancak mezarları başında gözyaşı dökenler bilir…

Yorumlar

  • yorum avatar
    İsmail saçal
    15-03-2026 13:28

    Mükemmel

  • yorum avatar
    Mustafa işli
    15-03-2026 13:25

    Bayrmlarda Sürurun vefanın neşenin daha çok yaşanması dileğiyle Hayırlı Bayramlar

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.