• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

PEKİ PSİKOLOJİ?

01 Şubat 2026, Pazar 01:21
PEKİ PSİKOLOJİ?

Günümüzde psikoloji, yanlış şekilde “Ruh bilimi” olarak anılsa da esasen nefs bilimi diye tanımlamak daha isabetli olur. Arapçada zaten “ilmünnefs” ifadesi vardır ki doğrudan psikoloji için kullanılan “nefs ilmi” manasına gelir. Kur’an-ı Kerîm’de de bildirildiği üzere ruh, maddî âlemin sınırlarını aşan, hakkında çok az bilgi sahibi olduğumuz bir varlıktır. Bu sebeple ruh, bilimin inceleyebileceği konuların ötesindedir. Bilim, ancak maddî verilerle ilgilenebilir ki nefs de bu yönüyle bilimin çalışma alanına girebilir. Ruh ise bütünüyle metafizik (üç boyutlu kâinata sığmayan) bir cevherdir. Ölçülemez ve deneyle incelenemez.

Bazen, “psikolojisi sağlam fakat kalbi kararmış” bir insanla karşılaşmak mümkündür. Beynindeki kimyasallar denge hâlinde olabilir; kendine güvenen, problemsiz görünen birisi olabilir. Ancak Allahü Teâlâ’dan uzaktır, maneviyattan habersizdir. Bunun tam tersi de vâkidir: Kalbi aydınlık, Rabbini tanıyan ve seven bir kişi, geçici zihinsel rahatsızlıklar veya kimyasal düzensizlikler yüzünden psikolojik problemler yaşayabilir. Meşhur “meczup” insanlar buna örnektir; kalbi temizdir ama madde tarafında dengesizlikler yaşayabilirler.

Burada kritik bir nokta var: Şu gördüğümüz milyarlarca çeşit madde, nasıl ki aslında periyodik tablodaki 118 elementin milyonlarca kombinasyonundan meydana geliyor, aslında nefsin de sınırsız görünen istekleri, beyindeki birkaç temel kimyasalın (dopamin, serotonin, oksitosin, endorfin vs...) farklı miktar ve kombinasyonlarda salgılanmasıyla ortaya çıkıyor gibi görünüyor. Binlerce psikolojik durum, beyinde belirli bir nörotransmitterin eksikliği veya fazlalığıyla ilişkilendirilebiliyor.

İnsan beyninde, milyarlarca “nöron” yani sinir hücresi vardır. Her mesaj hücrenin içinde elektrikle ilerler, nöronlar arasına geldiğinde ise “sinaps” ismi verilen minicik boşluklardan kimyasallar salgılanarak öteki nörona aktarılır. Nefisle ilgili meselelerin başlangıcı çoğunlukla bu sinapslarda döner. Zira nöronlar, birbiriyle sinapslarda dolaşan kimyasallar demek olan “nörotransmitter” vasıtasıyla konuşur. Dopamin, serotonin, oksitosin ve endorfin gibi “mutluluk hormonları”5 diye bildiğimiz kimyasalların pek çoğu, “haz” olarak algıladığımız durumların tam ortasında yer alır. Nefs, işte bu mekanizmaları istismar ederek insanı anlık zevklerin peşinde sürükler.

Ancak unutmayalım ki bu nörotransmitterler veya beyin mekanizmaları bizzat zararlı değildir. İnsanın kendisini, “sırf haz için” yanlış yollara sokması tehlikeli olur. Nefis de tam burada devreye giriyor: Fıtrattan gelen içgüdüleri, sınır tanımaz bir hırsa dönüştürmeye meyilli bir kuvvettir.

Bizim maksadımız bu kimyasalları Rabbimizin rızasına uygun olarak salgılatarak hem bu dünyada hem de ahirette mutlu olabilmektir.

------------------------------

5 Hormon, kanda dolaşan, nörotransmitter ise sinapslar arasında bilgi nakletmeyi sağlayan kimyasalların özel isimleridir. Bu sebeple haz nörotransmitteri demek daha doğrudur. Ama halk arasında galat olarak mutluluk hormonları diye meşhur olduğundan kitap boyunca çoğunlukla “mutluluk hormonları” olarak kullandım.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.