• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

MEDENİ (!) ÜLKELERİN KABARIK SABIKA DOSYALARI

10 Şubat 2026, Salı 02:18
MEDENİ (!) ÜLKELERİN KABARIK SABIKA DOSYALARI

“Batılıların Müslüman Katliamı, Aktardıkları Yanlış Tarih ve Dezenformasyon”

Tarih boyunca her türlü savaşın, şiddetin ve olumsuzluğun safında yer alan Batı, bugün de yakın geçmişte de insanlığın hayrına ortaya koyduklarından ziyade, verdiği zararlarla gündeme gelmeye devam etmektedir. Hele ki bugünlerde Jeffrey Epstein adlı sapık bir pedofili suçlusunun ardından tartışılan dünya düzeninin başrol oyuncuları olan sapkın kişiliklerinin ruh haritasının gölgesinde Batının sabıka dosyasını açıyoruz. Bu konuda gizli kapaklı, bilinen/bilinmeyen, konuşulan/konuşulmayan, saklanan ne varsa hepsini haftalık olarak sizlere sunacağız…

Öncelikle şunları dikkatinize sunmak istiyoruz…

Dünyanın sahasında en iyi buluşlarını yaptığı, eğitimde en nitelikli süreçleri yaşayan ülkelere sahip olduğu, insan odaklı bir anlayışı geliştirdikleri iddia edilen atılımların başlangıç noktasının hep Batı ülkeleri olduğu propagandası tabii olarak insanların da algılarına yerleşmiş, olumsuzlukların da üzeri bu sayede profesyonelce örtülmüştür. Haklı olarak da insanlar yapılan şedit ve tesirli propagandalar sebebiyle sürekli proje konumunda olan ülkeleri ve milletleri suçlama eğilimine girmekte, “onlar da kendilerini kullandırmasalardı canım!” deme psikolojisini bir hastalık gibi bünyelerinde taşımaktadırlar. Haklı veya haksız olduğuna bakmaksızın yapılan bu propagandaların da maalesef çok tesirli neticeler verdiği de bir hakikat!

Bu propagandalara alet olanlardan da şu sualin cevabını istemek bir hak olsa gerek!

“İlk sual şu…. Dünyanın en tesirli, insan odaklı ve gelişmiş eğitim sistemine sahip olduğu, en iyi demokrasi, en ideal hayat tarzı, en mükemmel insanların yetiştiği iddia edilen on milyonlarca nüfusa sahip ülkelerin insanlarından şimdiye kadar kaç yüz bin kişi sokaklara çıkıp “niye biz ülke olarak hep savaşın, gözyaşının ve zulmün safında veya yanında yer alıyor, hep kötülük ve zalim düzenlerin mimarı olarak anılıyoruz?” diyerek ülkelerindeki düzeni sorgulayarak protesto etmiştir?

İkinci sual ise şu… Birileri çıkıp proje konumunda olan zayıf ülkeleri suçlayarak ‘onlar da sürekli kendini kullandırmasalardı, başkalarının proje sahası olmasalardı, kendilerini kullandırmasalardı’ diyebilir. Bunlara ise şunu sormak lazım; ‘birilerinin güçlü olması; onlara beceriksiz, başarısız ve güçsüz olanları kullanma hakkı verir mi? En ideal eğitim sistemlerinden geçtiği iddia edilen çağdaş, demokratik, insan hakları canlısı, ideal (!) düzenleri dizayn eden malum anlı şanlı güçlü devletlere, mazlumların ve zayıfların çelimsiz/zayıf omuzlarına basarak yükselme hakkı verir mi?”.

(Bu suali, özellikle en mükemmel düzenlere sahip olduğu iddia edilen Batının o sistem dizayn etme meraklısı, insan odaklı o şanlı global kurumların kurucusu, medeniyet (!) canlısı, sözüm ona hümanist, çağdaş ve barışsever ülkelerinin insanlarına soruyoruz)

Ne zaman bu suallere mantıklı ve tatmin edici cevap verilebilirse o zaman bu suallerin şeklini yeniden değiştirebilir veya tartışabiliriz?

Şimdi sürekli savaşın ve kavganın safında yer alan, sırf güçlü bir ekonomiye ve askeri yapıya sahip olduğu için sesi yüksek çıkan ve kuralları istediği gibi koyup istediği gibi değiştiren, dünyanın geri kalanından büyük (!) olduğu iddia edilen 5 daimî üye ülkenin, kâğıt üzerinde faal oldukları söylenen aslında hiçbir işe yaramayan, insanları korumakla mesul (!) şanlı kurumların sahiplerinin sabıka dosyalarına bir bakalım…

Önce geçmiş asırlardan başlayalım…

Haçlı Seferleri ile Müslümanlardan öğrendikleri pusula sayesinde bütün dünyayı elden geçiren Batılılar, gittikleri yerlerin yerli halkına hem soykırım uygulamışlar hem de onları gemilerle Avrupa’ya taşıyarak boğaz tokluğuna en ağır işlerde çalıştırmışlar, ülkelerini de yağmalamışlardır. Mesela bunlardan biri Amerika kıtasındaki Kızılderelerin başına gelenlerdir.

Orta çağın sömürge ülkeleri olan Venedik ve Cenevizlilerden zulüm ve hırsızlık mirasını devralan Portekiz ve İspanyollar bütün dünyanın iliğini sömürmüşlerdir. Bunlardan biri de Amerika Kıtasıdır.

Sömürmek için gittikleri yerlerin öncelikle halkını toplu katliamlardan geçiren maksatlarına ulaşmak için de bunu meşru gören Batılı haydutlar... Dünyanın en büyük kaşiflerinden sayılan azılı haydut Kristof Kolomb… Hayatı gittiği yerlerin halkını toplu katliamlardan geçirme üzerine verdiği emirlerle dolu zalim kâşif… Ders kitaplarımızda sadece “Amerika’yı keşfetmiş ama yeni bir kıta olduğunu anlayamamış!” diye masum masum anlattığımız azılı haydut, Kızılderililer için günlüğünde bakın ne yazıyor; "Bunlardan çok iyi hizmetkâr olur. Sadece elli kişiyle bütün bu yerlilere kolaylıkla boyun eğdirebiliriz ve istediğimiz her şeyi yaptırabiliriz.". Dediğini de en şedit şekilde yapmıştır. İtiraz edenleri ise diri diri yakmaktan çekinmemiştir. Bu azılı haydut ve ekibi, oralara gidene kadar dünya nüfusunun 5'te birinin Kızılderili olduğu, sayılarının 70 milyonu geçtiği,1492'den sonra da nüfuslarının hızla eridiği ve bugün neredeyse yok denecek kadar azaldıkları kaynaklarda belirtilir.

Zamanının din adamlarından sayılan ve zulüm karşısında el çırpıp heyecanını şarap kadehlerini tokuşturarak paylaşan Papaz Bartolome de Las Casas, diri diri yakılan insanlardan, kocalarının önünde namusuna saldırılan hamile kadınlardan, vahşice öldürülen çocuklardan, çarmıha gerilip şarabına iddiaya girilen mazlum insanlardan şu şekilde bahseder; “sırf eğlenmek için kadın erkek ayırımı yapmadan Kızılderililerin ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm''. İşte Batının hakiki yüzü… Tarih boyunca da hep böyle olmuştur.

Tarihçiler ve bu işin mütehassısları; Kızılderili soykırımının, Nazilerin Yahudilere yaptıklarından çok daha vahşi bir soykırım olduğunu belirtirler… Ayrıca daha da şaşırtıcı olanı dünyada ilk kez bir biyolojik ve kimyasal silah ABD tarafından Kızılderililer üzerinde uygulanmıştır. Bu tarihi vesika da çok üzerinde durulmayan bir hakikattir. Ayrıca ABD, sürgüne gönderdiği Kızılderililerin toplu ölümü için de elbiselerine virüs sıkarak onların vebadan ölümünü sağlamıştır. Bundan dolayı binlerce insan çırpına çırpına hayatını kaybetmiştir. Ayrıca ABD, Kızılderililerin beslenme kaynaklarını zehirlemiş, onların tabiatta doğal usullerle avladıkları hayvanları da öldürerek yiyeceğe ulaşmalarına mâni olmuş, onların çoluk çocuk açlıktan ölmelerini sessizce izlemişlerdir.

Amerikalıların her yıl 12 Ekim tarihinde Şükran günü olarak kutladıkları gün ise Kızılderililer için Yas ve matem günüdür. Çünkü o tarihte binlerce masum Kızılderili toplu katliamdan geçirilmiştir.

Meşhur ilim adamımız Prof. Dr. Fuat Sezgin’in de dediği gibi pusulayı kullanan, dev kalyonlara da sahip olan, Batılılardan yüzyıllar önce bilim ve teknolojide zirveleri gören Müslümanlar, Amerika kıtasına Batılılardan yıllar önce gitmiş, İslamiyet’in irşat politikasını orada da uygulamışlardır. Bu sebeple, İslamiyet’le tanışıp iman eden çok sayıda Kızılderili’nin Batılılar eliyle toplu katliamdan geçirilmiş olması, bugünün dünyasında gözden kaçırılmaması gerek bir konudur. Zira Kristof Kolomb’un günlüğü incelendiğinde kendisinin buranın yeni bir kıta olduğunu anlayamadığını göstermektedir. Çünkü İslam harfleriyle yazılmış kabir taşlarının varlığından bahsetmesi, burasının Müslümanların yaşadığı Asya veya Afrika toprakları olduğunu zannetmesine sebep olmuştur. Netice itibariyle; Batılıların ifadesiyle, Kolomb’un Amerika kıtasının yeni bir kıta olduğunu anlayamadığı kendisi gibi İtalyan asıllı olan Amerigo Vespucci (Americo Vespucio)’nin burasının Asya’dan farklı bir kıta olduğunu belirttiği literatüre girmiş, isminin bugün “Amerika” olarak kalmasının da Vespucci sebebiyle olduğu ifade edilmiştir. Şu da üzerinde dikkatle durulması gereken bir konudur ki Batılıların Kızılderililer üzerinde yaptığı katliamlar aslında daha öncesinden İslamiyet’le şereflenen ve o bölgelerde evlilikler yoluyla çoğalan Müslüman topluluklarının da katliamıdır. Bu da Batılı ve yerli araştırmacıların son zamanlarda dikkatini çeken önemli bir konu olarak durmaya devam etmektedir.

Batılıların sabıkalarla dolu dosyalarını incelemeye devam edeceğiz inşallah…

Yorumlar

  • yorum avatar
    Nafiz BUĞDAYLI
    10-02-2026 11:08

    Allahü teala razı, sağlık, afiyet, huzur versin, yar ve yardımcınız olsun, iki cihan saadeti ihsan, İMAN selameti versin efendim. Yüreğinize, ellerinize, kaleminize sağlık Abim. Çok teşekkür ederim efendim.. Selamünaleyküm

  • yorum avatar
    Ahmet
    10-02-2026 10:53

    Hocamız dünyayı sarsan güncel konuları yazmış hakiki İlim adamlarının yazarların gündeminde bu konuların olması lazım algı yönetimi ile dünyayı yönetenlerin Türk insanı nezdindeki gerçekliğine organize olarak akademisyenler devlet ve sivil toplum örgütleri günlük hatırlatarak Türk toplumunun süratle kendine gelmesi sağlanmalıdır.

  • yorum avatar
    Elif Türk
    10-02-2026 07:01

    Kaleminize sağlık hocam. Günümüzde Batıya özenen ve onlar gibi olmak isteyenlere çok güzel cevap niteliğinde olmuş.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.