• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

KÜÇÜK EV BÜYÜK TUZAK

22 Ocak 2026, Perşembe 09:22
KÜÇÜK EV BÜYÜK TUZAK

Bu başlık iki hafta evvel Medyamit yazarlarından sevgili Muammer Erkul abimin bir yazısının başlığıydı.

Türkiye’de bir dönem çok meşhur olan Küçük Ev dizisinden mülhem Amerikan ailesiyle kıyaslayıp son 70 yıldır Türk ailesinin maruz kaldığı nüfus çarpıklığını kendine has uslubuyla pek güzel ifade etmişti.

Başlığını çaldığım için kendisinden özür dileyeyim öncelikle.

Ama ben konunun farklı bir boyutuna dikkat çekmek için bu başlığı aldım. Son yüzyılımız içinde klasik Osmanlı-Türk mimarisinden, mahalle ve ev/konak kültüründen uzaklaşıp, Batı tarzı yerleşim yerleri inşaa etmeye başlamamızla yozlaşan mahalle kültürü ve aile yaşayışına dikkat çekmek istiyorum.

Tanzimatla başlayan Batıya öykünme hastalığımız, maalesef iyi yönlerini, ilmi ve fenni buluşlarından ziyade kötü bir görsel taklitçiliğine evrildi.

Cumhuriyetle birlikte bu resmi devlet politikası oldu.

Kılık kıyafet/şapka kanunu gibi absürtlükler, devletin kurmuş olduğu radyo, tv gibi kurumlar başta olmak üzere, sinema, tiyatro ve diğer temsili kurumlar bilhassa bu öykünme hastalığında birbirleriyle yarıştılar.

Bu sanat edebiyatla sınırlı kalmadı tabi.

Maalesef bilhassa yeni devlet kurumlarının inşaası başta olmak üzere bütün mimari yapımıza da egemen oldu. İç karartan devasa yapılar ortaya çıktı.

Geniş ve ferah Osmanlı mekanları yerini birbiri üzerine çöken binalara terk etti.

Evlerde nasibini aldı.

Babaanne ve dedenin baş köşesine kurulduğu, amca ve hatta halaların beraber oturduğu, yaz günlerinde çocukların serinliğinde vakit geçirdiği, kışlıkların hazırlandığı taşlıkları olan, hep beraber ramazan için börek, baklava ve ekmeklerin yapıldığı aşhanelerin olduğu konaklar birer birer yıkıldı.

Bugün Safranbolu, Boyabat, Taraklı ve bazı şehirlerde turist olarak müze gibi bu evleri gezerken sanki koşuşan çocukların, büyük babanın üşüyen ayakları için mangalı getirin diye seslenen büyükannenin, merdivenlerinde telaşla koşuşan genç gelinlerin sesini duyar gibiyiz.

Yeni ve modern hayatın bize sunduklarına bakalım. 50 dairelik, biri birini tanımayan apartmanlarda, tıkış tıkış dairelerde amcasız dayısız, büyük babasız, büyük şehirlerin trafiğinden bitap düşmüş yorgun ve gergin insanlar yaşıyor.

Oğlu ya da kızı okuldan eve kazasız belasız dönecek mi endişeli ebeveynler.

3+1 evlerden artık 1+1 hatta 1+0 evlere doğru küçülmeye devam ediyor maalesef.

Ocağı tüten evlerden, yemek firmalarından sipariş verilen ocaksız mini dairelere evrildi hayatımız.

İnsanlar geçmişleriyle, akrabalarıyla gittikçe köprüleri atıyor, ya da uzaklıktan dolayı maalesef görüşmeye fırsat bulamıyor.

Bazıları diyecektir ki bu zamanın getirdiği bir mecburiyet. Çocuklar ayrı şehirlerde okullarda, yeni atanan bir memur bir başka şehirde olunca kaçınılmaz olarak tek kişinin yaşayabileceği küçük evler rağbet görüyor.

Bahanelerin ardına sığınmaya gerek yok. Kendi medeniyet kodlarını terk edip Batı medeniyetinin kötü bir taklitçisi olduğunda bu savrulmalar, çarpık yapılaşmalar da olacak tabi.

Esas sorun kendi medeniyetimizi inşaa edemeyişimiz.

Ya da kendi medeniyetimize sırtımızı döndük.

Mekan medeniyetin ölçüsüdür.

Yıllarca filimlerde, yazılarda küçümsenen “mahalle kültürü ve baskısı” aslında toplumsal otokontroldür. Asla kötü değildir.

Ben ve benim neslim kolay kolay okula giderken servis aracı kullanmadık, bilmezdik.

Bizim köyde kadınlar sabah hayvanlarını otlağa salarken ve akşam üzeri de gelirken karşılarlardı.

Şimdi benim köyümün yeni nesil kadınları sabah akşam çocuklarını okula bırakıp, alıyor.

100 metre ötedeki evine çocuklar gidemiyor mu?

Çünkü o güvenlikli mahalle kültürünü elbirliğiyle katlettik.

Son söz:

Eğitimde, sanayide, esnaflıkta, velhasıl her şeyde hatta mekanlarımızın inşaasında da kendi medeniyet normlarımızı tespit edip yeniden o kodlara dönmeli ve geleceğimizi o şekilde inşaa etmeliyiz.

Yoksa yarın bugünden daha kötü olacak!

Yorumlar

  • yorum avatar
    Muammer Erkul
    22-01-2026 13:58

    Eline sağlık Orhan abi, bu konu ne kadar yazılsa bitmez ve ne kadar dertlensek az gelir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.